İlginizi Çekebilir
murat menteş
  1. Ana Sayfa
  2. Yazarlar
  3. MİNE SÖĞÜT

MİNE SÖĞÜT


Twitter
Instagram
Facebook
Gazete Yazıları

Mine Söğüt, 1968’de İstanbul’da doğdu.

Babası bir deniz subayı olan Mine Söğüt, ortaöğrenimini Kadıköy Kız Lisesi’inde tamamladığı 1985 yılında babasını kaybetti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi.

Gazeteciliğe 1990 yılında Güneş Gazetesi’nde başladı, İnsan Hakları Servisi’nde muhabirlik yaptı. Güneş Gazetesi’nin kapanmasından sonra Tempo Dergisi ve Yeni Yüzyıl gazetesinde çalıştı.

1993 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği yarışmada, Haber dalında mansiyon aldı. 1996-2000 yılları arasında Haberci adlı televizyon belgeselinin metin yazarlığını yaptı. 1999-2001 yıllarında Öküz dergisinde yazdığı yazılarla tanındı. Profesyonel gazeteciliği bırakan Söğüt, 2001-2005 yılları arasında Cihangir Postası adlı yerel bir gazetenin gönüllü editörlüğünü yaptı.

Karikatürist Bahadır Baruter ile evlidir.

Sevgili Doğan Kardeş

Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kâzım Taşkent, hayatını kaybeden oğlu Doğan’ ın anısını yaşatmak için bir dergi yayımlar. Birçok çocuğun hayatında iz bırakan Doğan Kardeş dergisi böyle doğar. Yarım asra yakın bir zamandır çocukların dünyasında varolan Doğan Kardeş’ in yaşam öyküsünü okurken Suna Kan’ dan İdil Biret’e, Coşkun Aral’dan Pınar Kür’e, Talat Sait Halman’dan Garo Mafyan’a, kadar, günümüzün birçok ünlü isminin imzalarına rastlayacaksınız.

mi̇ne söğüt 1 – sevgili doğan kardeş
Yazar: Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 260

Aşkın Sonu Cinayettir

Mine Söğüt’ün Pınar Kür ile yaptığı uzun sohbetin kitabı Aşkın Sonu Cinayettir, bir kadın yazarın dünyasına bir başka kadın yazarın rehberliğinde yapılan bir ziyaret.

“Aşkın o zamanki tanımı neydi sizin için?”

“İnsan gençken aşkın tanımını yapmayı düşünmüyor ki, yaşıyor sadece ve biraz aptalca. Aşkın tanımını yapmak için onu birkaç kez yaşamak, yaşın da kırka gelmesi gerekiyor galiba.Gençken derin sandığın duygular aslında epeyce yüzeysel. Olanakların sınırsız, vaktin sonsuz sanıyorsun… Daha doğrusu pek düşünmüyorsun, hayatın bir sürü son içerdiğini aklına getirmiyorsun.

Gene de, o zaman bilincinde değildim tabii, ileriki yıllarda yaptığım analizler sonucu anladım ki, aşk benim için her zaman mutluluktan çok mutsuzluğu içermiş.En mutlu olduğumu sandığım anlarda hep mutsuzluğu beklemişim.Son diye bir şeyi aklıma getirmediğim zaman bile bilinçaltımda bir yerde hazırlanıyormuşum sona. Bitmeyen aşk yok yani, ama bunu sonra konuşuruz.”

mi̇ne söğüt 2 – aşkın sonu cinayettir 1
Yazar: Pınar Kür, Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 416

Dolapdere – Kürt Kediler Çingene Kelebekler

Bir kentin tarihini, coğrafyasını, toplumsal hayatını, geçirdiği değişimleri, insan tiplerini, atmosferini, doğal güzelliklerini, unutulan değerlerini, yeme içme kültürünü, gecesini gündüzünü, yazını kışını, folklorunu, eğlence hayatını, daha bin türlü özelliğini, herkes kendince görür. Tarihçi başka, coğrafyacı başka, turizmci başka, asker başka, öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister.

Ama bir yazar-edebiyatçı, kendince bir duyarlıkla yaklaşır kentine. Çevresine gönül gözüyle bakar. Kendisini değişik insanların yerine koyar, onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır, öylece yazar… Yazar yazdığı zaman, birçok kimse o yazıda kendi duygularını, düşünüp de söyleyemediklerini bulur. Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister…

Bu düşünceden yola çıkarak, İstanbul’un kırk semti, kırk farklı edebiyatçı-yazar tarafından kaleme alındı. Okurla aynı zamanda buluşan bu kırk kitaplık dizi hem bir ilk olması hem de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti’ne armağan olması açısından yüksek değer taşımaktadır.

mi̇ne söğüt 3 – dolapdere kürt kediler çingene kelebekler
Yazar: Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 112

Darbeli Kalemler

Bu kitap, Türkiye’nin yakın tarihini derinden etkileyen ve biçimlendiren 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül Askeri müdahalelerinin hemen ardından yazılan köşe yazıları arasından yapılmış bir seçmeden oluşuyor. O dönemlerin günlük gazetelerinde ilk hafta içinde yayımlanmış yaklaşık 300’e yakın yazının içinden bu kitapta kullanılacak olanları seçerken, öncelikle içeriklerindeki ideolojik bakışların dengesini göz önünde tuttum ve gündemin sıra dışı atmosferini daha açık yansıttığını düşündüğüm yazılara öncelik verdim.

İlginizi Çekebilir:  Gabriel Garcia Marquez Kitapları

Türkiye’nin yakın tarihinde ordu-siyaset ilişkisi de darbeler ve muhtıralarla sık sık kesintiye uğrayan demokrasinin aldığı yaralar da farklı açılardan değerlendirilip hesaplaşmalara malzeme oldu. Bu süreçte bazen geçmişe uzaktan bakmanın avantajlarını kullandık, bazen de geçmişe yabancılaştık.

İşte bu yüzden, derlediğim köşe yazıları üzerinde etraflı bir yorum kaleme almayı özellikle doğru bulmadım. Okura, 1960 sonrası yazılanlarla, 1971 ve 1980 sonrası yazılan yazıları yan yana koymayı ve ortaya çıkacak olan resme, uzaktan değil, yakından hatta içine girerek bakmayı öneriyorum. Bunun, bugünkü gündeme egemen olan ordu ve rejim tartışmalarını ve basının olaya yaklaşımını değerlendirmede geniş bir perspektif sunacağını düşünüyorum. Her ne kadar darbelerin gölgesinde yazılmış olsalar da, müdahalelerin ilk haftasında sıcağı sıcağına kaleme alınan bu yazıların anlattığı bir öykü ve ardı ardına okunduklarında açtıkları ve kapattıkları kapılar var. Bizlerin de sanırım güdümlü yorumları aradan ayıklayıp, tarihe kendi sağduyumuzla bakmaya ihtiyacımız var.

mi̇ne söğüt 4 – darbeli kalemler
Yazar: Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 336

Şahbaz’ın Harikulade Yılı 1979

1979 yılı, gerçekten de göründüğü gibi, 1 Ocak Pazartesi günü başlayıp 31 Aralık Pazartesi günü mü bitti? 1979’a, o yıl yaşananlara, bugün baktığımızda, sadece 12 Eylül’e varan süreci mi görmeliyiz, 12 Eylül sonrası’nı mı? Şahbaz, bir taraftan yaşadığı o harikulade yıl’ı, 1979’u anlatıyor, bir taraftan da bütün bu soruları sorduruyor bize. Mine Sögüt yeni romanı Şahbaz’ın Harikulade Yılı 1979’da, yaşananların yazılanlardan daha kurmaca, hayatın şiddetinin yazının hayal bile edemeyeceği kadar uçta olabileceğini gösteriyor.

Yazar: Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 346

Kırmızı Zaman

“Bu romandaki İstanbul, efsaneler, insanlar, balıklar, kayıklar, iskeleler, kesik başlar, mezarlar, hastaneler, morglar, deniz kızları, cinayetler, katiller, cellatlar, deliler.

Efsanelerin yalanı abartılmış, insanların .hayatına. olmadık benekler atılmış, şehir baştan yaratılmıştır.

Yok eğer, ‘Bunların hepsi gerçek, Haliç’te kırmızı bir kayık durur ve içinde Zaman dayı yaşar, eski mezarlarda kesik cellat kafaları yatar, küçük kızlar mezar taşlarına, dünyanın en güzel şiirlerini yazar, genç bir adam paramparça bir baba arar, her şeyi gören bir kambur hep susar ve İstanbul’un altında sır dolu dehlizler var” diyen biri çıkar da beni yalanlarsa, ne mutlu bana”

Yazar: Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 230

Adalet Cimcoz

Onu, kah Türkan Şoray’ın, kah Filiz Akın’ın sesi olarak tanıdık.Buğuluydu, özeldi. Dublaj kraliçesi olarak tanındı. Lorel-Hardy’ye sesiyle hayat veren Ferdi Tayfur’un kız kardeşiydi. Türkiye’nin beş yıl boyunca yaşamayı başarmış ilk özel galerisinin, Maya’nın kurucusu ve sahibesiydi. Dönemin tüm sanatçılarının yakın dostuydu. Sanatçı değildi ama bir dönem plastik sanatlar onunla anıldı.

İlginizi Çekebilir:  KAZUO ISHIGURO: HAYATI VE KİTAPLIĞI

Kafka’nın Milena’ya Mektuplar’ını dilimize çevirdi, en iyi çevirmen ödülü aldı. Brecht’in Sezuan’ın İyi İnsanı onun sözcükleriyle sahnede hayat buldu. Yazar değildi ama çevirilerindeki Türkçe, okuyanı büyülüyordu. Türkiye’nin ilk dedikodu yazarlarındandı. Hafta, Salon, Tasvir, Aydede, Tef gibi dergilerde sözünü sakınmayan yazılar yazdı. Kim, kimle, nerede, ne yaptıysa onun dilinden kaçmadı. Köşesinin adı “Fitne Fücur”du.

60 yaşında kanserden öldüğünde radyodan sesi kadınlara öğüt veriyordu. Ölümünün ardından hayatı dağıldı, savruldu. Özenle sakladığı fotoğrafları sahafların raflarına düştü. Gazeteci Mine Söğüt, bütün bu dağılmış yapraklardan ulaşabildiklerini topladı, derledi ve bu çekici kadının, melek mi şeytan mı olduğu kestirilemeyen, kimilerine göre melek kimilerine göre şeytan, kimi zaman melek kimi zaman şeytan olan, çekici bir hale ile çevrelenmiş muhteşem kadının yaşamöyküsünü yazdı. Sahaflardan toplanan yüzlerce fotoğrafın eşlik ettiği bu yaşamöyküsü denemesi, Türkiye’nin üstünde çok konuşulmamış yüzüne de bir ayna.

Yazar: Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 236

Beş Sevim Apartmanı

Pürtelaş Sokağı’nda kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağı’ndaki Beş Sevim Apartmanı’nda tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı’nda perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler aleminden gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi aleminden gelenler, orada beş garip hikaye yazdılar… yazdılar… yazdılar.

Pardon, altı hikaye yazdılar. Bir de Doktor Samimi ve onun günlüğü var.
Rüyada günlük görmek iyi bir kitap okuyacağınıza işarettir. Rüyada günlük görülse de görülmese de Beş Sevim Apartmanı’nı okumak iyiye işarettir, onu okuyanın gönül gözü açılır, peri kızları rüyasına girer.

Mine Söğüt ilk romanı Beş Sevim Apartmanı ile okuyanı cinperi alemine götürüyor, uzun bir masal dinletir gibi, anlatır gibi, gösterir gibi.

Yazar: Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 134

Deli Kadın Hikâyeleri

“Girdiği kabın şeklini alan su, geçtiği yolların rengini de çalarmış…”

Mine Söğüt’ten Unutulmayacak Delilik Hikâyeleri

Beş Sevim Apartmanı – Rüya Tabirli Cinperi Yalanları, Kırmızı Zaman, Şahbaz’ın Harikulâde Yılı 1979, Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey gibi romanları ve çeşitli biyografi, monografi, söyleşi kitaplarıyla okurların yakından tanıdığı Mine Söğüt bu defa hikâyeleriyle karşımızda.

“…kendini öldürme fikrini bu kadar çok seven biri kendini de çok seviyor demektir… kendini ve deliliğini” diyen yazar, Deli Kadın Hikâyeleri kitabında, aklın kıyısında gezinen, kadınlıklarını bir lanet gibi sırtlarında taşıyan, hepsi “kaybetmeye” yazgılı, içe işleyen yalnızlıklarıyla kalp burkan hayatları, varoluş kâbuslarını anlatıyor. Kitapta ayrıca, Bahadır Baruter’in bu hikâyelerin izlenimleriyle yaptığı on resmi de yer alıyor.

Kalemini zehire, kana, cinnete, ölüme ve hayata aynı lezzetle batıran Mine Söğüt’ten unutulmayacak yirmi bir delilik hikâyesi…

Yazar: Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 176

Gergedan – Büyük Küfür Kitabı

Mine Söğüt Gergedan’la unutulmaz Deli Kadın Hikâyeleri’nin izinden gidiyor. Yüksek gerilimli bir dille zihni kamçılayan öyküler kuruyor. Güncel olaylara yaşadığımız günlere getirdiği bakış açılarıyla okurunu derinden sarsıyor. Bir ateş yakıyor. Karanlık dağılıyor.

Arada bir kedi eziyorsun. Sonra bir sincap. Sonra bir kirpi. Sonra köpek. Sonra ne olduğu anlaşılamayan şey. Sonra bir gelincik. Geç. Bir tilki. Geç. Bir kaplumbağa. Geç. Bir tavuk. Geç. Bir kertenkele. Geç geç. Bir yılan. Geçiniz. Bir kunduz. Geçiniz. Bir ceylan. Bir gelincik. Onu da geçiniz. Bir inek. Geç. Bir koyun. Geç. Bir devekuşu. Geç geç geç. Bir ejderha. Geç geç.

İlginizi Çekebilir:  Celil Oker

Bir Zümrüdüanka eziyorsun.

Geçiyorsun.

Bir gergedan eziyorsun.

Geçiyorsun.

Yeryüzünün gerçek tanrıları tekerlerinin altında, bağırsakları dışarıda. Herkesle beraber irili ufaklı kan lekeleri bıraka bıraka ardında işe gidip geliyorsun.

Yazar: Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 120

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey

Mine Söğüt yeni romanında birbirinden ilginç insanları, tuhaf hayat hikâyeleriyle birlikte kapkara bir ortamda anlatıyor, hepsini Kara Yalı’da birbirine düğümlüyor: Kara Yalı’da gizlenen Madam Arthur Bey, eski fotoğrafların izinde romanını yazan Olcayto Ran, yangınların ve ölümlerin dilsiz kadını Maria, eski sevgili Keşşaf Hanuman, her şeyi bilen hayat kadını Nagehan, kimliğini arayan Şehnaz Hanuman, bütün cinayetlerin tek tanığı antikacı Kedileş, Kara Yalı’da kaybolmuş baba Ruhat Ran…

Kara Yalı’nın salyangoza benzeyen çıkışsız gövdesinde herkes kendine yeni bir hayat arar. Herkes kendi hayatından kurtulmak, olanları unutmak ister. Çılgınlıklarla dolu yalıda her şey birbirine dönüşür, herkes bir başkası olur…

Özetle; Yazacağı yeni romanı için eski fotoğrafların peşine düşen Olcayto Ran, kendisini Madam Arthur Bey’in lanetli dünyasında bulur. Geçmişe gizlenmiş birçok cinayetin içinde kendi hayatının kayıp halkaları da vardır. Çocuklarını terk etmiş Nagehan’ın bildiği ama söylemediği sırların, çocukları ölmüş dilsiz Maria’nın suskunluğunun ve her şeyi bilen ama Madam Arthur Bey’den ölesiye korkan Kedileş’in anlattıklarının peşine düşen Olcayto, Kara Yalı’nın ölümcül labirentlerinde kaybolur.

“Madam Arthur Bey kötü kalpli bir şamandır. Zamanlardan zamanlara geçer. Her geçtiği zamanı yok eder. Onun hayatındaki yalanları uç uca ekleseniz, dünyanın etrafını defalarca dolanan ve onu ve sizi ve bizi ve hepimizi sıkarak boğan dev bir yılan olur. Madam Arthur Bey’in geçmişini bir deşseniz, bugüne kadar yeryüzünde ölmüş ne kadar insan varsa hepsini sığdırabileceğiniz dar ve derin, çok derin, uçurum gibi derin bir mezar olur. Hayata Madam Arthur Bey’in gözlerinden baksanız daha önce hiç görülmemiş renkler görür, korkarsınız. Etrafı onun kulaklarıyla dinleseniz inanılmaz sesler duyar, ürperirsiniz. Ve onun burnuyla koklasanız havayı, başınız döner, olduğunuz yere yığılırsınız. Onun tüm algıları diğer sıradan insanların algılarından şeytanidir. Ve hayatındaki her şey ama her şey diğer sıradan insanların hayatındaki milyarlarca şeyden daha kalabalık, daha cazip ve daha delidir. Kötüdür.

Bunları Olcayto’nun rüyasına giren büyük siyah bir kuş söylüyor. Kuş bunları söyledikten sonra kanatlanıp pencereden aşağıya atlıyor. Olcayto uykunun derinliklerinden ter içinde uyanıp pencereye koşuyor, camı açıyor, aşağıya bakıyor. Alacakaranlıkta, bomboş sokakta uzun boylu ve zayıf bir çöpçü, tahta saplı sarı bir süpürgeyle kocaman simsiyah bir kuş ölüsünü faraşa doğru itiyor.”

Yazar: Mine Söğüt
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 168

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz