İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Okuma Listeleri
  3. BİR ZAMANLAR YASAKLANMIŞ KİTAPLAR DİZİSİ – 1

BİR ZAMANLAR YASAKLANMIŞ KİTAPLAR DİZİSİ – 1


Farklı nedenlerle yasaklanmış, okuruyla arasına çeşitli engeller konmuş ve hemen hemen herkesin hayatında, düşünce ve iç dünyasında bir biçimde yer edinmiş kitapların bir kısmını listelemeye çalıştık.

Yasaklanmaları her ne kadar o zamanlar için geçerli bir sebep olsa da herkes fikrini ve hayallerini olduğu gibi yansıtabilmeli. 

Seçilmiş Kişi

Sonra döndü ve onu yalnız başına, yüzü kalabalığa dönük ayakta dururken bırakarak, sahneden ayrıldı. Kalabalık aynı anda hep birlikte adını mırıldanmaya başladı.

“Jonas.” İlk başta fısıldıyorlardı. Zorlukla duyuluyordu, sesleri bastırılmıştı. “Jonas, Jonas.”

Sonra daha yüksek sesle ve hızla devam etti.

“JONAS. JONAS. JONAS.”

Adının bir ağızdan söylenmesinden, Jonas, topluluğun kendisini ve yeni görevini benimsediğini, yeni bebek Caleb’e verdiği gibi kendisine de yaşam verdiğini biliyordu. Göğsü minnet ve gururla kabarmaştı.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 1 – seçilmiş kişi
Yazar: Lois Lowry
Çevirmen: Esra Davutoğlu
Yayınevi: Arkadaş Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 176

Kafesteki Kuş Neden Şakır, Bilirim

Maya Angelou bileğinde “İlgiliye” yazan bir etiketle, büyükannesi Bayan Henderson’a teslim edilmek üzere, kardeşi Bailey ile Arkansas’a yollandığında üç yaşındaydı. İki kardeş terk edilmişliğin acısını üzerlerinden atamadan ırkçılığın nefretiyle yüz yüze geldi. Büyükanneleri çocukları kanatları altına aldı. Fakat sadece kısa bir süre için. Zira Maya’nın zorlu yolculuğu daha yeni başlıyordu…

Kafesteki Kuş Neden Şakır, Bilirim otobiyografik bir roman: Yazar, şair, şarkıcı, dansçı, oyun yazarı ve öğretmen Maya Angelou’nun yedi kitaptan oluşan sıradışı ve ilham verici yaşamöyküsünün ilk cildi. Savunmasız, şiddet gören küçük bir kızın, ırkçılık ve bağnazlıkla savaşarak güçlü bir karaktere; onurlu ve göz kamaştırıcı bir genç kadına dönüşmesinin öyküsü.

İlk kez 1969’da Amerika’da yayımlanan Kafesteki Kuş Neden Şakır, Bilirim milyonlarca okurun kalbine dokunmuş ve düşüncelerini değiştirmiş, dünya çapında sevilen bir modern klasik. Ve tıpkı çocukluk gibi; üzerinden yıllar geçse de hatırlanacak, hem neşeli hem de yürek burkan anılarla dolu.

“Angelou yaşamıyla yüzleşirken öyle ağırbaşlı, öyle etkileyici ki Kafesteki Kuş Neden Şakır, Bilirim insanı yaşama karışmak üzere özgür kılıyor.”

JAMES BALDWIN

“Hem dokunaklı hem de komik.”

THE NEW YORK TIMES
bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 2 – kafesteki kuş neden şakır bilirim
Yazar: Maya Angelou
Çevirmen: Sinem Er
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 280

Lolita

“Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-Li-Ta”

Sayfa 7

“Lolita okuru her zaman sarsacaktır.”

Brian Boyd

“Lolita’yı okumaya karar verdiğinde, lütfen onun son derece ahlaki bir kitap olduğunu unutma.”

Vladimir Nabokov (Edmund Wilson’a Bir Mektubundan)
bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 3 – lolita
Yazar: Vladimir Nabokov
Çevirmen: Fatih Özgüven
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 364

Alaska’nın Peşinde

İlk içki, ilk şaka, ilk dost, ilk aşk, son sözler…

Miles Halter, ünlülerin son sözlerine bayılan, sıradan bir gençtir. Evindeki güvenli hayata katlanamadığından François Rabelais’nin ölmeden hemen önce “Büyük Belki” olarak betimlediği bilinmezin ne olduğunu bulabilmek için yatılı okula yazılır. Onu Culver Creek Lisesi’nde, aralarında Alaska Young da olmak üzere pek çok şey beklemektedir. Zeki, komik, son derece seksi ama bir o kadar perişan halde olan Alaska, Miles’ı kendi labirentine sürükleyecek ve “Büyük Belki” arayışında ona yol gösterecektir.

Michael L. Printz Ödülü’ne layık görülen Alaska’nın Peşinde, bir hayatın başka bir hayat üstünde ne kadar kalıcı izler bırakabildiğini muhteşem bir dille anlatıyor. Pek çok ödül sahibi John Green’in bestseller olan bu kitabı, çağdaş kurgu kitaplar arasında çığır açan yepyeni bir ses.

“Bu harika öyküyü okuyan kızlar hüzünlenecek, erkekler Alaska’nın vanilya ve sigara kokusunda aşkı, tutkuyu ve özlemi bulacak.”

Kirkus

“Holden Caulfield’ın ruhu hayat bulmuş.”

Kliatt

“Bu kitabı diğerlerinden ayıran, Miles Halter’ın zeki, öngörülü, acı dolu fakat güçlü sesi.”

Chicago Tribune

“Hem komik hem hüzünlü, ilham veriyor ve meraklandırıyor.”

Bookpage

“Muhteşem bir son… bu kadar iyi bir kitaba yakışıyor.”

Philadelphia Enquirer

“Sevimli ve fazla alçakgönüllü esprilerle dolu… Yazar, Alaska’nın karanlığını sevecen ve bir o kadar enerji dolu bir ışıkla aydınlatıyor.”

School Library Journal

“John Green çok etkileyici bir roman yazmış. Hayat, sevgi ve insan olmanın gizemleriyle dolu labirente balıklama dalıyor. Bu kitap hayatınıza dokunacak, o yüzden sakın oturarak okumayın! Ayağa kalkın ve’Büyük Belki’ye doğru bir adım atın.”

K. L. Going, Michael L. Printz Onur Ödüllü Yazar
bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 4 – alaskanın peşinde
Yazar: John Green
Çevirmen: Çiçek Eriş
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 320

Asılacak Kadın

Asılacak Kadın, yayımlandığı ilk günden büyük ses getirmiş, gerek anlatım tekniği gerekse kadının toplumda konumlandırılmasına ilişkin cesur tavrıyla Türkçe edebiyatın klasikleri arasına girmiş bir roman. Nicesini gazetelerin iç sayfalarında okuyup geçtiğimiz bir cinayeti ele alan Pınar Kür, kadına karşı örülmüş yargının ardında yatan toplumsal dokuyu da tüm gerçekliğiyle masaya yatırıyor.

“Her biri kendi iç bütünlüğünde, alabildiğine öznel tutulan üç söylem: Çıkarını ‘ortak bilinç’in çıkarıyla bütünleştirmiş Faik İrfan Elverir’in insanlıktan soyutlanmış söylemi. Cinsel bir nesne, somut bir çaresizlik, tam bir kurban konumuna yargılı Melek’in, sesi olmayan söylemi.Ve şaşkın, toy bir iyi niyetin çıkmazında bocalayan Yalçın’ın edilginliği aşamayan bilincinden yansıyan söylemi. Bu üçünün, romanın ana sözü bakımından, neredeyse önemini yitiren bir kilit olay (yalı cinayeti) çevresinde sarmallanmasından bir o kadar nesnel bir mesaja ulaşılıyor. Pınar Kür’ün, yürekli bir toplumsal eleştiriyi yazının olanaklarıyla bağdaştırdığı bu roman, kadının, dolayısıyla da elbet insanın onurunu tehdit eden yozlaşmışlıktan bir kesiti sorguluyor.”

Füsun Akatlı
bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 5 – asılacak kadın
Yazar: Pınar Kür
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 152

Uçurtma Avcısı

Emir ve Hasan, Kabil’de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk… Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir’le Hasan’ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California’ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan’ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları… Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

Uçurtma Avcısı’nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü…

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 6 – uçurtma avcısı
Yazar: Khaled Hosseini
Çevirmen: Püren Özgören
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 375

Damızlık Kızın Öyküsü

Hiç kimsenin yüreği mükemmel değildir.

“Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu.”

Kadın, “bunaltıcı düşlerden uyandığı” bir sabah, hiçliğe dönüşmüş olarak buldu kendini. Artık bir adı yoktu, düşüncesi, benliği, arzusu yoktu ama bir rahmi vardı. Yaşamını kolonilere sürülmeden, öldürülmeden, Damızlık Kız olarak sürdürmesini sağlayan rahmi. Artık âşık olmayacaktı, sevmeyecekti, onaylanmış bir dilin ötesine geçmeyecekti. Duvarlara asılmış sıra sıra cesetler, tek gerçeğin savaş ve üreme olduğunu hatırlatıyordu. Özgürlük hatırlanmayacak kadar uzaktaydı…

Margaret Atwood’un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakâr bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin  ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin.

Anlatılan bizim hikâyemizdir!

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 7 – damızlık kızın öyküsü
Yazar: Margaret Atwood
Çevirmen: Sevinç Altınçekiç, Özcan Kabakçıoğlu
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı: 384

Sırça Köşk

1947 yılında yayımlanan Sabahattin Ali’nin birkaç kısa öyküsünden ve “büyüklere masallar” şeklinde tabir edilebilecek masallarından oluşan Sırça Köşk, dönemin devlet yönetimine ve düzenine eleştirel bir bakış sunmaktadır. Kitap, bir dönem yasaklı kitaplar arasında bulunmuştur.

Sırça Köşk, Onca Tapınç editörlüğünde Yapı Kredi Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluşmaktadır. Kitabın kapak tasarımı Nahide Dikel’e aittir.

Kitaptaki öykülerden ve masallardan birkaç örnek:

“Can Kurtaran” adlı öyküsünde yazar, kaderine boyun eğmiş bir kadının hikayesini anlatıyor.

“Bir akşam üzeri Anadolu köylerinden birindeki küçücük bir kulübeden canhıraş çığlıklar yükselmektedir. Doğumunu bir türlü gerçekleştiremeyen Asiye, ikindiden beri deyim yerindeyse ölümden beter doğum sancıları çekmektedir. Köyün ebesi bir şey bulamamış, komşu köyün ebesini de çağırtmıştır. Asiye’nin kocası İbrahim ise, çaresizliğin verdiği ağır başlılıkla, evin kapısı önüne çökmüş, bir haber beklemektedir. Komşu köyün ebesi içeri girdiğinden belli ise kızın çığlıkları iyice artmıştır. Sonunda iki ebe birden dışarı çıkar ve İbrahim’e doğumu gerçekleştiremediklerini, kızı şehire götürmesi gerektiğini, yoksa bebeğin de anasının da öleceğini söylerler. İbrahim de çaresiz öküz arabasının arkasına attığı döşek ve yorganın üstüne gencecik karısını da koyar ve yollara düşer. Sabaha karşı hastaneye vardığında ise ümidi iyice kırılmıştır. Çünkü alanı olmadığı halde birçok ameliyat yaptığı için daha önceden şehirdeki özel muayenehanenin sahibi, Doktor Mutena Cankurtaran tarafından şikayet edildiğinden, ameliyat yapamayacağını söyler. Ne kadar yalvarıp yakarsa, oraya verecek parası olmadığını söylese de, doktoru ikna edemez. Bunun üzerine Asiye’yi aldığı gibi Mutena Cankurtaran’a götürür. Fakat bu doktor da çok para istemektedir. Doktorla bir kağıt imza atarak  Asiye’yi hemen ameliyata almalarını, öküzlerden birini satıp döneceğini söyler.

Döndüğünde bebeğinin öldüğünü, karısının ise iyi olduğunu öğrenir. Fakat doktor ölü bebeği çıkardığı için de ayrıca para istemektedir. İbrahim diğer öküzü, arabayı ve hatta içindeki yatak yorganı da satar ama parayı birleştiremez. Doktor Mutena Cankurtaran da Asiye’yi İbrahim’e vermez. Asiye hasta haliyle muayenehanede çalışmaya, geceleri ise pis bir döşekte yerde yatmaya başlar. İbrahim sürekli gidip gelmekte, karısını almak için elinden geleni en iyisi yapmaktadır. Fakat doktor nuh der peygamber demez. Sonunda bir gün canına tak eden İbrahim doktorun karşısına çıkar ve Asiye’nin hayrını görmesini, köyde başka kadın mı olmadığını söyler. Sinirle kapıyı çeker ve çıkıp gider. O sırada doktorun kapısına sinmiş ağlayan Asiye’yi görmemiştir bile. Asiye, gece yarısı ağlayarak hastaneden kaçar ve yalınayak köyün uzun yolunu tutar. Bir yandan ağlayıp, bir yandan İbrahim’in sözlerini tekrar etmektedir: “Bana köyde karı yok, a!” Bu sırada açılan yarasından oluk oluk kan akmaktadır. Sabaha karşı köylüler onu bulduğunda, çoktan ölmüştür.”

“Namuslu adam kalmamış bu dünyada iki gözlüm. Müslümandır, namazında, orucundadır, hakkımızı yemez diyorduk ama; biz onun hatırını saydıkça o, bizim tepemize bindi. Eh, artık çoçuk değiliz , yemiyoruz bu numraları, değil mi ya ? … Bak, anlatayım sana başindan da, bana hak ver. Mektebi biteremedi peder ne kadar gayret ettiyse olmadı işte. Binbaşiydı kendisi…  Süvariydi ama , avantanın yolunu bulurdu. Adanadolu’yu gezdik, dolaştık, her yerde paşa çoçuğu gibi yaklaştık. Hangi okulda olsa, imtihana yakın peder,  öğreretmelerle bir konuşur , meseleyi yoluna kordu. Askerlikle ilgili olmayan hoca vcar mi?  Neyse efendim, İstanbul’a naklolduk. Güya pedere lütfetmişler… Arada bizim tahsil yandı. Pederin öğretmenlere sözü geçmez oldu. İstanbul’da binbaşıya kim bakar? Paşalar bile ürketmeden sayılmıyor. Ne demiş hani : ‘’ Kim ipler Yalova Kaymakamını! ‘’ değil mi ya…  iki sene üst üstte çaktık. Belgeli olduk. Hususi liseye devam edecektim, peder emekliye ayrıldı, erdesi sene de sizlere ömür. Biz de üsküdar’da, toptaşı’na yakın ahşap bir ev bıraktı. Arkasından hemşire bir bobstil koca buldu, aldı başina gitti. Biz kaldık mı valde ile… Evin masrafı  var, bizim giyimimiz var ; kahveye çıkıyoruz , birkaç arkadaş saza, pilaja, gidecek oluyoruz. Babamın zamanındaki pokerlerden vazgeçtim  hani kahvede birer çayına tavla tavla bile oynayamaz olduk. Pederin Malata Şube Reisliği zamanında valdeye aldığı bilezikler, siirt kilimleri, Avanos halıları birer birer yürüldü. Kocakarı dır dır eder, ‘’ oğlum, bir iş tutmayacak mısın, halimiz ne olacak? diye.” – Hakkımızı Yedirmeyiz!

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 8 – sırça köşk
Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 152

Döşeğimde Ölürken

20. yüzyılın büyük modernist romancılarından William Faulkner’ın yazım tekniğinde radikal bir yeniliği temsil eden, benzersiz bir yapıt. Ölüm döşeğinde olan Addie, kırk mil uzaklıktaki Jefferson mezarlığına, ailesinin yanına gömülmeyi vasiyet eder. Addie’nin tabutunu bir katır arabasına yükleyen Bundren ailesi, sıcakla ve sellerle boğuşacakları uzun bir yolculuğa çıkar. Döşeğimde Ölürken, on beş farklı anlatıcının ağzından anlatılan elli dokuz bölümden oluşur. Ailenin öfke, üzüntü, endişe ve tutku dolu serüveni karakterlerin zihninden geçen akışın ritmiyle birleşir. Bilinçlilik akışı tekniğini çarpıcı bir yetkinlikle kullanan Faulkner’ın karakterlerinin “gözleriyle sesi kendi içine dönüp ağlayışını dinlemeye koyulmuş gibidir”. Düzyazıyı şiirselleştirmekte sıradışı bir yeteneği olan Faulkner’ın bu romanı, sezgilerin, duyarlıkların, iç seslerin, boşlukların destanıdır.

“Döşeğimde Ölürken’in bir Amerikalı tarafından yazılmış en özgün roman olduğu söylenebilir. Faulkner, 20. yüzyılın en büyük romancıları arasında.”

Harold Bloom
bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 9 – döşeğimde ölürken
Yazar: William Faulkner
Çevirmen: Murat Belge
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 222

Ağla Sevgili Yurdum

 “İnsanların doğdukları memlekette başları yüksekte dolaşmalarında, bu dünyanın nimetlerini kullanmakta özgür olmalarında ne kötülük vardı ki? Yine de korkuyorlardı işte. Hem de yüreklerinin içlerindeki, ta içlerindeki bir korkuyla; öylesine derin bir korku ki sevgilerini gizliyordu. Şiddet ve korku ile ortaya çıktığında da çatık kaşları ardında gizleniyordu bu sevgi. Korkuyorlardı çünkü çok azlardı ve böyle bir korku yok edilemiyordu. Sadece sevgi bu korkuyu yok edebilirdi.’’

Ağla Sevgili Yurdum, Güney Afrikalı yazar Alan Paton’un ilk kitabıdır. O, Güney Afrika’nın ciddi ve derin sorunlarının kalıcı çözümünün güç kullanarak sağlanamayacağının anlaşılacağı günü bekler. Paton’a göre çözüm anlayış ve sevgidir; korku ve mutsuzluğa mahkûm edilen yaşam katlanılmaz bir kölelik olacaktır. Ağla Sevgili Yurdum dünyanın pek çok diline çevrilmiştir. Yayımlandığı ilk yıllardan beri ırkçılık karşıtları tarafından benimsenmiş bir edebiyat klasiğidir.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 10 – ağla sevgili yurdum
Yazar: Alan Paton
Çevirmen: Mehmet Harmancı
Yayınevi: Alfa Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 328

Cesur Yeni Dünya

“Cesur Yeni Dünya” bizi “Ford’dan sonra 632 yılına” götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, “annelik’ ve ‘babalık’ pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya -uykuda eğitim- ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. “Herkes herkes içindir.”

“Cesur Yeni Dünya”nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil, aynı zamanda ‘birey yok edilse de süren macerasının’ sağlam bir üslupta anlatılmasıyla da ilgili. Huxley, yapıtını ütopa geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp ‘iyi edebiyat’ kategorisine yükseltiyor.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 11 – aldous huxley – cesur yeni dünya
Yazar: Aldous Huxley
Çevirmen: Ümit Tosun
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 349

Çavdar Tarlasında Çocuklar

Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater’ı ve Ackley’i bile, sözgelimi. Sanırım o lanet Maurice’i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger’ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenler… Bu sürecin bir psikiyatri kliniğinde noktalanışı. Holden Caulfield’in masumiyet arayışının iç burkucu romanı. Belki de Salinger’ın.

1993’te Franny ve Zoey ile Dokuz Öykü adlı kitaplarını yayımladığımız Salinger, 1963’ten bu yana yeni bir yapıt yayımlamamasına ve neredeyse efsane haline gelmiş bir gizlilik içinde yaşamasına karşın, dünya edebiyat gündemindeki yerini hep koruyor.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 12 – avdar tarlasında çocuklar
Yazar: Jerome David Salinger
Çevirmen: Coşkun Yerli
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 200

Yarın Yarın

Geçmiş bugünün aynası mıdır her zaman? Çalışıp didinip kurduğumuz ya da sadece bize verilenlerle oluşturduğumuz gelecek nasıl taşır insanı yarına? Yaşam koca sürprizler, koca belki’ler, koca pişmanlıklarla doluyken, aniden karşınıza çıkan bir yüz ya bütün planlarınızı raydan çıkarırsa?

Yarın Yarın, bir 12 Mart romanı. Seyda, Selim, Oktay ve Aysel o dönemin insanları. Radikal siyasi oluşumlarda yer alan Selim de, politikayla hiçbir ilgisi olmayan Seyda da, Seyda’nın zengin kocası Oktay ve onun metresi Aysel de bambaşka hayatlar sürdürüyor olmalarına rağmen etkileniyorlar darbe denen fırtınadan. Bu fırtına, her birinin içindeki çalkantıyı katmerliyor…

İlk kez 28 yıl önce yayınlanan Yarın Yarın, Türkiye tarihindeki çok önemli bir olayı yeniden gündeme getirmekle birlikte, zamanın iyi romanları asla eskitemediğinin de somut bir örneği.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 13 – yarın yarın
Yazar: Pınar Kür
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 390

Yengeç Dönencesi

Henry Miller, yıllarca yasaklı kalmasına rağmen bugün çağdaş edebiyatın en önemli başyapıtlarından biri sayılan Yengeç Dönencesi ile karşınızda.

“O günden bu yana her kaçığın Paris’te er ya da geç keşfettiği bir şeyi keşfettim: cehennem azabı çekecek olanlar kendilerine uygun cehennemi ısmarlayamıyordu.”

Akıntıya kapılmış, dümensiz bir gemi. Anahtarı olmayan bir delik. Haz, hüzün, hezeyan. Zamanın çarkında, medeniyetin kokuşmuş sularında sürüklenen, çivisi çıkmış bir dünya burası. Birileri tüller, kadifeler içindeyken diğerleri balçıklara gömülmüş debelenmekte. Zaman geçip gidiyor. Ne dün var ne yarın. Ve Henry Miller, çorak topraklar üzerinde yeraltı baharlarının peşinde.

“Zaman zaman patlayan, bizi yaralayan ve içimizi dağlayan, bizden iniltiler, gözyaşları ve beddualar koparan sayfalar okuyorsak, bilin ki bunlar sırtı duvara dayalı, tek savunması sözcükler olan biri tarafından yazılmıştır; sözcükler dünyanın yalancı ve ezici ağırlığından, yüreksizlerin kişilik mucizesini çökertmek için yarattığı işkence aletleri ve çarklardan her zaman daha güçlüdür.”

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 14 – yengeç dönencesi
Yazar: Henry Miller
Çevirmen: Avi Pardo
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 288

Fahrenheit 451

Hugo En İyi Roman Ödülü
Prometheus Şeref Kürsüsü Ödülü

Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun iyi edebiyat da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Yayımlandığı anda klasikleşen, distopya edebiyatının dört temel kitabından biri olan Fahrenheit 451 ise bir yirminci yüzyıl başyapıtı.

Guy Montag bir itfaiyeciydi. Televizyonun hüküm sürdüğü bu dünyada kitaplar ise yok olmak üzereydi zira itfaiyeciler yangın söndürmek yerine ortalığı ateşe veriyordu. Montag’ın işi ise yasadışı olanların en tehlikelisini yakmaktı: Kitapları.

Montag yaptığı işi tek bir gün dahi sorgulamamıştı ve tüm gününü televizyonla kaplı odalarda geçiren eşi Mildred’la beraber yaşıyordu. Ancak yeni komşusu Clarisse’le tanışmasıyla tüm hayatı değişti. Kitapların değerini kavramaya başlayan Montag artık tüm bildiklerini sorgulayacaktı.

İnsanların uğruna canlarını feda etmeyi göze aldığı bu kitapların içinde ne vardı? Gerçeklerin farkına vardıktan sonra bu karanlık toplumda artık yaşanabilir miydi?

Fahrenheit 451, yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday.

Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Bir şey eksik. Etrafa bakındım. Ortadan kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, on-on iki yıldır yaktığım kitaplardı.

“Yazılmış en iyi bilimkurgu romanı. İlk okuduğumda, yarattığı dünyayla kâbuslar görmeme sebep olmuştu.”

Margaret Atwood

“Öyle bir eser ki, hakkında ne söylesem eksik kalır.”

Neil Gaiman
bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 15 – fahrenheit 451
Yazar: Ray Bradbury
Çevirmen: Dost Körpe
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 208

Madde 22

Yayınlandığı günden beri Amerikan edebiyatının köşe taşlarından biri olarak görülen Madde 22, tarihin de en çok ilgi gören, en sıradışı kitaplarından biri. Edebiyatta kara mizahın doruk noktası.

Bu, II. Dünya Savaşı sırasında İtalya’da Amerikan ordusu adına görev yapan, bombardıman uçağı pilotu eşsiz Yossarian’ın hikâyesi. Hiç karşılaşmadığı binlerce kişi tarafından öldürülmek istendiği için kızgın olan Yossarian’ın asıl problemi ise askerlik görevini bitirmek için gereken uçuş sayısını her geçen gün artıran kendi ordusuyladır. Ancak Yossarian, tehlikeli görevlerden feragat etmek için herhangi bir girişimde bulunursa, fazlasıyla komik bir bürokratik kural olan Madde 22’ye takılacaktır: Eğer biri tehlikeli savaş uçuşlarını yapmaya gönüllüyse aklını kaybettiği düşünülür ama görevlere katılmak istemediğini belirten resmi bir başvuruda bulunursa delirmediği ortaya çıkar ve böylece görevine devam etmek zorunda kalır.

Kitabın ellinci yıl edisyonu, Christopher Buckley’nin önsözünün yanı sıra; Norman Mailer, Alfred Kazin, Anthony Burgess ve diğer yazarların da eleştirel makale ve incelemelerini barındırıyor. Nadir bulunan belgeler ve Joseph Heller’ın kişisel arşivindeki fotoğraflar da metne eşlik ediyor.

“Madde 22, okuduğum mantıklı tek savaş romanı.”

Harper Lee

“Madde 22, faşizme karşı verilen savaşta, Amerikalıların yarattığı en büyük destan.”

Kurt Vonnegut

“Son elli yılda yazılmış iki büyük Amerikan romanı var. Biri Madde 22.”

Stephen King

“Madde 22’nin muazzam başarısı, seçkin bir edebi eserin bazen gerçekten de çok geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabileceğini gösterdi.”

Anthony Burgess

“Orijinal. Kimse buna benzer bir kitap okumamıştır.”

Norman Mailer
bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 16 – madde 22
Yazar: Joseph Heller
Çevirmen: Niran Elçi
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 680

Huckleberry Finn’in Maceraları

Büyük Amerikan romanları arasında yerini alan Huckleberry Finn’in Maceraları, Mark Twain’in de en iyi yapıtı olarak kabul edilir. Eğitimsiz, batıl inançlara sahip, ama iyi kalpli bir çocuk olan Huck, işsiz güçsüz ve ayyaş babasından kaçar. Kendisi gibi kaçak olan siyahi köle Jim’le birlikte Mississippi Nehri boyunca macera dolu bir yolculuk yaparlar. Twain, nehrin iki yakasında yaşayan her sınıftan insanı sergileyen eşsiz portreler sunarken, yer yer komik ve ironik bir üslup tutturur.

Romanın başlıca teması kölelikle özgürlük arasındaki çatışmadır. Jim özgürlüğüne kavuşmayı hedefler. Gaddar babasından ve kendisini evine kabul ederek, düşünce ve davranışlarını zapturapt altına almaya çalışan Bayan Douglas’tan kurtulmaya çalışan Huck da aslında bir nevi tutsaklıkla mücadele etmektedir. Jim’le ilişkisinde, 19. yüzyılın düşünce iklimiyle ve toplumun kabul görmüş değerleriyle ahlaki bir çatışma içinde bulunan Huck, sonunda önyargılardan kurtulup, onunla sevgi dolu bir dostluk ilişkisi kuracaktır.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 17 – huckleberry finnin maceraları
Yazar: Mark Twain
Çevirmen: Bülent O. Doğan
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 367

Güneş de Doğar

Güneş de Doğar, Ernest Hemingway’in ilk, ancak en ünlü kitaplarından biridir. Roman çok büyük ilgi görmüş, sinemaya da aktarılmıştır. Hemingway, savaşı değişik boyutlarıyla ele alan bir yazardır. Bu romanda da olduğu gibi, savaşın insan üzerindeki etkisini, insandan neler alıp götürdüğünü bütün doğallığıyla yansıtan bir ustadır. Bu açıdan bakınca, Hemingway’in ününün ve yazdıklarının evrenselleşmesi şaşırtmaz insanı. Güneş de Doğar’daki kişiler, savaş sonrası değer yargıları yiten, değişen yaşamları üç aşağı beş yukarı birbirine benzeyen insanlardır. Romanın baş kişileriyse, bu çöküntüyü olanca derinliğiyle yaşarlar. Hemingway yaşamı, ister av, ister savaş alanında, isterse arenada, nerede olursa olsun düş kırıklıklarıyla dolu bir savaş gibi algılar. Yaşadıklarına gözlemlerini de katınca, herbiri ötekinden güzel, inandırıcı ve dünyanın dört bir yanındaki okuyucuya seslenen dev yapıtlar ortaya çıkarır. Güneş de Doğar’da Hemingway, aşklarındaki, yaşamlarındaki düş kırıklıklarını eğlenerek, bohem hayati yaşayarak, başka mutluluklar arayarak unutmaya çalışan insanları anlatır. Çağdaş Amerikan yazının güzel örneklerinden olan Güneş de Doğar, yayınevimizin sürdürdüğü Hemingway Bütün Dizisi’nin de unutulmayacak başyapıtlarından biridir.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 18 – güneş de doğar
Yazar: Ernest Hemingway
Çevirmen: Orhan Azizoğlu
Yayınevi: Bilgi Yayınevi
Sayfa Sayısı: 247

Hayvan Çiftliği

Asıl adı Eric Arthur Blair olan İngiliz yazar George Orwell’ın siyasi hiciv tarzındaki kısa öyküsü Hayvan Çiftliği 1945 yılında yayımlanmıştır. Eser, alegorik açıdan zengin bir eserdir ve Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası gibi totaliter rejimleri mizahî bir dille eleştirmektedir. Hayvan Çiftliği, özet olarak Stalinizmi yerden yere vururken Sovyetler’in kuruluşundan bu yana gerçekleşen olayları hicveder.

Hayvan Çiftliği eserinde adı geçen karakterlerin büyük bir kısmı domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanlardır ve bu hayvanlar Stalin, Lenin, Marx gibi tarihî kişilerin alegorisi niteliğindedir.

Kitabın ilk çevirisi saygıdeğer Halide Edip Adıvar tarafından tercüme edilmiştir. Kitabın günümüzdeki baskısı Celal Üster’in çevirisi ve Can Yayınları’nın özenli çalışmasıyla okuyuculara sunulmaktadır. Kitabın 2016 Türkçe baskısındaki kapak tasarımı değerli sanatçı Utku Lomlu’ya aittir.

George Orwell Hayvan Çiftliği kitabı, yıllardır olduğu gibi bugün de pek çok okulda okutulmaktadır. Kitap, sürükleyici ve mizahi diliyle okurları büyülemeye devam etmektedir.

Romanın 1954 ve 1999 yıllarında çizgi film versiyonları gösterime girmiştir. Roman, ayrıca İngiliz Progresif Rock grubu Pink Floyd’un 1977 tarihli “Animals” adlı albümünün konseptine ilham kaynağı olmuştur.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 19 – hayvan çiftliği
Yazar: George Orwell
Çevirmen: Celal Üster
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 160

Sessiz Kalma!

#1 NEW YORK TIMES,Çoksatanı

#1 AMAZON, Çoksatanı

#1 INDIE, Çoksatanı

BARNES & NOBLES, Çoksatanı

 ENTERTAINMENT WEEKLY, 2017’nin En Çok Beklenen Kitabı

TEEN VOUGE, 2017’nin En İyi Genç Yetişkin Kitabı

#3 INDIE, Next List Seçkisi

AMAZON, Ayın Kitabı (Mart 2017)

iBOOKS Ayın Kitabı (Şubat 2017)

BOOKSELLER, Ayın Kitabı

TIME DERGİSİ, En İyi Yeni Kitap

PUBLISHERS WEEKLY, Haftanın Kitabı Seçkisi

On altı yaşındaki Starr Carter iki dünya arasında yaşıyordu: Ailesiyle yaşadığı fakir mahalle ve okuduğu banliyö lisesi. En yakın çocukluk arkadaşı Khalil’in bir polis tarafından vurulduğuna şahit olduğunda, bu iki dünya arasındaki hassas dengesi bozulmaya başlamıştı çünkü Khalil herhangi bir tehdit oluşturmuyordu.

Çok geçmeden, Khalil’in ölümü manşet olmuştu. Bazıları ona gangster diyor, bazıları ise onu uyuşturucu satıcısı bir çete üyesi olarak bile betimliyordu. Starr’ın okuldaki en yakın arkadaşı, Khalil’in bunu hak etmiş olabileceğini bile düşünüyordu. Polislerin bu olayla çok ilgilenmediği anlaşıldığında ise bunu protesto edenler sokaklara dökülüp Starr’ın mahallesini âdeta bir savaş alanına dönüştürdü. Herkesin bilmek istediği tek bir şey vardı: O gece ne olmuştu? Bunun yanıtını verebilecek tek kişi de Starr’dı.

Fakat Starr’ın söyleyecekleri ya da söyleyemedikleri adalet için verdiği bu savaşta kendi hayatını bile tehlikeye atabilirdi.

Angie Thomas’ın, sıradan bir kızın kendini sıradışı bir durumda bulması hakkındaki bu ilk romanı, ırkçılık ve polis şiddetini; zeki, yürekli ve geri adım atmayan bir dürüstlükle anlatıyor.

“Sessiz Kalma! çarpıcı bir ilk roman.”

The Guardian

“Nefret sadece gündemimizde değil aynı zamanda evrensel de bir konu. Starr’ın eşsiz sesi kadar önemli meseleler olan kültür, toplum ve kadınlığın da altını çiziyor.”

Entertainment Weekly

“Bu kitapta kolayca ulaşabildiğiniz cevaplar yok. Fakat roman tam da bu sebepten dolayı inanılmaz. Bitirdikten çok uzun bir süre sonra bile sizi düşündürtecek ve sayfalarının arasında bulduklarınızı başkalarıyla konuşma isteğinizi alevlendirecek.”

Barnes & Noble Teen

“100.000’den fazla satan Sessiz Kalma!, yayımcılık dünyasında bir fenomen. Herkesin okuması gerekiyor.”

Teen Vogue

“Starr’ın sesi daha ilk sayfadan okurun dikkatini kendine çekiyor… Thomas’ın hikâyesi, kalpleri kırsa da, ergen bir kızı, sevgi dolu ailesini ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenmeye çabalamasının gücünü gözler önüne seriyor.”

Publishers Weekly, starred review

“Starr’ın doğal sesi üzerinden aktarılan muntazam ama güçlü hikâyesi, özenle yaratılmış karakterleri ve karmaşık, gerçekçi ilişkiler sayesinde bu roman, okurların Starr için tezahürat etmesini sağlayacak. Bu hikâye gerekli. Bu hikâye önemli.”

Kirkus Reviews, starred review

“Thomas’ın bu ilk romanı, toplumun bağlarını, etiğini, adalet anlayışını ve ahlakını sorguluyor. Starr’ın sesiyle hayata getirilmiş bu hikâye, iki çarpışan dünyanın katmanlarını inceliyor. Tartışılmaz bir şekilde önemli bir kitap ve bir o kadar da geniş bir okur kitlesine ihtiyacı var.”

Booklist, starred review

“Angie Thomas’tan, dönemimizin klasikleri arasına girecek, çarpıcı, muhteşem ve kalpleri kıracak bir roman.”

JOHN GREEN, Aynı Yıldızın Altında’nın çoksatan yazarı

“Bu roman üzücü bir şekilde günümüzü yansıtmakta ve bir değişimin gerçekleşmesi gerektiğini yüzümüze tokat gibi vurmakta. Adalet için verilen bu savaşa sırtınızı dönmeyin. Starr’ın yanında durun.”

ADAM SILVERA, Az Biraz Mutlu romanının New York Times çoksatan yazarı

“Yazar bu ilk romanında, belki de genç edebiyatta son on yılın en kuvvetli karakterlerinden birini yaratmış.”

Shelf Awareness, starred review

“Sessiz Kalma! Bir baş yapıt.”

The Huffington Post

“Korkusuz bir şekilde dürüst ve kalpleri kıracak kadar insani bir hikâye. Herkes bu kitabı okumalı.”

BECKY ALBERTALLI, Simon vs. the Homo Sapiens Agenda’nın ödüllü yazarı

“Polis şiddeti ve ayrımcılığa karşı savaşımız devam etmekte olduğundan Sessiz Kalma!, ihtiyacımız olan edebi tokadı atıyor. İnanılmaz sürükleyici!”

JASON REYNOLDS, çoksatan All American Boys’un eşyazarı
bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 20 – sessiz kalma
Yazar: Angie Thomas
Çevirmen: Boran Evren
Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 400

Sevilen

Kölelik cehennemine içeriden bir gözle bakan Sevilen, çocuklarıyla birlikte kölelikten kaçan bir kadının özgürlük savaşını anlatıyor. Geçmişin ağırlığını omuzlarından yıllar sonra dahi indiremeyen, onun hayaletleriyle boğuşan Sethe, annelik vicdanıyla, kadınlığıyla ve ait olduğu toplumla hesaplaşıyor. Kadınlık ve annelik duygularıyla müthiş bir şekilde harmanlamış Toni Morrison’ın bu dev eseri, zalimliklerle dolu bir tarihe ışık tutarken, siyahi bir ailenin merkezinde çok kişisel bir varoluş hikâyesinin duygu dolu inceliklerini ıskalamamayı başarıyor.

Acı ve güzelliği yan yana getiren şiirsel diliyle Toni Morrison’a Pulitzer Ödülü’nü kazandıran Sevilen, büyülü atmosferi ve doğaüstü detaylarıyla fazlasıyla sahici bir masal…

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 21 – sevilen
Yazar: Toni Morrison
Çevirmen: Püren Özgören
Yayınevi: Sel Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 352

Görülmeyen Adam

1952’de ABD’de yayımlandığında haftalarca çok satanlar listesinde kalan ve ertesi yıl National Book Award’a değer görülen Görülmeyen Adam, Amerika’nın en çarpıcı çelişkilerini sergiliyor. Görülmeyen Adam, egemen kültürün içinde tutunmaya çalışan siyahi bir gencin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Toplumun her katmanına girip çıkan roman kahramanının hikâyesi, Güney’in prestijli kolejlerinden Harlem’in tekinsiz sokaklarına, eşit hak ve özgürlükler için mücadele eden örgütlere uzanıyor. Toplumsal hoşgörüsüzlüğün, duyarsızlığın, aldatılmanın her türlüsüne maruz kalan genç adam, ayakta kalmak ve kimliğini korumak için her yolu deniyor. Ancak inandığı kişiler ve örgütler tarafından da yalnız bırakılınca, kendi yolunu seçiyor ve New York’un merkezinde, bir apartmanın bodrum katına sığınıyor… Ralph Ellison, Amerikan edebiyatının başyapıtları arasında gösterilen ve T.S. Eliot, James Joyce, Dostoyevski gibi yazarların eserlerinden derin izler taşıyan Görülmeyen Adam’la, ortaya ırkçılık, sömürü ve toplumsal ikiyüzlülük üzerine zamansız bir eser çıkartıyor.

“Birinci sınıf bir kitap, süper bir roman…”

Saul Bellow
bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 22 – görülmeyen adam
Yazar: Ralph Ellison
Çevirmen: Mehmet H. Doğan
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 544

Persepolis

İran’daki devrimin ülkeye ve insanlarına yaşattıkları, küçük bir kızın yetişkinliğe giden yolda deneyimledikleriyle iç içe geçiyor. Persepolis, Marjane Satrapi’nin kaleminden hem bir dönemi anlatan hem de zamanın çok ötesine giden bir çizgi roman.

Şah rejiminin düşürülmesi, İslam Devrimi’nin zaferi ve İran-Irak savaşının yıkıcı etkileri altında yaşama tutunmaya çalışan bir halk resmediliyor Persepolis’te. Siyasi baskının, radikal dinciliğin ve savaşın nelere mal olabileceği, sevincin ve gözyaşının birbirine karıştığı hikâyelerle anlatılıyor.

Dünya çapında yankı uyandıran, animasyon filme uyarlanan ve pek çok ödüle layık görülen Persepolis, karanlığa karşı birlik olmanın önemini anlamamızı sağlıyor. Ve hayatın her şeye rağmen devam ettiğini…

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 23 – persepolis
Yazar: Marjane Satrapi
Çevirmen: Elif Çelik
Yayınevi: Panama Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 352

Fikrimin İnce Gülü

“Bir tomofil taksi, Bayram’ın kafasında şimdi kağnının iki kanat takınmışı, öküzlerin ayaklarına da yaldızlı tekerler bağlanmışıdır artık. Artık, neye nasıl kurban edileceğini düşünmeye gerek yok. Kanatlara binip uçacak, kendini kurtaracak.”

“Fikrimin ince Gülü”, Adalet Ağaoğlu’nun başeserlerinden biriyse, çağdaş Türk romanının da en güzel örneklerinden biridir. Kendine yabancılaşmış ‘insan teması olsa olsa bu kadar güzel anlatılabilir.”

Server Tanilli

‘Fikrimin İnce Gülü” büyük emek isteyen romanlardan, içeriği de emek sonucu kotarılmış, biçimi de… Bayramın dönüş yolculuğu gibi dümdüz bir olayı içermesi, bu romanın öz açısından önemli itkiler sonucunda yazıldığını tanıtlıyor bir bakıma. Biçimindeki tutarlılık da, yazarın bu öze ne denli saygı duyduğunu belgeliyor. Bu açılardan ‘Fikrimin ince Gülü” üzerinde mutlaka durulması gereken bir yapıt.”

Selim ileri
bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 24 – fikrimin i̇nce gülü
Yazar: Adalet Ağaoğlu
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 312

Bülbülü Öldürmek

1960 yılında yayımlandığından bu yana bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek Amerika’nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch’in gözünden anlatıyor.

Harper Lee, kullandığı yalın ama çarpıcı dil aracılığıyla adalet, özgürlük, eşitlik ve ayrımcılık gibi hâlâ güncel temaları, Scout’un büyüyüş öyküsüyle birlikte dokuyarak, iyilik ve kötülüğü hem bireysel hem de toplumsal düzeyde mercek altına alıyor.

Bir “zenci”nin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakârlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasının sınırlarını aşıp, insanlar arası ilişkide adaletin ve dürüstlüğün önemini anlatan evrensel bir hikâyeye dönüşüyor. Etkileyici gerçekliğiyle ürperten, “insani” vurgusuyla sarıp sarmalayan, çağdaş dünya edebiyatının en önemli örneklerinden biri olan bu klasik roman, Ülker İnce çevirisiyle tekrar Türkçede.

“İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.”

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 25 – bülbülü öldürmek
Yazar: Harper Lee
Çevirmen: Ülker İnce
Yayınevi: Sel Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 355

Harry Potter Serisi

“Harry, elleri titreyerek zarfı çevirince mor balmumundan bir mühür gördü; bir arma – koca bir ‘H’ harfinin çevresinde bir aslan, bir kartal, bir porsuk, bir de yılan.”

HARRY POTTER sıradan bir çocuk olduğunu sanırken, bir baykuşun getirdiği mektupla yaşamı değişir: Başvurmadığı halde Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na kabul edilmiştir. Burada birbirinden ilginç dersler alır, iki arkadaşıyla birlikte maceradan maceraya koşar. Yaşayarak öğrendikleri sayesinde küçük yaşta becerikli bir büyücü olup çıkar.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 26 – harry potter
Yazar: J. K. Rowling
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Medarı Maişet Motoru

Medarı Maişet Motoru Sait Faik’in kaleminden bir ilk romandır. Henüz Yeni Mecmua’da tefrika edildiği sırada (1940-41) dönemin baskıcı siyasi ortamında sakıncalı bulunup roman olarak yayımcı bulmakta zorlanacak ve Sait Faik’in annesinin maddi desteğiyle Ahmet İhsan Basımevi’nden 1944’te yayımlanacaktır. Ancak dağıtılmaya başlanmışken bakanlar kurulu kararıyla toplatılan roman, kimi paragrafları çıkarılarak Birtakım İnsanlar adıyla 1952 yılında okuyucusuna kavuşur.

İş Bankası Kültür Yayınları olarak Medarı Maişet Motoru üzerinde yıllardır süren sansürü kaldırıyor ve “tehlikeli” bulunarak çıkarılan kısımları koyu harflerle vererek yapıtı eksiksiz bir şekilde sunuyoruz.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 27 – medarı maişet motoru
Yazar: Sait Faik Abasıyanık
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 194

Binbir Gece Masalları

Baron von Hammer-Purgstall bir metninde confabulatores nocturni, “geceleri hikâye anlatan adamlar”dan bahseder. Sonra da eski bir Pers elyazmasında ilk defa geçtiği şekliyle, uykusuzluktan muzdarip olan Büyük İskender’in etrafına bu insanları topladığını söyler.

IX. yüzyıla tarihlenen Suriye elyazmalarının en eskisi olduğunu kabul edersek 1000 yıldan uzun süredir insanlığın ortak belleğinde yer alıyor Binbir Gece Masalları.

Batı dillerine ilk çevrildiği 1706’dan beri bir çığ gibi büyüyen büyük bir hayran kitlesi var: Henry Fielding, Walter Scott, Thackeray, Wilkie Collins, Goethe, Stendhal, Dumas, Flaubert, Puşkin, Tolstoy, Hofmannsthal, Conan Doyle, Wells, Yeats, Kavafis, Lovecraft, Proust, Perec, Rushdie, Calvino, Mahfuz ve elbette Borges.

bi̇r zamanlar yasaklanmiş ki̇taplar di̇zi̇si̇ - 1 28 – binbir gece masalları
Yazar: Kolektif
Yayınevi: Alfa Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 1008

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz