İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Benzer Kitaplar
  3. “DAMIZLIK KIZIN ÖYKÜSÜ” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ

“DAMIZLIK KIZIN ÖYKÜSÜ” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ

featured

Margaret Atwood’un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakâr bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin.

Damızlık Kızın Öyküsü

Yazar: Margaret Atwood
Çevirmen: Sevinç Altınçekiç, Özcan Kabakçıoğlu
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı: 384

Hiç kimsenin yüreği mükemmel değildir.

“Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu.”

Kadın, “bunaltıcı düşlerden uyandığı” bir sabah, hiçliğe dönüşmüş olarak buldu kendini. Artık bir adı yoktu, düşüncesi, benliği, arzusu yoktu ama bir rahmi vardı. Yaşamını kolonilere sürülmeden, öldürülmeden, Damızlık Kız olarak sürdürmesini sağlayan rahmi. Artık âşık olmayacaktı, sevmeyecekti, onaylanmış bir dilin ötesine geçmeyecekti. Duvarlara asılmış sıra sıra cesetler, tek gerçeğin savaş ve üreme olduğunu hatırlatıyordu. Özgürlük hatırlanmayacak kadar uzaktaydı…

Margaret Atwood’un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakâr bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin.

Anlatılan bizim hikâyemizdir!

“damizlik kizin öyküsü” hayranlarina okuma öneri̇leri̇ 1 – damizlik kizin oykusu
“DAMIZLIK KIZIN ÖYKÜSÜ” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ 4

Güç

Yazar: Naomi Alderman
Çevirmen: Özden Umut Akbaş
Yayınevi: Misis Kitap
Sayfa Sayısı: 408

2017 Baileys Women’s Prize en iyi roman ödülü

2017 George Orwell Ödülleri Finalisti

Yarın veya sonraki gün, tüm dünyadaki kadınlar “GÜÇ” sahibi olduklarını ve parmaklarının bir hareketiyle ölümle bile sonuçlanabilecek korkunç bir acı verebileceklerini keşfederler. Ansızın gezegendeki tüm erkekler, kontrolü kaybettiklerini anlarlar. Bir hareketle Naomi Alderman’ın olağanüstü romanının merkezindeki dört karakter tamamen değişir ve yepyeni bir dünya karşımıza çıkar.

“Ya GÜÇ kadınların ellerinde olsaydı?”

“Heyecanlandırıcı! Şok edici! Sizi kendisine hayran bırakacak! Okuduktan sonra her şeyi yeni baştan düşüneceksiniz.”
Margaret Atwood

“Alderman yeni bir “Damızlık Kızın Öyküsü” yazmış ve Margaret Atwood’un bu klasik romanı gibi, “Güç” de okuyanı korkuturken aydınlatan, öfkelendirirken yüreklendiren distopik romanlardan biri olmuş. Ursula Le Guin geleneğine de selam veren bu kitabın enerjisini hissedecek okurlar çok şanslı!”
The Washington Post

Renklerden Moru

Yazar: Alice Walker
Çevirmen: Senem Karagözoğlu, Aytaç Özgören
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı: 288

“Ben nasıl savaşılır bilmiyorum. Tek bildiğim hayatta kalmak!”

Erkek egemen bir dünyada siyahi olduğu için de ayrıma uğrayan Celie’nin yaşadıkları o kadar ağır ve utanç vericidir ki, bunu yüksek sesle Tanrı’ya bile söyleyemez, sadece yazarak anlatır. O ağır hayatın içinde tecavüz, şiddet, çocuk yaşta evlendirilme, çok çalışma vardır. Sevgi ile zulüm, inanç ile kötülük iç içedir. Ancak bir gün Celie, kendi gücünü ve içindeki neşeyi keşfettiğinde dönüşümü de başlar.

Alice Walker’a 1983 yılında Pulitzer Ödülü kazandıran Renklerden Moru, her biri birbirinden dirençli kadınların yanı sıra, kendi ezilmişliklerinin acısını kadınlardan çıkaran erkeklerin hikâyesiyle de zenginleşen bir roman.

“Renklerden Moru önemini her daim koruyan bir Amerikan romanı.”
Newsweek

“Müthiş dokunaklı…”
The New York Times Book Review

Silo

Yazar: Hugh Howey
Çevirmen: Mehmet Rasim Emirosmanoğlu, Gökhan Sarı
Yayınevi: Monokl
Sayfa Sayısı: 520

Yakın bir gelecekte, yeryüzü zehirli gazlardan yaşanmaz hâldedir. İnsanlar dünyanın hayli sınırlı bir bölümünü, yaşadıkları çok katlı yeraltı silosunun en üst katındaki ekranlardan seyretmektedirler. Yasalar gereği bu tek görüntüyle yetinip yeryüzü hakkında hiçbir meraka kapılmaksızın yeraltına gömülü olarak, âdeta kapana kısılmış hâlde yaşamlarını sürdürürler. Zaten silodaki hayat da ancak sorgusuz ve sualsiz yaşandığında katlanılabilirdir. Ama bir de yaşadıkları hayatın gerçekliğinden şüphe duyup dışarısı hakkında sorgulamalar yapanlar vardır ki onlar bir daha asla uyanamayacakları bir kâbusun ortasında bulurlar kendilerini.

2. kitap: Vardiya
3. kitap: Toz

Kadınlar Ülkesi

Yazar: Charlotte Perkins Gilman
Çevirmen: Sevda Deniz Karali
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 216

Charlotte Perkins Gilman yaşadığı dönemin önde gelen hümanistlerinden ve kadın hakları savunucularından biri olmasının yanında feminist edebiyatın en önemli erken dönem temsilcilerinden. Yazıldıktan yaklaşık 65 sene sonra kitap formatında yayımlanabilen Kadınlar Ülkesi ise feminist ütopyanın ilk örneklerinden.

Birinci Dünya Savaşı’nın arifesinde üç Amerikalı erkek pek fazla insanın bulunmadığı, ücra bir yerde, tamamen kadınlardan oluşan bir topluluğa denk gelir. Gözlerine inanamayan kâşifler bu topraklarda erkeklerin de olması gerektiğine dair inançlarıyla araştırmalarına başlar.

Çok geçmeden bu gizemli ülke ile ilgili gerçekler bir bir açığa çıksa da misafirlerin merakı giderilmenin aksine daha da artar ve Kadınlar Ülkesi’nin yönetim biçiminden inançlarına, kültüründen ekonomisine ve hatta anneliğe kadar pek çok konuda bilgi sahibi olmaya ve toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamaya başlarlar.

Toplumsal roller cinsiyete göre belirlenebilir mi? Kadınlık ve erkeklik değişmez kavramlar mıdır?

Kadınlar Ülkesi, ataerkilliğe verilmiş nüktedan bir yanıt.

“Kadınlar Ülkesi kadınların neler yapabileceğini incelik ve zarafetle anlatan, gülümseten bir ütopya.”
Marge Piercy

“Altın Çağ bilimkurgularının tadını veren ve günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan bir eser.”
Joanna Russ

Zamanın Kıyısındaki Kadın

Yazar: Marge Piercy
Çevirmen: Füsun Tülek
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 416

Connie, zihinsel yetenekleri çok gelişmiş, hayat dolu bir kadındır. Ama bu özellikleri “düzen”e sürekli yenik düşmesini engelleyememiştir. Sevdiği insanlar devlet ya da ölüm tarafından elinden alınmış; bütün bunların yanı sıra, şiddet eğilimleri göstermeye başladığı için tımarhaneye kapatılmıştır. Bu kez de doktorlar, üzerinde deney yapmak isterler. Karşı koyar ve zihin gücüyle ilişkiye geçtiği bir ütopya halkının yardımıyla mücadeleye girişir.

Romanda bütün bunlar olurken, aslında bir yandan da, son yıllarda birçok radikal düşünürün, feminist ve yeşillerin sorguladığı modern toplumun vazgeçilmez diye sunduğu kurum ve anlayışların da eleştirisi yapılmaktadır. Ütopyada çekirdek aile, devlet, hapishane, hastane, okul ve çocukluk gibi kurumların hiçbiri yoktur; üretim kadar doğanın dengesini gözetmek de önemlidir; deliliğe kontrol edilmesi gereken bir süreç olarak değil, herkesin yaşayabileceği öğretici bir deneyim olarak bakılır; en çok zaman insan ilişkilerinin ve onun bir türevi olarak düşünülen siyasal kararların tartışılmasına ayrılır; cinsel ilişkilerde özgürlük kadar kıskançlığa da yer vardır…

Erkeklerin çocuk emzirerek annelik duygusunu tattığı, böylece daha sevecen ve şefkatli olduğu; yarışmamanın erdem kabul edildiği; doğayı onarmak ve savunmak için “nehir doktoru”, “toprak avukatı” gibi mesleklerin olduğu bir ütopyadır bu. Romanın en önemli özelliği ise gelecek özleminin gerçekleşmesi için aktif bir mücadele ve yaratıcılık faaliyeti içinde olmanın önemine işaret etmesidir.

“Marge Pierce, çağdaş edebiyatın en güçlü feminist kalemlerinden biri; Zamanın Kıyısındaki Kadın da onun en güçlü ve etkili yapıtı. Roman öncelikle içinizi nefretle dolduracak, Connie’nin acısını derinliklerinizde hissedeceksiniz ve ona bu acıyı çektiren tüm dengeleri sorgulayacaksınız. Ardından bu muhteşem kadın ütopyasının esintisini yakaladığınız anda ışıltılı bir umut da belirecek. Piercy hiç de ‘yumuşak başlı’ bir yazar değil; bu güçlü ‘siyasi bilim-kurgu’ romanında, edebiyatı feminizme, feminizmi edebiyata kurban etmeden, kışkırtıcılığın doruğuna çıkmış. Zamanın Kıyısındaki Kadın, pek çok kadın okurun başucu kitapı olmayı güvence altına aldığı gibi, erkek okurlar için unutulmaz olmayı da hedefliyor; etkisi kesinlikle kadın okurlarla sınırlanamaz. Kaçırmayın…”
Aktüel

Müzik ve Sessizlik

Yazar: Rose Tremain
Çevirmen: Emre Kuzuoğlu
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 512

1629 yılında, Peter Claire adlı genç bir İngiliz müzisyen, Danimarka kralı IV. Christian’ın saray orkestrasına katıldığında, kendini tuhaf bir ortamda bulur. Orkestra sarayın altındaki soğuk mahzende çalmakta, yalnız ve mutsuz kral yukarıdaki odasında dinlemektedir. Saf güzelliğinden ötürü ‘kralın meleği’ diye anılan Peter Claire, aydınlıkla karanlığın, iyi ile kötünün ölümüne savaştıkları bu sarayda, kocasını aldatan kraliçenin hizmetkârlarından Emilia’ya âşık olur. Göreviyle tutkusu arasında kalan genç müzisyen hem düşlerini gerçekleştirmenin hem de ruhunu kurtarmanın yolunu nasıl bulacaktır?

Günümüz İngiliz edebiyatının en usta tarihsel roman yazarlarından biri sayılan Rose Tremain, Britanya ve İrlanda Kitapçılar Birliği’nin Whitbread Ödülü’ne değer görülen Müzik ve Sessizlik adlı yapıtında, aşk ve sanatla örülmüş unutulmaz bir öykü anlatıyor.

İyilik

Yazar: Carol Shields
Çevirmen: Aylin Yengin
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Sayfa Sayısı: 272

Reta, kırkdört yaşına gelinceye dek; sevecen ailesi, dostları, bir yazar olarak günden güne büyüyen başarısı ile mutluluğun tadını çıkarmıştı. Oysa bu dingin yaşamı, sevgili büyük kızı Norah her şeyden vazgeçip bir kaldırım köşesinde yaşamaya karar verince çatırdamaya başlıyor; boynuna astığı ve üzerinde “İyilik” yazan levhanın dışında kızı mutlak bir sessizliğe gömülüyor.

Reta’nın kızının bu denli umutsuz bir duruma gelmesinin nedenini arayışı, yaşamda anlamı ve umudu nerede bulabileceğimizle ilgili çekici ve korkusuz düşüncelerle zenginleşiyor.

“İyilik” bir ailenin acısını ve iyileşme sürecini anlatan, üzücü olduğu kadar avutucu; iyi yazarların, sıradan yaşamları sıra dışı biçimde anlatmaktaki başarısını ortaya koyan bir roman.

Sempatizan

Yazar: Viet Thanh Nguyen
Çevirmen: Duygu Akın
Yayınevi: Kafka
Sayfa Sayısı: 472

2016 Edgar En İyi İlk Roman Ödülü 
2016 PEN/Faulkner Ödülü Finalisti
2016 Dayton Edebiyat Barış Ödülü 
2015 Kurmaca Merkezi İlk Roman Ödülü
2015-2016 Asya/Pasifik Amerikası Edebiyat Ödülü
2016 California İlk Kurmaca Kitap Ödülü
2017 Asya Amerika Çalışmaları Birliği Yaratıcı Yazıda En İyi Kitap Ödülü
MacArthur ve Guggenheim Fellowship Ödülleri

Vietnam asıllı Amerikalı yazar Nguyen’den edebiyat dünyasında büyük yankı uyandıran, hakları otuza yakın ülkeye satılan ve yirmiden fazla yılın kitabı seçkisinde yer alan sarsıcı bir ilk roman.

Pek çok prestijli ödüle layık görülen Sempatizan, bir gerilim romanının heyecanı ve Saul Bellow’la karşılaştırılan tarzıyla insanın ayaklarını yerden kesen bir dostluk ve ihanet destanı. Çift taraflı çalışan komünist bir ajan, kendi deyimiyle “çifte akıllı” bir adam olan hikâyenin anlatıcısı, Saygon’un düşüşünden sonra Amerika’ya gelerek Los Angeles’taki diğer sürgün Vietnamlılarla birlikte yeni bir yaşam kurmaya çalışırken, bir yandan da Vietnam’daki komünist üstlerine gizlice raporlar gönderen Yarı Fransız yarı Vietnamlı bir istihbarat subayıdır.

Sempatizan, hem kimlik ve göçmenlik üzerine çok yoğun bir keşif yolculuğu, hem insanı esir alan bir casusluk romanı, hem de güçlü bir aşk ve dostluk hikâyesi.

Midwich’in Guguk Kuşları

Yazar: John Wyndham
Çevirmen: Niran Elçi
Yayınevi: DeliDolu
Sayfa Sayısı: 280

Bilinmeyene karşı duyulan korku ruhu kemirince…

Krizalitler, Chocky, Triffidlerin Günü gibi, bilimkurgu edebiyatının kilometre taşı yapıtlarına imza atan, çağının çok ötesindeki kalemiyle fark yaratan kült yazar John Wyndham’dan, ilk sayfalarından okurun zihnini kıskaca alan bir eser daha: Midwich’in Guguk Kuşları.

60 yıllık mazisine rağmen güncelliğinden hiçbir şey yitirmeyen bu tedirgin edici roman, kendisinden daha üstün bir yaratımla karşılaşan insanın vereceği tepkiyi ve yaşayacağı korkuyu, etkileyici bir üslup ve kurguyla günümüze taşıyor.

Cezbedici hikâyesiyle iki kez beyazperdeye de uyarlanan Midwich’in Guguk Kuşları; kendi hâlinde yüzyıllardır uyuklayan önemsiz bir köyün yolunu tutarak, sakinlerinin başından geçen tekinsiz olayları gün yüzüne çıkarıyor.

Gözlerden ırak küçük bir İngiliz köyü olan Midwich, bir gün ansızın ve topluca uyuyakalır. Derin uykudan uyandıklarında köy sakinlerinin karşılaştığı manzara, başlangıçta pek şaşırtıcı gelmese de kısa süre sonra işin rengi değişir. Köydeki tüm doğurgan kadınlar hamiledir. Doğan çocuklar ise birbirinden tuhaf, birbirinden ürkütücü, birbirinden yetenekli ve birbirinin neredeyse aynısıdır. Peki, bu çocukların dünyaya gelme sebeplerinin ardından yatan gizem nedir? Soğuk Savaş’ın ürünü, yeni bir tür silah mıdır onlar? Evrimin ve doğanın insanlara bir oyunu mudur? Yoksa daha fenası, dünyadışı canlıların asalak guguk kuşu yumurtaları mıdır?

Hissettirdiği endişe duygusuyla, okurun ruhuna usul usul korku salan Midwich’in Guguk Kuşları, derinlikli hikâyesinin satır aralarında, kasaba ahlakından dünya siyasetine kadar pek çok konuyu sorgulayarak, güncelliğini kaybetmeyen çıkarımlarda bulunuyor.

“Hayatta kalma içgüdüsü, merhametten daha güçlüdür…”

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz