İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Okuma Listeleri
  3. FEMİNİSTİM, FEMİNİSTSİN, FEMİNİST.

FEMİNİSTİM, FEMİNİSTSİN, FEMİNİST.


Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi

“Kadınların davranışlarında bir devrim yapmanın, kaybettikleri haysiyeti yeniden kazanmalarının ve insan türünün bir parçası olarak kabul görmelerinin vakti gelmiştir.”

Mary Wollstonecraft’ın kadınların özgürlüğüne dair tutkulu bildirgesi, basmakalıp uysal ve gösterişli kadınlık algısını yıkıp yepyeni bir eşitlik çağının kapılarını aralarken Wollstonecraft’ı da modern feminizmin kurucusu olarak tarihe geçirmiştir.

Tarih boyunca bazı kitaplar dünyayı değiştirdi. Bununla kalmayıp; bizleri ve birbirimizi görme biçimimizi etkiledi. O kitaplar ki tartışmalara, muhalif fikirlere, savaş ve devrimlere esin kaynağı oldular. Aydınlattılar, harekete geçirdiler, kışkırttılar, teselli ettiler. Yaşamımızı zenginleştirdiler ve bizleri ayrı ayrı kendi yaşamlarımızı sorgulamaya yönelttiler. Şimdi Kafka Kitap sizlere uygarlığı sarsan, insanlık tarihine yön veren ve kendimizi keşfetmemize yardım eden fikirleriyle; büyük düşünürlerin, çığır açanların, radikallerin ve ileriyi görenlerin eserlerini sunuyor.

femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 1 – kadın haklarının gerekçelendirilmesi
Yazar: Mary Wollstonecraft
Çevirmen: Duygu Akın
Yayınevi: Kafka Kitap
Sayfa Sayısı: 160

Kadınlar Irk ve Sınıf

Angela Y. Davis, ırkçılık karşıtı siyah özgürleşme mücadeleleri bağlamında ABD feminist hareketinin eleştirel ve karşılaştırmalı analizi ile başlar bu öncü çalışmasına. İlk olarak, beyaz feminist ve kölelik karşıtı hareketin sınıfsal ve ırkçı çelişkilerini maharetle gözler önüne serer. Bu çelişkiler hiç de sıradan değildir.

Davis, ırkçılığın beyaz feminist hareket içerisine sızdığı oyukları çeşitli tartışma ve meseleler üzerinden teker teker ortaya çıkarır. Örneğin, Amerikan iç savaşı ertesinde, kadınlar için oy hakkı hareketi ile ırkçı güneyli siyasetçiler arasında, oy hakkının kadınlara tanınması ancak siyahların bu haktan mahrum bırakılması yönündeki ittifak bunlardan sadece biridir. Ancak Davis’in klasik niteliğindeki bu çalışması, birlikte yürütüldüklerinde mücadelelerin hedeflerine ulaştığını da gösteren deneyim ve örneklere doludur.

Davis, siyah kadınların bazı talepleriyle hem beyaz kadınların hem de ırkçı baskı altında yaşatan diğer birtakım grupların taleplerinin ortakolduğunu; keza ırkçılığın farklı bir yüzünü tecrübe eden siyah erkeklerin de siyah kadınlarla birlikte aynı mücadelenin parçası olduklarını önemle vurgular. Davis’e göre, tahakkümün çeşitli yüzlerinin ötesine gidebilmek ve aralarında herhangi bir öncelik tesis etmeksizin mücadeleyi ırkçılık karşıtı feminist ve antikapitalist bir çizgiye çekmek gerekli olduğu kadar mümkündürde.

Kadınlar, Irk ve Sınıf, tarihsel arkaplanı ve aktörleriyle (en baştada Amerikan siyah feminist hareketi öncülüğünde) bir bakıma bu türden bir deneyimin aktarımıdır.

femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 2 – kadınlar irk ve sınıf
Yazar: Angela Y. Davis
Çevirmen: Selda Arıt
Yayınevi: Heretik Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 286

Cinsiyet Belası

1990’da yayımlandığında feminist kuramda ve toplumsal cinsiyet araştırmalarında çığır açan, queer kuramın öncü metinlerinden sayılan Cinsiyet Belası nihayet Türkçede.

Judith Butler’ın cinsiyetin ne ölçüde ‘doğal’ olduğunu sorgulayarak cinsiyetin performatif yapısına dair kışkırtıcı savını ilk kez ortaya koyduğu bu metin, birbiriyle bağlantılı pek çok tartışmayı birden barındırıyor.

femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 3 – cinsiyet belası
Yazar: Judith Butler
Çevirmen: Başak Ertür
Yayınevi: Metis Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 248

Kötü Feminist

Erkek egemen dünyada kadınların özgür bireyler olarak hayatlarını sürdürmelerini destekliyor, Şiddetin ve cinsel tacizin toplumda ve medyada giderek yaygınlaşıp kabullenilmesinden rahatsızlık duyuyor, Kadın, erkek ve çocukların önyargılardan, ayrımcılıktan, toplumsal cinsiyet tuzaklarından uzak bir şekilde yaşamaları gerektiğine inanıyorsanız, Bu kitabı okumalısınız!

Bugünün en önemli kadın aydınlarından biri olan yazar Roxane Gay, Kötü Feminist kitabında feminizmi ve feminizme neden ihtiyacımız olduğunu toplumsal olaylardan, popüler kültürden, ayrımcılıktan ve yaşadığı hayal kırıklıklarından yola çıkarak ele alıyor. Günümüzde hâlâ tartışma konusu olan feminizmin, olumsuz hatta çoğu kez hakaretmiş gibi kullanılmasına sert çıkan Roxane Gay, kendisini bir feminist olarak değil kötü bir feminist olarak tanımlıyor.

İnsanın çelişkilerle dolu olduğunu, yapıştırılan etiketler ve toplumsal yargılarla da çevrelendiğini dile getiren yazar, okurlarını farklı bir manifesto okumasına davet ediyor.

femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 4 – kötü feminist
Yazar: Roxane Gay
Çevirmen: Selim Yeniçeri
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 416

Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar

Rebecca Solnit, bilip bilmeden her şeyi açıklayarak kendini ispatlamak derdindeki adamları; kadınların nasıl susturulduğunu ve hayatın her alanında maruz kaldıkları şiddeti anlatıyor. Ancak kitabın Türkçe baskısı için yazdığı önsözden de anlaşılacağı gibi kötümser değil, aksine özgürleşebileceği başka bir dünya hayali için herkesi mücadeleye, dayanışmaya çağırıyor. Adamların dünyasında var olmaya çalışan kadınlara umut verirken gerçek kadın hikayelerinin yanı sıra Virginia Wolf’un metinlerinden, Pandora mitinden, Zapatistaların deneyiminden, kadın yol arkadaşlarından ve feminizmden güç alıyor.

Kadının adı sessizlik. Erkeğinki iktidar. Kadının adı fakirlik. Erkeğinki zenginlik. Kadın ve erkekten bahsederken Onun diyoruz, ama kadına baktığımızda, Onun olan bir şey var mı gerçekten? Erkeğin adı Onun, ve o her şeyin kendisine ait olduğunu iddia ediyor, kadın da dahil. İzin almadan ve bir bedel ödemek zorunda kalmadan kadına sahip olabileceğine inanıyor.

femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 5 – bana bilgiçlik taslayan adamlar
Yazar: Rebecca Solnit
Çevirmen: Asude Küçük
Yayınevi: Encore
Sayfa Sayısı: 144

Feminist Bir Yaşam Sürmek

İkinci dalga feminizmin “Kişisel olan politiktir” önermesi, sosyal bilimlerin merkezinde bir gedik açtı. Sara Ahmed, bu gediğin çapını “Kişisel olan teoriktir” diyerek genişletmek, kuramsal olanın yaşamsal olanla ilişkisini yeniden kurmak için cüretkâr hamleler yapıyor; akademik çevrelerce dahi “radikal” olarak betimlenen bu hamlelerin gündelik olana içkinliğini gözler önüne seriyor. Düşüncemizle eylemlerimiz arasında bütünlüklü bir ilişki kurabilmenin, savunduğumuz değerleri hayatımıza yedirebilmenin keyifli ve bir o kadar çetin mücadelesine ışık tutuyor.

Feminizme tutunmak, onun çatısı altında mücadele etmek, sesinin yankısında kendini duymak; işyerinde, aile sofrasında, akademide, ikili ilişkilerde kazanılan her tecrübeyi eleştirel düşünceyle buluşturmak… Feminist bir yaşam sürdürmenin her şeyi sorgulanabilir kılmakla mümkün olduğunu vurgulayan Ahmed, öğrenmenin, deneyimlemenin, yaşam ile düşünce arasındaki çatışmalı sürecin hiçbir zaman sonlanmayacağını belirtirken sorgulamayan, kendi sınırlarını inşa eden her hareketin iflas etmeye mahkûm olduğunun da altını çiziyor.

“Umut olan yerde, zorluk vardır” diyerek önümüze çıkacak engelleri birer motivasyon kaynağına dönüştüren, feminizmin gerekliliği ve feminist bir hayatın nasıl sürdürülebileceğine dair coşkulu, davetkâr ve umut dolu bu metin, gözünü budaktan sakınmayanların, elini taşın altına koymaktan çekinmeyenlerin kolektif eyleminin bir davetiyesi niteliğinde.

“Feminizmin korku salmasına şaşmamalı; birlikte tehlikeliyiz.”

femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 6 – feminist bir yaşam sürmek
Yazar: Sara Ahmed
Çevirmen: Sümer Aydaş
Yayınevi: Sel Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 394

Damızlık Kızın Öyküsü

Hiç kimsenin yüreği mükemmel değildir.

“Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu.”

Kadın, “bunaltıcı düşlerden uyandığı” bir sabah, hiçliğe dönüşmüş olarak buldu kendini. Artık bir adı yoktu, düşüncesi, benliği, arzusu yoktu ama bir rahmi vardı. Yaşamını kolonilere sürülmeden, öldürülmeden, Damızlık Kız olarak sürdürmesini sağlayan rahmi. Artık âşık olmayacaktı, sevmeyecekti, onaylanmış bir dilin ötesine geçmeyecekti. Duvarlara asılmış sıra sıra cesetler, tek gerçeğin savaş ve üreme olduğunu hatırlatıyordu. Özgürlük hatırlanmayacak kadar uzaktaydı…

Margaret Atwood’un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakâr bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin.

Anlatılan bizim hikâyemizdir!

femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 7 – damızlık kızın öyküsü
Yazar: Margaret Atwood
Çevirmen: Sevinç Altınçekiç , Özcan Kabakçıoğlu
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı: 384

Sarı Duvar Kağıdı

Deliliğin sınırlarında yalnız bir kadın portresi…

Birinci dalga feminist akımın önde gelen isimlerinden Charlotte Perkins Gilman’ın kaleme aldığı, Maria Brzozowska’nın resimlediği Sarı Duvar Kağıdı, Delidolu’nun resimli kitaplar koleksiyonundaki yerini alıyor.

19. yüzyıl edebiyatının en önemli metinleri arasında gösterilen Sarı Duvar Kağıdı, sinirsel buhranları nedeniyle sayfiye evinde “dinlenmeye çekilen” bir kadının toplumsal rollerin baskısı altında adım adım delirmesini anlatıyor.

Sanatsal çizimleri ve sert kapaklı özel baskısıyla koleksiyon değeri taşıyan bu sarsıcı öykü, şimdiye dek delilik üzerine yazılmış en kült eserlerden biri olarak anılıyor.

Feminist edebiyatın kilometre taşlarından Sarı Duvar Kağıdı, doğumdan sonra yaşadığı sinirsel buhranları yüzünden hekim olan eşinin tavsiyesiyle dinlenmeye çekildiği yazlık malikanede, kocasının ve görümcesinin kontrol ve baskılarına rağmen gizlice yazı yazmaya çalışan ve kaldığı odadaki sarı duvar kağıdının deseninden yola çıkarak halüsinasyonlar görmeye ve delirmeye başlayan bir kadının hikayesini anlatıyor.

Toplum içerisinde keskin biçimde ayrılmış olan kadın erkek rollerini eleştiren Sarı Duvar Kağıdı, aynı zamanda ruhsal olarak “hasta” olduğu gerekçesiyle okumaktan ve yazı yazmaktan alıkoyularak eve hapsedilen kadın imgesini temsil ediyor.

Charlotte Perkins Gilman’ın, sayısız farklı dile çevrilen; resim, görsel sanatlar gibi pek çok modern yapıta esin kaynağı olan; birçok kez tiyatro ve sinemaya da uyarlanan bu ölümsüz eseri, Başak Çaka’nın titiz ve dönemin ruhunu yansıtan özenli çevirisiyle yeniden okurlarla buluşuyor.

“Bu kağıtta benim dışımda kimsenin bilmediği ve hiçbir zaman bilemeyeceği şeyler var. Desenin kırık bir boyun gibi yana sarktığı yerde bir çift pörtlek göz baş aşağı beni süzüyor.”

femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 8 – sarı duvar kağıdı
Yazar: Charlotte Perkins Gilman
Çevirmen: Başak Çaka
Yayınevi: DeliDolu
Sayfa Sayısı: 48

Sırça Fanus

Parlak bir üniversite öğrencisi olan Esther Greenwood, 1950’lerde yayın dünyasında acımasız bir rekabetin sürdüğü New York’a büyük hayallerle gelir ve önemli bir moda dergisinde iş bulur. Kapıldığı beklentilerle karşısına çıkan fırsatların yoğunluğu, masumluğunu yitiren genç kızın zamanla kaldıramayacağı bir boyuta ulaşır ve Esther kendini tam bir karabasanın içinde bulur. Kimlik arayışı peşinde ürkütücü bir yola giren duyarlı ve hevesli bir genç kadının üniversite yılları, erkeklerle ilişkileri, yaşadığı çöküş, intihar girişimleri ve gördüğü psikolojik tedaviler mizahi bakış açısı unutulmadan son derece içtenlikle işlenmiş.

“Neşeli, hüzünlü, yalın, parlak ve doğal. En üstün niteliğiyse şaşırtıcı derecede dolaysız oluşu, tıpkı güpegündüz çekilmiş bir dizi fotoğraf gibi.”

Time
femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 9 – sırça fanus
Yazar: Sylvia Plath
Çevirmen: Handan Saraç
Yayınevi: Kırmızı Kedi
Sayfa Sayısı: 256

Vajina Monologları – Sıkı Vücutlar

‘Ben küçük bir kız iken insanlar büyüyünce ne olmak istiyorsun diye sorarlardı. Ben iyi diye yanıtlardım. Ben iyi olmak istiyordum. İyi olmak bir doktor ya da bir astronot ya da bir cankurtaran olmaktan daha zordu. O soyuttu. Ben onun ulaşılması çok zor olduğunu hissediyordum…’

Onlar bana daha az yememi, daha az kiloda olmamı söylerlerdi—onlar daha iyi kalçalı, daha büyük göğüslü, daha iyi saçlı ve kırışıksız olmamı istiyorlardı. Biz makyaj yaparız, tüylerimizi alırız, piercing yaptırırız—ve bütün bunları ‘iyi’ olmak adına yaparız.

Eve Ensler kadınların gizemli yaşantısı hakkında dokunaklı ve eğlenceli başka bir öykü ile geri dönüyor. Ensler kadınlara bedenleri hakkında soru sorarak dünyayı dolaştı ve bize onların öyküsünü anlatıyor: Bir Puerto Rico’lu kadının şişmanlık ve aile üzerine düşünceleri; bir Los Angeles’li kadının kocasına verdiği ödünler; Sunrise Spor Salonunda Hintli bir anne. Ensler bu öyküleri kendi kişisel yolculuğu ile çerçeveliyor ve onları kendi midesi ile yaşamboyu süren bir diyalogdan yola çıkarak curcunalı alıntılarla aktarıyor. Biz onun düşük karbonhidrat diyetlerini ve yaptığı egzersizleri izleyerek bir kadının bedenini nasıl sevebileceğini ve onu nasıl iyi görebileceğini akıllıca sözcükler ile öğreniyoruz.

“Yüksek sesle gülünecek kadar eğlenceli ve derin bir şekilde dokunaklı.”

Independent

“Kadınlığın çoklu-orgazm kutsaması . . . enerjik, çekici, nükteli ve küstahça.”

The Times

“Ben güldüm. Ben ağladım. O beni meraklandırdı.”

Jane Fonda
femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 10 – vajina monologları sıkı vücutlar
Yazar: Eve Ensler
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 120

Argonautlar

Kuşağının en sivri, en cüretkâr yazarlarından biri kabul edilen Maggie Nelson’ın eleştirmenler tarafından övgüyle karşılanan son kitabı Argonautlar anneliğe, dönüşüme, müşterekliğe, ebeveynliğe, aileye, dilin ve aşkın imkânlarına felsefi bir bakış yöneltiyor, bu ifadelere ilişkin sınırlayıcı ve tutucu yaklaşımları, daha kapsayıcı tanımlara varma adına süregiden mücadeleyi ustalıkla analiz ediyor. Bunu yaparken temelde sürekli şu soruları deşiyor: Bir kabuğa, bir kimliğe ihtiyacımız var mı gerçekten? Öyle bile olsa, bir kimlikle özdeşleşmek mümkün mü? Nelson tüm bu kalıpların öznel, kendini yenileyen, yanıp sönen doğasına ışık tutmayı sürdürüyor.

Denilebilir ki bu kitap, yazarın kendi deyimiyle ve kelimelerin geniş anlamıyla “kalbin çok cinsiyetli anneleri”; savaşçı argonautlar için yazılmıştır ve bunu “şanlı beyaz erkeğin” dilini, kimliğini, tutumunu sekteye uğratarak yapar.

“Maggie Nelson kültürümüzün prefabrik düşünce ve duygu yapılarını, vahşiliği bütünüyle aşkın hizmetinde bir zekâyla anlamamızı kolaylaştırıyor. Hiçbir kutsallık güvenli değil, tutuculuğa, ucuz ironiye geçit yok bu kitapta.”

Ben Lerner

“Maggie Nelson bir kez daha büyüleyici bir iş çıkarmış. Anneliği ve queer bir aile olmayı belirli bir biçimde yaftalayan ve yanlış anlayan kültürün radikal altkültürler de dahil– zırvalığına ustalıkla sesleniyor. Son derece kırılgan bir zekâyla Nelson incelenmedik bir bölge bırakmıyor; kendi kalbi de dahil. Kültür için hayati önem taşıdığını bildiğim gibi, benzer bir kitap olmadığını da biliyorum.”

Michelle Tea
femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 11 – argonautlar
Yazar: Maggie Nelson
Çevirmen: Selin Siral
Yayınevi: Kolektif Kitap
Sayfa Sayısı: 232

Güneş Ve Onun Çiçekleri

İşte yaşamın reçetesi bu dedi annem aldı beni kollarına gözyaşlarım akarken her yıl bahçene ektiğin çiçekleri düşün sana öğretecekler ki insanlar da çiçek açmak için solmak köklenmek ve büyümek zorunda.

femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 12 – güneş ve onun çiçekleri
Yazar: Rupi Kaur
Çevirmen: Gizem Aldoğan
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 256

Uyanış

New Orleans kültürünü işlediği yapıtlarıyla tanınan ve edebiyatta yerel renkleri savunan Kate Chopin’in bu romanı 1899 yılında yayımlandığında Amerikan kamuoyunu sarsmıştı. Bir kadının uyanışını, kendi ayakları üzerinde durarak bireyselliğini ilan edişini anlatan Uyanış, bazı açılardan Madam Bovary’ye benzetilir. Chopin’in kendi arzularının peşinden giden bağımsız kadın karakterine yönelik nesnel yaklaşımı zamanında tepki çekse de, romanın üslup güzelliği ve duyarlığı övgüyle karşılanmıştı.

Chopin’in kadınların özgürleşmesine verdiği önem ve sonraki feminist edebiyatçılara öncülük etmesi, 20. yüzyıl sonlarında yapıtlarının, özellikle de uzun zaman önce unutulup gitmiş olan Uyanış’ın yeniden gündeme gelmesine yol açtı. Romanı yeniden ele alan bazı eleştirmenler “cesur” gerçekçiliğine vurgu yaptı. Per Seyersted’in 1969 yılında yayımlanan Kate Chopin biyografisi, yazarın yaşamına ve yapıtlarına yönelik kapsamlı bir incelemenin ürünüydü. Daha önce gün ışığına çıkarılmamış öykülerinin, mektuplarının ve günlüklerinin keşfi, o güne kadar bilinenden farklı, çok daha azimli ve meselesi olan bir yazar portresi ortaya koydu. Kate Chopin böylece 19. yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli yazarları arasında hak ettiği yeri almış oldu.

femi̇ni̇sti̇m, femi̇ni̇stsi̇n, femi̇ni̇st. 13 – uyanış
Yazar: Kate Chopin
Çevirmen: Burcu Şahinli
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 200

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz