İlginizi Çekebilir
Johann Wolfgang Goethe
  1. Ana Sayfa
  2. Yazarlar
  3. NİHAN KAYA

NİHAN KAYA

featured

1979 doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Edebiyatı mezunu. University of Essex’te Psikanaliz dalında yüksek lisans yaptı. Edebiyat ve psikoloji alanında uluslararası çalışmalar yayınladı. King’s College London’da Karşılaştırmalı Edebiyat bölümüne bağlı olarak yazdığı doktora tezi “sanatsal enerji” üzerine.

Buğu

Başka bir yüzyıldanmış gibi konuşan, zarafet timsali bir İstanbul beyefendisi, Yasef. “Ömrümde becerebildiğim tek şey, bir kadını sevmekti,” diyor. Çocukluğundan beri sevdiği kadın, Nur, Filistin savaşının ortasına doğmuş, sevdiği herkesi bu savaşta kaybetmiş, köklü bir ailenin tek oğlu olan Yasef gibi sevgi, ihtimam, eğitim göremeden büyümüş, yabani huylu bir aktivist. Değer verdikleri her şey, birbirine ters.

Roman ve Gerçek başlıklı bölümlerle ilerleyen Buğu, kurgu ilerledikçe romanın gerçeğe, gerçeğin romana, Bakırköy Akıl Hastanesi’ndeki hastaların doktora, doktorların hastalara dönüştüğü, gerçekliğe, psikiyatri bilimine, roman tekniğine dair yerleşik inançlarımızı sorgulayan, anti-psikiyatrik bir anti-roman.

Karadan ayrılmak için denize çıkmak gerekir; ama denizde olduğumuzun tadına varabilmek için de denizden karaya bakmak esastır.

Öldüğümüz için mi hayata bakıp duruyoruz yoksa?

Yaşasak ölüme bakardık.

ni̇han kaya 1 – buğu
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 208

Kar ve İnci

Yılın en uzun gecesi 21 Aralık gecesinde düzenlenen bir Gece. Gece’ye adım atan esrarengiz bir kadın: Gece. Kendisinden başka hiç kimseye benzemiyor.

Bütün bir salon, içindeki her şeyle birlikte, onun varlığının arkasında basit bir dekora dönüşüyor o içeri girer girmez. Bütün dünya bana onun bedeninin gerisinden görünüyor. Salonda kendisinden başka hiç kimse yokmuş gibi hareket ediyor. Burada ama sanki burada değilmiş, hatta dünyaya da ait değil de yanlışlıkla buraya düşmüş gibi. Ayakları yere basmıyormuş gibi. Havada hafifçe süzülüyor gibi. Vücudu yavaşça kayıyor ve salonu ortadan ikiye ayırıyor gibi. Ortası, o nereye ayak bassa orası.

Beyaz bir hastane odasında beyaz çarşaflar ve beyaz gecelik içinde bir kız, kızın başına ne gelmiş olduğunu çözmeye çalışan bir adam, Veda Gecesi’nin odağı ünlü bir aile, emekliye ayrılan yaşlı bir bestekâr, yalnızca bestekârın görebildiği bir çocuk, Kar isminde bir şarkı, Kar isminde bir hayalet karakter, kayıp bir gerdanlık, “Karin kim?” sorusunun peşinde bir polis/psikanalist, karlar ve inciler; hepsi bu romanda ortalığa dağılıp sonra birleşiyor.

ni̇han kaya 2 – kar ve i̇nci
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 208

Fildişi Kuyu

Nihan Kaya, yaratıcılığın “fildişi kuyu” olduğunu iddia ediyor. Bütün bir psikanalitik düşüncenin panoraması olan Fildişi Kuyu, farklı türde edebiyat metinlerinin, çeşitli estetik teorilerinin iç dinamiklerini tartışıyor, psikanalitik kuramın edebiyata nasıl ve ne şekilde uygulanabileceğini örneklerle gösteriyor. Genişletilmiş ve gözden geçirilmiş tekrar baskısıyla Fildişi Kuyu yeniden okurla buluşuyor.

“Edebiyatçılar tarihte sık sık fildişi kulede olmakla suçlandı. Halbuki edebiyatçı, ‘fildişi kuyu’dan yazıyor. Evet, burası fildişi. Ama dünyaya yukarıdan bakan, hayattan kopuk bir kule değil. Bilakis, ‘dikey hayat’la, yüzeyde olan biten her şeyin deriniyle, iç dinamikleriyle meşgul bir sondaj kuyusu. Edebiyat da psikoloji de, görünen gerçekliğin altındakilere ulaşmayı amaçlıyorlar. Yazar eserini hazırlarken gündelik hayatla arasına mesafe koymak zorunda; ama hayatın dışından değil, olabildiğince derininden bir çaba bu. Bu yüzden edebiyat ve psikoloji, bize fildişi bir kuyunun içinden sesleniyor, bizi o fildişi kuyunun içine çağırıyorlar.”

ni̇han kaya 3 – fildişi kuyu
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 420

Gizli Özne

Matemli bir evde bir çift kahve fincanı kırılır ve biri genç, biri yaşlı iki kadının zihninde iki farklı geçmiş canlanır. Şaibeli bir şekilde hayatını kaybeden Reha’nın nişanlısı Revnâ, yetiştirme yurdunda büyümüştür ve üç yaşında yaşadığı korkunç deneyimi geçmişinden kaçarak unutmaya çabalıyor, yüzleşemediklerinin bedelini nöbet geçirerek ödüyordur. Oğlu Reha’yı ansızın kaybeden ve “Gizli Özne”nin anlattığı Bihter’se bir ailenin içinde büyümenin ağırlığını doktorların çözemediği bir yöntemle hafifletecektir.

Biri ait olmak, diğeri kendisi olmak isteyen, yolları hiç beklenmedik bir şekilde kesişen bu iki kadın için aşk, aile, evlilik, hayat çok farklı anlamlara gelir.

Nihan Kaya’nın ses getirmiş romanı Gizli Özne gözden geçirilerek tekrar yayımlanırken, yazar aşkı, aileyi, evliliği ve hayatı kendine has üslubuyla iki farklı bakış açısıyla ele alıp sorgulamaktan da kaçınmıyor.

“Bihter gelinliğinin etekleri çamurlu sokakları süpürürken bunları düşünüyordu. Üzerindeki gelinlikten gelin olduğu anlaşılan bir genç kız, tek başına beklediği İETT durağından otobüse bindi. Beyaz bir gelinliğin kabarık bir eteği, bir İETT otobüsünün dar basamaklarına sığmadı. Bir gelinlik kuyruğu süründüğü bir otobüs zemininde tozlandı. Bir otobüste bütün yolcuların gözü, içeriye yalnız binen bir geline takıldı.”

ni̇han kaya 4 – gizli özne
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 272

Disparöni ya da Yaşama Korkusu

Disparöni ya da Yaşama Korkusu birbirini çok uzun zamandır tanıyan Feraye ve Cem’in iç içe geçmiş hayatlarını anlatıyor. Modern bir Eugenie Grandet olan Feraye, Don Juan olan Cem. Herkesin sahte olduğu bir dünyadan kendini sakınarak kendine sadık kalmaya çabalayan Feraye; aynı sahte dünyaya başka bir yöntemle, şov yıldızı olarak ve bu dünyayla onun tam içinden alay ederek başkaldıran Cem. Disparöni ya da Yaşama Korkusu, Feraye ve Cem’in hem ayrı ayrı dünyayla, hem de birbirleriyle kurdukları ilişkideki birleşme sancısı. Biri ne beklediğini bilmeden hep bekliyor; diğeri ne aradığını bilmeden hep arıyor. Biri düşünüyor; diğeri yapıyor.

Dis zorluk belirten ön ek, para ile, unia birleşme anlamına geliyor.

Nihan Kaya, Feraye ve Cem’in bu dünyayla birleşmeye çalıştıkça canlarının yanmasını anlatırken yine insan psikolojisinin dehlizlerine dalıp başarıyla çıkıyor.

“O kadar uzun zamandır bekliyorum ki artık beklemenin kendisine dönüşmüş gibiyim. Beklemek bütün vaktimi alıyor; bütün ömrümü, hayatımı kaplıyor. Artık bekçi gibi, Godot’yu bekler gibi, Mehdi’yi bekler gibi, beklemenin kendisini bekler gibi bekliyorum. Hayatım kesik elektriğin gelmesini bekleyen tam teçhizatlı bir elektrikli makine gibi. Beklediğim gerçekleşince görünür olacak mahiyeti.

O kadar uzun zamandır arıyorum ki artık ne aradığımı bile hatırlamıyorum.Net olarak zihnime kazınmış tek şey, arıyor olduğum. Her yerde, her şeyde, durmadan arıyorum. O kadar kaptırmışım ki kendimi aramaya, aradığımı bulduğumda onu aynı zamanda yitirmiş mi olacağım diye korkuyorum bir yandan.”

ni̇han kaya 5 – disparöni ya da yaşama korkusu
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 264

Ama Sizden Değilim

Ama Sizden Değilim, aynı sokakta yaşayan insanların kesişen öyküleri. Ama Sizden Değilim’de sokak kavramı zamanla bir dünya tablosu oluşturacak biçimde hareket ediyor. Bu öyküler bütünü, aynı anın içinde farklı mekanlarda çoğalan insanların, aynı mekanın içinde farklı düzlemlerin içinden yolları kesişen insanların, birbirlerini anlamaktan uzak, ama “biz” olduklarını sanan, benzer duyguları paylaştıklarında bile bundan bihaber insanların panoraması. Dünyadaki çoğulculuğun panoraması. Ruh halimizdeki çoğulculuğun panoraması. Mizah ve hüznün içiçe geçtiği Ama Sizden Değilim, çeşitli “ama”lar üzerinden ilerliyor.

ni̇han kaya 6 – ama sizden değilim
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: Granada Yayınevi
Sayfa Sayısı: 120

İyi Toplum Yoktur

Nihan Kaya, çok ses getiren kitabı İyi Aile Yoktur’dan sonra, hiç farkında olmadan topluma uygun hâle getiriliş biçimlerimizi ve bu mekanizmanın hem toplumun hem de bireyin gerçekten var olabilmesini nasıl engellediğini anlatıyor. İyi Aile Yoktur’un devam kitabı olan İyi Toplum Yoktur, sünnet, nikâh, düğün, kına gibi törenlerin bize anlatılandan çok başka amaçlara dayandığını, her törenin aslında bir kurban etme töreni olduğunu savunurken, yine ezber bozuyor, doğru bildiğimiz inanışlarımızı altüst ediyor.

İnsanın en önemli aynası cinselliğidir. Aynı şekilde toplumlar da cinsiyet ve cinsellik üzerinden şekillenirler nitekim, bu ikisi aslında aynı şeydir. Toplumun, bireyleri kendi uzantısına dönüştürebilmesi için, kadınlık ve erkeklik algısı yaratılır, bu algı törenlerle pekiştirilir. Varlığından bir şekilde haberdar olduğumuz ve kanıksadığımız her tören, bizi topluma kurban eder ve toplumu da ölü, işlevsiz kılar.

Törenlere verdiğimiz anlam, kendimize verdiğimiz anlamı ve hayatımızın kontrolünün kimin elinde olduğunu belirlemektedir.

ni̇han kaya 7 – yi toplum yoktur
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 168

Kırgınlık

Eksik yaşanılan hislerin, hayatların, hikâyelerin izleğinde yol alan bir anlatı Kırgınlık. Roman sanatında öykülemenin, karakterin önemini tartışan, kurmaca ve gerçek arasındaki bağın esnekliğinden, görünmezliğinden ama aynı zamanda sertliğinden yola çıkan, odağına dili alan bir anlatı.

Nihan Kaya, Kırgınlık’ta insanın eksik, saklanarak yaşadığı hislerle metnin akışı arasında bağdaşlık kurarak ilerliyor. Saklanan hisler gibi akıbeti bilinmeyen insanların hayatlarından kesitler sunuyor. Kayıp çocuklar, ölen çocuklar, kulaktan kulağa ulaşırken değişen, efsaneleşen anılar, tek başına ayakta duranlar, yalnızlar etrafında örülen bir yakın tarih külliyatı Kırgınlık. Eksik yaşanılanlar eksik bırakılan hikâyelerde kendini görünür kılıyor.

“Derdimi, bulduğum bütün kâğıtlara yazdım. İstasyondaki bütün kâğıtları bir bir doldurdum, mühürledim, yolladım. Derdimi benim gibi ücra yerlerde, benim gibi üç kelama muhtaç penceresiz denizcilere, çatı katlarını mecburiyetten mesken tutmuş, benim gibi üç kuruşa muhtaç sersefil romancılara, üç adım için üç takla atan bîçare habercilere yolladım. Olur da bir gün bir duvarda, bir kitapta, bir cam yahut bez parçasında bu yazdıklarıma rastlayacak olursanız, lütfen sesime kulak verin. Ben Osman Ali. On dokuz yaşındayım.”

ni̇han kaya 8 – kırgınlık
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 168

İyi Aile Yoktur

İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, “İyi aile yoktur” düsturuyla hareket edebilen ailedir.

İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır.

Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir.

İyi Aile Yoktur sadece anne-babalar değil, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen her yaşta insan için yazıldı.

Bu kitabın sunduğu farklı bakış açısıyla, neden acı çektiğimiz, sevilmeyi neden isteyip sevgiyi kaybettiğimizde neden üzüldüğümüz, işlerimizi neden ertelediğimiz gibi kendimize dair birçok şeyin altındaki nedeni yepyeni bir gözle, şaşkınlıkla keşfedeceksiniz.

İngiltere’de Essex Üniversitesi’nde Psikanaliz yüksek lisansı yapan, Avrupa ve Amerika’da psikoloji alanında konferanslarda tebliğler sunan ve çocukluk atölyeleriyle ebeveynlerle buluşan Nihan Kaya, yıllarca süren çalışmalarını bu kitapta derliyor.

ni̇han kaya 9 – yi aile yoktur
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 300

Yazma Cesareti

Yaratıcılığı her boyutuyla ele alan ilk Türkçe kaynak olma özelliğini koruyan Yazma Cesareti, yeniden okurla buluşuyor.

En sağlıklı içgüdümüz, yaratıcı içgüdümüzdür. Her birimizde doğuştan var olan bu içgüdü biteviye kendisini gerçekleştirmek için çalışır. Ne var ki aynı zamanda kendimizi gerçekleştirme güdüsü olan yaratıcı içgüdüyü dünya dört bir yandan baskılar.

Hayat hiç kimsenin yazmasını, herhangi bir alanda yaratıcı olmasını istemez. Doğduğumuzda nasıl bir hayat yaşayacağımız çoktan belirlenmiştir ve bizim için belirlenmiş bu hayatın dışına çıkmadığımız sürece yaratıcı olamayız.

Yaratıcılık nedir, yaratıcı sürecin önündeki engeller nelerdir? Her insan acı çeker, ama neden her insan acısını yaratıcılığa dönüştüremez; Yaratıcı insanların ortak özellikleri nelerdir? Sanatı sanat yapan nedir? Sanatsal değerin objektif ölçütü olabilir mi? Sanatçı, toplumla uzlaşırken bir yandan ondan nasıl ayrılır? Sanat neden aykırıdır? Sanat neden “ifade” değildir? Sanat ve yaratıcılık hakkında doğru bilinen yanlışlar nelerdir? Yaratıcılığın psikolojisi, sanat ile benlik ilişkisi ve çok daha fazlası bu kitapta…

ni̇han kaya 10 – yazma cesareti 1
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 344

Çatı Katı

Nihan Kaya, ilk romanı Gizli Özne’den sonra, öykülerini Çatı Katı ismi altında biraraya topladı. Çatı Katı, korkularımızı hapsettiğimiz, kederlerimizi, anılarımızı, artık işe yaramadığını düşündüğümüz eşyalarımızı rafa kaldırdığımız çatı katlarını kendilerine mesken tutumuş insanların hikayelerinden oluşuyor. Çatı Katı, ana yoldan değil, patikalardan geçenlerin, kaldırımdan yürü/ye/meyenlerin , evlerinin salonunda değil, tavanarasında oturanların, vitrinlerin arkasına bakanların öyküsü.

Nihan Kaya, Çatı Katı’nın kimi zaman hazin, kimi zaman saf ve nahif bir duyarlılıkla işlenmiş hikayelerinde, bizi zihnimizin çatı katına doğru farklı bir yolculuğa çağırıyor.

ni̇han kaya 11 – atı katı
Yazar: Nihan Kaya
Yayınevi: Dergah Yayınları
Sayfa Sayısı: 124

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz