İlginizi Çekebilir
jose saramago
  1. Ana Sayfa
  2. Yazarlar
  3. Cengiz Aytmatov: Hayatı ve Kitaplığı

Cengiz Aytmatov: Hayatı ve Kitaplığı


Doğum tarihi: 12 Aralık 1928, Şeker, Kırgızistan
Ölüm tarihi ve yeri: 10 Haziran 2008, Nürnberg, Almanya
Oyunlar: Gün Olur Asra Bedel
Filmler ve TV şovları: İlk Öğretmenim, The Red Apple, Selvi Boylum Al Yazmalım, Cemile, Beyaz Gemi, Kopar Zincirlerini Gülsarı, Fujiyama’ya Çıkış
Ödüller: Lenin Edebiyat Ödülü, Büyük Sovyet Edebiyat Ödülü

Cengiz Aytmatov, 1928 yılında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e bağlı Talas vadisinde yer alan Şeker Köyü’nde doğar. Babası Törekul Aytmatov, annesi Nagima Hamzayevna Aytmatova’dır. Memur olan babası 1937 yılında Stalin’in temizlik harekatının kurbanları arasındadır. Annesi çeşitli memuriyetlerde bulunmuş bir kadındır. Dört çocuğunu kendi başına büyütmek durumunda kalmıştır. Cengiz Aytmatov ilkokula kendi köyünde gider. Babaannesi Ayıkman Hanım, etrafında saygı gören bilge bir kadındır. Torunu Aytmatov’u ninniler, masallar, efsanelerle besler.

İkinci Dünya savaşının yokluk yıllarını babasız geçiren Aytmatov, çocuk yaşından itibaren çalışmaya başlar. On dört yaşında Şeker Köyü’nde köy sovyeti kolhozu sekreterliğine getirilir. Bir yıl da vergi memuru olarak çalışır. 1946 yılında Kazakistan’ın Cambul şehrinde veteriner teknik okuluna gider. Bu okul bitince, 1948’de Kırgızistan tarım enstitüsüne devam eder. 1953’de buradan veteriner olarak mezun olur.

İlginizi Çekebilir:  MEHMET EROĞLU

Aytmatov’un ilk eseri, 1952 yılında Pravda Gazetesi’nde yayınlanan Gazeteci Cyuda’dır. Bu hikayeyi, 1957 yılında yayımlanan Yüzyüze takip eder. 1956-58 yılları arasında Moskova’da Gorki Edebiyat Enstitüsü’ne devam eden yazarın Cemile adlı hikayesi 1958 yılında Novy Mir (Yeni Dünya) dergisinde yayınlanır. Bu eseri büyük ilgi görür. Aytmatov şöhreti, bu eserinin Fransız şair Louis Aragon tarafından Fransızca’ya tercüme edilmesi ve Avrupa’da yayımlanması ile yakalar. Aragon bu hikayeye yazdığı önsözde Cemile hikayesi için “dünyanın en güzel aşk hikayesi” ifadesini kullanır.

Aytmatov, Cemile’nin yayımlandığı 1958 yılında Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girer. Aynı yılın sonunda Kruşçev’in anti-Stalinist kampanyası sırasında Sovyet Komünist Partisine ve Yazarlar Birliğine kabul edilir. Aytmatov’un partiye girmesi ancak böyle bir durumda mümkün olmuştur, çünkü Aytmatov’un babası Stalin muhalifidir. Sırf bu yüzden öğrencilik yıllarında bursu kesilmiş, babasının muhalif olmasından dolayı terslikler yaşamıştır. Bu tarihten sonra hem Kırgız hem de Rus yazarlar arasında yerini pekiştirir. Bu yıllarda Literaturnyi Kırgızistan dergisi editörlüğünü, sonra beş yıl boyunca Pravda’nın Orta Asya muhabirliğini yapmıştır. Aytmatov 1963 yılında, İlk Öğretmen, Deve Gözü, Cemile ve Selvi Boylum Al Yazmalım adlı hikayelerinden oluşan Steplerden ve Dağlardan Hikayeler adlı kitabıyla Lenin Edebiyat Ödülü’nü kazanır. 1959-67 yılları arasında Novy Mir’in editörlüğünü yapar. 1968’de Büyük Sovyet Edebiyat Ödülü’nü kazanır. Aynı yıl Kırgızistan milli yazarı seçilir.

İlginizi Çekebilir:  Murat Menteş

Cengiz Aytmatov’un edebi seyri bu yıllarda hikayecilikten roman yazarlığına doğru kayar. İlk romanı olan Toprak Ana 1963’de neşredilir. Yine aynı yıl yayınlandığında büyük heyecan uyandıran Elveda Gülsarı’yı kaleme alan Aytmatov, daha sonraki yıllarda çeşitli yayın organlarında hikayelerini yayınlatmaya devam eder. 1964’de yayınlanan Kızıl Elma ve 1969’da yayınlanan Oğulla Buluşma hikayelerinden sonra, yazar 1970’de edebiyat aleminde yankı bulan Beyaz Gemi romanını neşreder. Daha sonra 1972’de Asker Çocuğu hikayesini, 1975’de Kazak yazar Kaltay Muhammedcanov’la birlikte Fuji-Yama adlı tiyatro eserini, 1976’da Sultanmurat, 1977’de Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek hikayelerini neşreder. 1980 yılında kaleme aldığı Gün Uzar Yüzyıl Olur romanı yazarın edebiyat hayatında izlediği yol bakımından önemlidir.

Aytmatov, 1986 yılında neşredilen Dişi Kurdun Rüyaları isimli romanıyla, yazarlık seyrini mahalli olandan evrensel olana taşımıştır.

Aytmatov 1990’da yayınlanan Beyaz Yağmur ve Yıldırım Sesli Manasçı hikayelerinden sonra, aynı yıl Cengiz Han’a Küsen Bulut’u yayınlar.

Aytmatov, başarılı bir edebiyatçı olması yüzünden devletten itibar görmüş, devletin çeşitli birimlerinde görev almıştır. 1978 tarihinde Yüksek Sovyet Prezidium’u tarafından Sosyalist İşçi Kahramanı olarak ödüllendirilir. 1983 yılında Büyük Sovyet Edebiyat Ödülü’nü ikinci kez kazanır. Gorbaçov döneminde Sovyet Parlamentosu Kültür ve Ulusal Diller Komitesi Başkanlığı ve Sovyet Yazarlar Birliği Sekreterliği görevlerinde bulunmuştur. Sovyetler birliği dağılmadan önce Gorbaçov’un beş danışmanından biri olmuştur.

İlginizi Çekebilir:  Karl Ove Knausgaard

Diplomat Aytmatov

Cengiz Aytmatov; edebi çalışmalarına ek olarak, 15 yıl Avrupa’da SSCB ve bilahare Kırgızistan’ın büyükelçiliğini yapmıştır. Avrupa Birliği, NATO, UNESCO ve Benelüks ülkelerinde görev yapmıştır.

Aytmatov, 9 Haziran 2008 tarihinde vefat etmiştir. 

Biyografi derleme: biyografi.net

KİTAPLARI

Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 152

İnsan hep bir başka insana dökmez içini; kimi zaman bir ağaç, bir dere, belki de uzayıp giden bir  yoldur bizi dinleyen. Köyün genç erkekleri savaşın patlak vermesiyle cepheye gidince, tüm ahalinin sorumluluğunu üstlenen Tolgonay da işte böyle yapar; toprağa, Toprak Ana’ya anlatır derdini. O anlatırken biz de savaşın yol açtığı altüst oluşlar karşısında köy halkının mücadelesine, bu sırada verilen kayıplara, yarım kalan hayallere tanık oluruz. Elinizdeki eser, devrimler ve savaşların ortasında altüst olan ‘sıradan’ insanın yaşamına dairdir.

“Toprak Ana, Savankul gibi, Kasım gibi insanlar ölüyorlar da neden dağlar devrilmiyor, göller taşmıyor? Babasıyla oğul toprağı işleyen, çalışkan iki insandı. […] Onlar da kendi didinmelerinin karşılığını başkalarından kat kat görecekleri için yaşamda pek çok mutluluk tadacaklardı. Söyle bana, Toprak Ana, doğrusunu söyle: Savaşmadan yaşayamaz mı insanoğlu?”
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 184

İyi yürekli dedesinin himayesine terk edilmiş küçük oğlan balık olmayı, böylece Isık-Göl’de yavaşça seyreden beyaz gemiye ulaşmayı düşler. Gemide hiç görmediği babası vardır; çocuğun yanıbaşındaysa engin ve korkutucu bir orman… Dedesi hamarat Momun küçük torununa kimsesiz çocukların ve ormanın koruyucusu Boynuzlu Geyik Ana’nın masalını anlatır durmadan. Boynuzlu Geyik Ana ormanın içinden elbette çıkıp gelecektir; gelişiyle insan gaddarlığının bütün gerçekliğini gözler önüne sererek…

“Dedemin daha bir nice masalı vardır! Kimi üzücüdür, kimisi acıklı, insan dinledikçe gözleri yaşarır. Ama ben bunlardan en çok Boynuzlu Geyik Ana masalını severim. […] Bu masalı sen de biliyor musun, baba? Dedem masalda anlatılanların hepsinin doğru olduğunu söylüyor. Bir zamanlar olmuş bu şeyler. Biz hepimiz Boynuzlu Geyik Ana’nın çocuklarıymışız.”
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 80

“Dünyanın en güzel aşk hikâyesi.” Louis Aragon

Neşeli, şakacı, sürekli türküler söyleyen çok güzel bir kadındır Cemile. Savaştaki kocasının erkek kardeşi, yani Cemile’nin “kiçine bala”sı ile su sızmaz arasından. Bir gün ikisi, köyde bir başına yaşayıp giden yaralı asker Danyar’la birlikte, çuvallarla buğday taşıma işine koyulurlar. Bir akşam dönüş yolunda Danyar türkü söylemeye başlayınca bu sessiz, kimsesiz, tuhaf adamın ruhunun derinliklerinde sakladığı yaşam sevinci duyurur kendini. Bu, güz vakti filizlenen bir aşkın da ilk tohumudur…

“Tanrım, o ne güzellikti öyle! Ruhunun bütün zenginlikleri, aşkının coşkunluğu bu çehreden olduğu gibi okunabilirdi. Gene de seyrettiğim bu çehreden fazla bir şey anlamazdım. Şimdi bile şu soruyu kendime sık sık sorarım: Aşk denen şey ressamın, ozanın esinlenmesi gibi bir esinlenme midir acaba?”
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Şelale Dalyan
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 400

Aytmatov’un yazarlık seyrinin mahalli olandan evrensel olana taşındığı eseridir. Hıristiyanlık temel alınarak Sovyet rejiminin dinî hayat üzerindeki yanlış uygulamalarına, bunun bir neticesi olan uyuşturucu belasına ve bozulan ekolojik dengeye değinilmiştir. Farklı saiklerin bir araya getirdiği acımasız, serseri ve sorumsuz afyon kaçakçıları…. Bu kaçakçılarla yolu belli belirsiz kesişen bir dişi kurt… Bir devrin hüznüdür… 
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 256

Elveda Gülsarı, Cengiz Aytmatov’un opus magnumlarından biridir. Gülsarı adlı ünlü bir cins atın ve sahibi Tanabay’ın çalkantılı hayat hikâyeleri romanın ana temasını oluşturur. Bolşevik Devrimi’nin coşkusu, değişim fikrinin büyüsü ve insan-doğa ilişkileri son derece ustalıkla ve nesnel bir biçimde dile gelir romanda. Hemen ardından sökün eden yozlaşma, bürokratikleşme ve çöküşse hüzünlüdür. Teoriyle pratiğin çeliştiği noktada bir muhasebedir başlar… yaşamla ölümün sınırında bir özeleştiri!

Bir atın yaşam döngüsüyle insanın ve toplumun yaşam döngüsünü, “evcilleşme”yle “modernleşme”nin trajik sonuçlarını mükemmel bir biçimde anlatan dev bir ağıttır Elveda Gülsarı. Yitirilen özgürlüğe, eşitliğe ve komünal topluluğun kardeşliğine yakılan bir ağıt…
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 80

Yaşamlarını göçebelikle ve basit tarım ve hayvancılıkla sürdüren komünal topluluklar halinde örgütlenmiş Kırgız toplumu, aniden sökün eden Bolşevik Devrimi’nin ardından yepyeni bir dünya hayal etmeye koyulur. Başlangıçta bu hayaller sınırlı sayıda bireyin ve hatta bazı durumlarda tek bir bireyin hayalleridir. Ve dirençle karşılaşır. Ama paylaşıldıkça ve desteklendikçe tüm toplumu değiştirir ve dönüştürür. Tıpkı İlk Öğretmenim’de olduğu gibi…

Düyşen, devrim ideallerine inanmış bir Kırgız gencidir. Savaş sırasında edindiği sınırlı eğitim onu kökten değiştirmiştir. Yaşadığı köyde asırlardır devam eden ataerkil geleneklere başkaldırır ve çocukların eğitim görebilmeleri için bir okul inşa etmeye koyulur. Şüphesiz ilk öğretmeni de o olacaktır bu derme çatma okulun. Hem köyün, hem kendisinin, hem de tüm gelecek kuşakların kaderini değiştirecek olan bu girişim çok acılı ve hüzünlü bir hikâyenin de başlangıcıdır, bir destanın başlangıcı olduğu kadar!
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 144

Toplumsal ve siyasi geçiş süreçlerinde Kırgız halkının yaşadığı sancıları çeşitli hayat hikâyeleri üzerinden yansıtan Aytmatov, elinizdeki romanda, hızla gelişen teknolojinin bu halkın yaşayışı üzerindeki olumsuz etkilerine odaklanıyor. Okur, birbirini seven, talihsiz bir olay sonucu yolları ayrılan ve en sonunda garip bir tesadüfle tekrar karşılaşan iki insanın parçalanmış hayatlarına tanık olurken dönemin geniş toplumsal manzarasına da çok çeşitli açılardan bakma imkânı yakalıyor.

“Ya insanın yaratılışından bu, ya da ben böyleyim; hep bir şeylerin eksikliğini duyuyordum. […] Anarhay’da geçirdiğim son bir buçuk yılda oğlumun ve karımın özlemine dayanamaz olmuştum. Geceleri gözüme uyku girmiyordu. Samet’in gülümseyişi, tombul bacakları üstünde düşecekmiş gibi duruşu gitmiyordu gözlerimin önünden. Hele o körpe bebek kokusu sanki içime sinmişti.”
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 416

Bir güne kaç hatıra, kaç yaşanmışlık, kaç hikâye sığdırılabilir? Söz konusu olan uzun bir yolculuksa, sayısız… Yeri doldurulamaz bir geçmişi paylaştığı dostu Kazangap’ın cenazesini taşıyan Yedigey’in yolculuğu, bütünüyle yaşamı soruşturan bir yolculuk olacaktır elbette; uzak hatıralardan söylencelere, sade mutluluklardan acılı ölümlere, maddi yoksulluklardan manevi zenginliklere, geçmişin özünde ve kıyılarında dolaştıran bir yolculuk… İnsanın en güçlü ve en zayıf, en bağımlı ve en özgür, en seven ve en vazgeçen yanlarını derin ve çarpıcı bir dille anlatan bu romanda Cengiz Aytmatov, tıpkı bir madalyonun diğer yüzünü çevirir gibi, içimizdeki ‘öteki’yi gözler önüne seriyor.

“Kumbel’e giderken yol boyunca hep bunları düşünmesi, zihninin hep bunlarla dolu olması Yedigey’i yorgun düşürmüştü. Ancak, düşüncelerinin akışı hep aynı yönde değildi. Bir an yakında kutlanacak bir bayramın sevincini duyuyor, hemen arkasından kaçınılmaz bir hastalığa yakalanacakmış gibi korkmaya başlıyordu.”
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 152

Büyümek ne demektir? Ergenlikten, çocukluktan nasıl çıkar, nasıl yetişkin olur insan? Sorumluluk sahibi biri olduğunda mı, yoksa kendisini çevreleyen dünyaya, koşullara başkaldırdığında mı? Aytmatov, Sultanmurat’ta işte bu evrensel sorunun peşinde koşuyor. On beş yaşında bir çocuğun, ve dört arkadaşının, okul sıralarından kalkıp doğayla ve insanlarla çetin bir mücadeleye giriştiği çarpıcı bir hikâye Sultanmurat! Savaşın, sert ve acımasız doğal ve toplumsal koşulların gölgesinde kıyasıya bir mücadelenin hikâyesi… İyi okumalar!

“Bitirmek zorundayız bu işi. Yumuşak, sert demeyip her yere sürüyorum sizi, fakat başka türlü ekin yetişmez. İhtiyar Çekiş ‘Değişmeyen bir yasadır, her ekmeğin mayasında biraz ter vardır,’ diyor. Ama ekmeği yiyenlerin tümü bilmezmiş bunu, ya da akıllarına gelmezmiş. Ekmek çok önemlidir bizim için, onsuz edemeyiz. Buraya, Aksay’a o amaçla geldik…”
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 160

Cengiz Aytmatov’un en önemli hikâyelerinden dördünü bir araya getiren bu kitapta, Yüz Yüze, Askerin Oğlu, Deve Gözü ve Oğulla Görüşme isimli hikâyeler yer almaktadır.

Yüz Yüze, yeni evlenen bir çiftin trajik hikâyesidir. Evliliğinin baharındayken savaş patlak verince askere gitmek zorunda kalan Cumabay ölüm korkusuna yenik düşer ve askerden kaçar. Geceleri gizlenerek evinde, gündüzleriyse mağaralarda yaşamaktadır. Zorlu koşullar onu gitgide daha fazla etkilemeye ve değiştirmeye başlar. Kötülük sabit bir töz değildir, koşullar insanı etkiler ve değiştirir. İyilik, kötülük ve değişim üzerine harika bir hikâyedir Yüz Yüze.

Askerin Oğlu’ysa babası savaşta ölen bir yetimin hikâyesidir. İnsanın gerçekte yetim olmadığını, olamayacağını çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. İnsanı toplum yetim yapar!

Deve Gözü’nün temasıysa, insanın doğayla ve olumsuz koşullarla mücadelesidir. Zor, karşısında yenik düşerseniz zordur. Oysa hep daha ötesini hayal edenler kazanırlar nihayetinde!

Oğulla Görüşme’de kahramanımız yaşlanmıştır. Yıllar önce vuku bulan ama yüzleşilemediği için kapanmayan bir yara bir gün aniden açılır. Savaşta ölen oğlu aklına gelir adamın ve aslında onun ölmediğini anlar… Baba ölmedikçe oğul, oğul ölmedikçe de baba yaşamaya devam eder!
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 128

Engin deniz gebedir kendisi gibi düşüncelere; ucu bucağı olmayan, nerede bitip nerede başladığı bilinmeksizin birbirine karışarak çoğalan düşüncelerdir bunlar. Ölümse kimi zaman öğrenmenin bir yoludur. İkisi de deneyimli birer avcı olan Emrayin ile Mılgun kürekleri çekedursunlar, ilk kez ava çıkan küçük Kirisk ve ahir ömründe düş kurmaktan vazgeçmemiş olan Orhan Dede’nin hayalleri, korkuları, umutları bir olur sanki. Ve küçük Kirisk ilk avından eli boş dönse de, yeryüzüyle bağı kopmuş olan sandalda bekleyen üç kahramanın ölümü, sonsuz beyazlığın ortasında yapayalnız kalan Kirisk’in yol göstericisi olacaktır.

“Ne kürekleri çekip çevirecek gücü vardı ne de kayığı götüreceği bir yer. Babasının, Mılgun Amcasının sudan çıkarıp düzgünce yerleştirdikleri küreklere üzgün üzgün baktı. Sisler arasında kendi kendine sürüklenen sandal bilinmeyen bir yöne doğru yol almaktaydı. Çevresini aynı sessizlik, insanın tüylerini ürperten, iliklerini kurutan aynı korku sarmıştı.”
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 104

Hikâye ve romanlarıyla tanınan Cengiz Aytmatov, bir tiyatro oyunuyla karşımıza çıkıyor bu kez. Çok yönlülüğüyle dikkat çeken bu eserin dar alanında, savaş sırasında arkadaşlarını ihbar ederek sürgüne gönderilmesine neden olan kişiler arasındaki dostluk, hak, adalet, güven, sevgi gibi duygular sorgulanır. Daha geniş alanında ise insanoğlunun saflığı, toplumdaki konumu, toplum ve zaman önündeki sorumluluğu gibi meseleler etrafında tartışılır ve sanata dair çok çeşitli sorulara yanıt aranır. Sürgüne gönderilen ve bunun sonucunda yeteneğinden olan arkadaşları Sabur’un vaktiyle sorduğu soru, eserin de temel sorusudur aslında: İnsan nasıl insan olmalıdır?
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 264

Eski bir efsaneye göre, Ebedi Gelin, Üzengili Dağları’nda kayıplara karışan sevgilisini yüzyıllardır arayıp durmaktadır; sınır tanımayan insan kötülüğü onu elinden almıştır. Ebedi Gelin’in ağıdı, yüzyıllar sonra bile, kaderin bir araya getirdiği insanların karanlık trajedisine karışır. Sarp dağların yorgun yırtıcısı Jaabars, piyasa ekonomisinin ağırlığı altında ezilen dışlanmış Arsen Samançin, paraya önem vermeyen zengin avcılar, güzel bakışlı Eles, hırslarına yenik düşen yoksul köylüler… Hepsinin kaderi bir dağ başında birleşecektir.

“İşte onlar yan yana, üzengi üzengiye gidiyor ve gözleri önünde daha önce hiç görmedikleri bir dünya açılıyormuş. Bu tür anların sonsuza dek sürmemesi ne kötü… Damat hızla giderken onu kucaklamış ve kız da ona sokulmuş. Onu öpmüş ve onlar yine, yine öpüşmüşler. Atlar koşmuş, onlar da sonsuza kadar birleştiklerini bilmiş, hissetmişler. ‘Seni seviyorum! Sen benimsin,’ diye bağırmış damat. ‘Ben her zaman seninim,’ diye cevap vermiş gelin.”
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 136

Cengiz Han’a Küsen Bulut, Aytmatov’un olgunluk döneminin en güzel yapıtlarından biri, hatta Cengiz Han’a Küsen Bulut, Aytmatov’un olgunluk döneminin en güzel yapıtlarından biri, hatta en güzelidir. Totalitarizmin ve mutlak güç talebinin nihai sonucunu ve yarattığı emsalsiz tahribatı anlatmaktan öte, her sonun bir başlangıç olduğunu, umudun direnmek demek olduğunu da son derece edebi ve estetik bir biçimde ifade eder. Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlak yozlaştırır! Mutlaka okuyun…

“Ve davullar gümbürdüyordu. Onların sabahları böyle gümbürdemesi askerlerin kalkması için bir sinyalden çok daha fazlasıydı. İşte bu gürleyen davullar vasıtasıyla Cengiz Han o büyük sefere katılan her bir askerini tek tek uyarıyor, teşvik ediyordu. Talepkar ve yenilmez bir iradeye sahip Hükümdar, çalınan bu davullar vasıtasıyla kapalı kapıları aşıyor, uyananların zihnine giriyor ve böylece kendinden kaynaklananlar hariç diğer tüm olası düşüncelerin önüne geçmiş, insanlara kendi iradesini dayatmış oluyordu.”
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 629

Kötülüğü engellemek mümkün müdür? İnsanlığın hızla sürüklendiği yok oluşu, bu kaçınılmaz görünen kaderi engellemek mümkün müdür? Bir uzay istasyonuna kendini hapsedip kötülüğün alametlerinin peşine düşen bir Rus bilim adamı, yaptığı akıl almaz keşifle birlikte, dünyada köklü değişimlere yol açmayı umar. Kötülüğün genetik kodlarını çözerken, yolu ünlü bir fütürologla dramatik bir biçimde kesişir. Usta yazar Cengiz Aytmatov, bilimkurgu öğelerinin ağır bastığı bu romanında, esaslı sorular sorarak, insan kaderinin yönünü inceliyor. “Gerçek şu ki yeryüzünde biz insanlar dışında bir kötülük kaynağı yok. Ama her bir insan kötülüğün kaynağını kendisi, kendi ailesi, nesli, milleti, devleti ve biraz daha ileri gidersek ırkı, dini, ideolojisi dışında, yani bir başkasında arıyor. Ve hayat kötülüklerle sürüp gidiyor. Nihayet, embriyoların hayatı protesto etmesine kadar geldik. Dur! İleride yol yok!
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çevirmen: Mehmet Özgül 
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 128

Büyük Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’dan dört savaş ve mücadele hikâyesi: insanın insanla, bizzat kendisiyle ve doğayla mücadelesini ele alan dört muhteşem hikâye…

Yıldırım Sesli Manasçı, Oyratların saldırısına uğrayan Kırgızların tarihinden bir kesittir; var olmaya çalışan bir halkın ve bir bireyin tarihinin kesiştiği kritik bir andır bu.

Kızıl Elma, bir kaybın ve arkasından gerçekleşen uyanışın hikâyesidir. Eşinden ayrılmak isteyen birinin kızıyla imtihanı son derece çarpıcıdır.

Beyaz Yağmur’da, büyüyen ve kendi ayakları üzerinde durmak isteyen bir genç kadınla annesinin çatışmalarını ve annenin dönüşümünü ustalıkla anlatır Aytmatov.

Baydamtal Irmağı’nda ise, işini layığıyla yapmak isterken hırsına yenik düşen genç bir adamın yaşadığı içsel çatışmaları konu alır.

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz