1. Ana Sayfa
  2. Okuma Listeleri
  3. ÜZERİNİZDE ETKİ BIRAKACAK KISA ROMAN VE ÖYKÜLER

ÜZERİNİZDE ETKİ BIRAKACAK KISA ROMAN VE ÖYKÜLER


Kahve içerken büyüsüne kapılıp bir çırpıda bitirebileceğiniz kitapları okumayı siz de seviyorsunuz değil mi? 

Listemizde birbirinden değerli kitaplar yer alıyor. Kimisi defalarca okunabilecek kadar etkili. Kimisi de yazarın tüm kitaplarını alıp okumak için iyi bir referans.

Kürk Mantolu Madonna

”Dünya’nın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!… Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?”

1998’ten bu yana YKY (Yapı Kredi Yayınları) tarafından basılan kitap müthiş bir satış başarısı yakalayan ve ilk basımı 1943 yılında Remzi Kitabevi’nden çıkan “Kürk Mantolu Madonna”, kitap olarak basılmadan önce 1941 yılında 48 bölüm halinde “Hakikat” gazetesinde “Büyük Hikaye” başlığı altında yayımlanmıştır.

Sabahattin Ali, Büyükdere’de ikinci kez askerliğini yaptığı dönemde sol bileğini sakatlamasına rağmen romanı yazmaya devam etmiştir.

Kitap 73 yıl sonra 2016 yılında İngilizceye çevrilerek “Modern Klasikler” serisi adı altında “Madonna In A Fur Coat” ismiyle Penguin yayınları tarafından yayımlanmıştır. Kitabın İngilizceye çevirisini “Maureen Freely” ve “Alexander Dave” gerçekleştirmiştir.

Hep başkalarının istediği gibi yaşayan Raif Efendi, memnuniyetsiz hayatının tek bir anıyla değiştiğine şahit olacaktır: Maria Puder isminde bir kadına âşık olduğunda… Babasının isteğiyle Berlin’e giden ve oradaki bir sanat galerisinde hayran kaldığı bir tabloyla karşılaşan Raif Efendi, tabloda resmedilen kadın portresinin Andrea Del Sarto tarafından resmedilmiş “Madonna delle Arpie” adlı tablodaki Meryem Ana (Madonna) tasvirine benzediğini düşünür. Raif Efendi, daha sonra takıntı derecesinde hayran olduğu tablodaki yüzün sahibiyle karşılaşacaktır.

Madonna ismi, Orta-Çağ İtalyancasında “ma donna” öbeğinden gelmektedir. “Ma donna”, kısaca “leydim” anlamına gelir ve Hz. Meryem’in sıfatlarından biridir.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 1 – kürk mantolu madonna
Yazar: Sabahattin Ali
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 164

Bizim Büyük Çaresizliğimiz

O yıl bahar bize eksik yanlarımızı, hiç tamamlanmayacak şeyleri hatırlatarak gelmişti. Yarım yamalak bulutlar, sahanda yumurta güneşi, neremizi ısıttığı belli olmayan bir sıcaklık. Burnumuzu mu, kalbimizi mi yoksa kasıklarımızı mı?

İki yakın arkadaşın aynı kadına âşık olması ve kahvaltıda peynirin üzerine reçel sürebilme iştahı.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 2 – bizim büyük çaresizliğimiz
Yazar: Barış Bıçakçı
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 167

Anayurt Oteli

Bir oteli yönetmekle bir kurumu, geniş bir işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu. Ülkeleri yönetenler iyi ki bilmiyorlardı bunu; yoksa bir otel yöneticisinin yapabileceğinden çok daha büyük hasarlar yaparlardı yeryüzünde. Defteri kapadı. Ne gereği vardı artık bunları yazmanın ya da birkaç satır yazıp bırakmanın?

Çağdaş edebiyatımızın en ünlü kişilerinden Zebercet, yaşamını günlük yaşamın gerektirdiği en basit işlevlere odaklamış biri. Görünüşüyle son derece gerçek, basit ve sıradan. Ama içimizde bıraktığı etki öyle mi? Yusuf Atılgan’ın unutulmaz romanı Anayurt Oteli, bir memleket portresi, bir mizaç izahı. Yayımlandığı ilk günden bu yana başucumuzda. Okura düşen de onu daha yakından tanımak.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 3 – anayurt oteli
Yazar: Yusuf Atılgan
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 128

Muhteşem Gatsby

Muhteşem Gatsby yalnızca Fitzgerald’ın en parlak yapıtı değil, aynı zamanda 20. Yüzyıl Amerikan edebiyatının en iyi romanlarından biridir. Kahramanı Jay Gatsby’nin Long Island’da bir malikânede sürdürdüğü debdebeli yaşam tarzı, “Caz Çağı” olarak bilinen 1920’li yılları bütün coşkusu, aşırılıkları, şiddeti ve çöküşüyle yansıtır. Eğitimsiz bir aileden gelen yoksul Gatsby, kendini baştan yaratır. Servet ve güç kazanarak yeni umutlar ve başlangıçlar vaat eden bir hayatın eşiğine gelen bu gizemli milyonerin tek dürtüsü saplantı haline getirdiği ilk aşkı Daisy’ye kavuşmaktır. En parlak düşlerinin bir öpücükte cisimleştiği beş yıl önceki bir anı yeniden yakalamaktır aslında. Ama geçmiş geçmiştir ve tekrar edilmesi mümkün değildir. Gatsby’nin uğradığı yıkım, Amerikan Rüyası’nın da çöküşüdür.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 4 – muhteşem gatsby
Yazar: F. Scott Fitzgerald
Çevirmen: Fadime Kahya
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 184

Mrs. Dalloway

“Yaşamı ve ölümü vermek istiyorum, sağlığı ve çılgınlığı; toplum düzenini eleştirmek istiyorum, işler halinde, en yoğun biçiminde.”

Virginia Woolf belki de en tanınmış romanı olan Mrs. Dalloway için bir yazısında bunları söylüyor. Dediklerini yapıyor da; her şeyden önce tek bir günün yoğun örgüsü içinde hem akreple yelkovanın peşinde koşan hem de o günün saatleri içinde kahramanlarının zihninde uzayıp giden iç zamanlar bulan bir roman bu. Mrs. Dalloway, edebiyat tarihinde daha sonraları “bilinç akışı” adıyla anılacak bir tekniğin en başarılı örneğidir. Kitaba adını veren Clarissa Dalloway, akşam vereceği davetin hazırlıkları peşinde Londra sokaklarında dolaşırken, kitabın öteki, “gizli” kahramanı Septimus Warren Smith aynı sokaklarda başka, daha karanlık bir hedefe doğru yol alır. Kitabın birbiriyle hiç yüzyüze gelmeyen bu iki kahramanı delilikle sığlık, sığlıkla derinlik, yaşamla ölüm kadar temel karşıtlıklar içinde “günden geceye” yolculuklarını tamamlar ve Virginia Woolf’da birleşirler.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 5 – mrs. dalloway
Yazar: Virginia Woolf
Çevirmen: Tomris Uyar
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 192

Biz Hep Şatoda Yaşadık

Dünyadan gizlenerek yaşayan iki kız kardeş ve gölgesini geçmişten bugüne, onların üzerine düşüren gizemli bir olay… Usta yazar Shirley Jackson, bu kısa ve mücevher misali pırıl pırıl romanda ters köşelerle örülü bir öykü anlatıyor, okura tuzaklar ve yanılsamalarla dolu bir zemin sunuyor. Biz Hep Şatoda Yaşadık, inişleri ve çıkışları, anlatımdaki mahir sıçrayışlarıyla Shirley Jackson’ın dehasını ortaya koyuyor; üstelik karşılaşacağınız en tuhaf ve cazip roman kahramanlarından biriyle, Merricat ile tanışmanızı sağlıyor. Merricat, onu mahvedecek hakikatlerin karşısında hayallerinin sayesinde dimdik duruyor, ne ki bazı hayaller, kabuslarla koyun koyuna uyuyor.

İlginizi Çekebilir:  GİZEMLERLE DOLU BİR OKUMA LİSTESİ

Bugün Stephen King’den Neil Gaiman’a değin pek çok çağdaş yazarın ilham kaynakları arasında andığı Shirley Jackson, Amerikan Gotiği’nin klasiklerinden sayılan Biz Hep Şatoda Yaşadık ile anlatıcı olarak ustalığını gözler önüne seriyor ve kız kardeşliğe dair unutulmayacak bir metne imza atıyor. Doğada hiçbir şey yoktan var olmuyor ve sarayların enkaza, hayallerin hezeyana dönmesi için bir an yetiyor; geriye kala kala biraz toz, belki biraz da kül kalıyor. En ölümcül zehirler, tıpkı en kuvvetli tılsımlar gibi insan yüreğinde büyüyor ve hiçbir yer, ama hiçbir yer insanın evi gibi olmuyor.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 6 – biz hep şatoda yaşadık
Yazar: Shirley Jackson
Çevirmen: Berrak Göçer
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 183

Dışarıdakiler

Tüm zamanların en çok satan genç yetişkin romanı

Dışarıdakiler, S. E. Hinton henüz üniversite öğrencisiyken yayımlandı ve kısa sürede büyük etki yarattı. Bugüne kadar on beş milyondan fazla basılan kitap, tüm zamanların en çok satan genç yetişkin romanıdır. Kitap ayrıca Francis Ford Coppola’nın yönettiği; Tom Cruise, Matt Dillon ve Rob Lowe gibi yıldızların oynadığı bir filme uyarlanarak çok daha geniş kitlelere ulaştı. Dışarıdakiler’le tanınıp ünlenen S. E. Hinton çok geçmeden “Gençliğin Sesi” olarak anılmaya başladı.

Dostluğa ve Ait Olmaya Dair Yüreğinizi Isıtacak Bir Kahramanlık Öyküsü

Ponyboy’a göre dünyada iki çeşit insan var: her şeyi yapabilecek güce sahip, zengin ve şımarık Sosyetikler ile her zaman arkalarını kollaması gereken, hayatın pek de iyi davranmadığı Yağlılar.

Ponyboy, tüm zorluklara rağmen Yağlı olmaktan dolayı mutlu. Çünkü pek çok sıkıntının yanında; sevginin, kardeşliğin ve dostluğu gerçeğini yaşayabildiği samimi bir dünyası var. Kendisine ve sıkı sıkıya bağlı olduğu iki ağabeyi ile dostlarına saldırmaktan zevk alan Sosyetiklere karşı hep bir mücadele halinde. Ama olsun, bu da bir Yağlı olmanın vazgeçilmez kuralı.

Derken bir gece vakti, birilerinin fazla ileri gitmesiyle Ponyboy’un dünyası tepetaklak oluyor.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 7 – dışarıdakiler
Yazar: S. E. Hinton
Çeviri: Cumhur Mısırlıoğlu
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 208

Bir Son Duygusu

Julian Barnes’ın son romanı Bir Son Duygusu, yazarın önceki birkaç yapıtında da görüldüğü üzere, Barnes’ın yazarlığının gitgide başat öğesi haline gelmiş olan “anımsama yoluyla hayatı irdeleme” izleğinin çarpıcı bir açılımıyla başlıyor. Hikâyenin ana kahramanı Tony Webster, kırk yıl önce yaşadığı bazı olayları anımsar ve onları zihninde gelişigüzel bir sıraya dizer. Ne var ki, başlangıçta sıradan bir şeymiş gibi görünen bu anımsama edimi, Tony Webster’in kendisine bir günce bırakıldığını öğrenmesiyle birlikte, kahramanın hayatını durmadan sorguladığı ve sonunda kendi kişiliğine ilişkin son derece karamsar sonuçlara varacağı acımasız bir kimlik arayışına dönüşecektir.

Emekli bir tarihçi olan ve şimdi pek etliye sütlüye karışmadan, hayatını tek başına sürdüren Tony Webster, geçmişinde bir kez evlenip boşanmıştır; Susie adında, iyi anlaştığını söylediği yetişkin bir kızı vardır. Günün birinde, bir avukattan aldığı bir e-postayla, kırk yıl önceki kız arkadaşı Veronica Ford’un annesinin ona vasiyetinde bir günce bırakmış olduğunu öğrenir ve çok şaşırır. Güncenin gerçek sahibiyse kırk yıl önce birlikte aynı okula gittiği, birçok yaşantıyı ve fikri paylaştığı ama ne yazık ki sonunda, kız arkadaşı Veronica’yı elinden alıp sonra da beklenmedik bir şekilde “sahneden çekilmiş” olan Adrian Finn’dir. Aralarında geçen olumsuzluklara karşın, zekâsına ve hayatı derinlemesine kavrayışına büyük hayranlık duyduğunu söylediği ve evet, artık “sahnede olmayan” Adrian Finn…Tony Webster, kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü bu günceyi, Veronica’nın kendisinden ister ancak Veronica, onun bu isteğini yerine getirmeye yanaşmaz. Birkaç kez buluşurlar ve her buluşmalarında, Veronica’nın keskin sözlerinin yüzünde patladığını hisseder: “Anlamıyorsun işte. Hiçbir zaman anlamadın ve asla da anlamayacaksın!”…Tony Webster’ın bir türlü anlayamadığı şey nedir? Tony’nin hayatla ne alıp veremediği vardır? Yoksa, hikâyesinin sonunda acı bir şekilde düşündüğü gibi, her yerde “kargaşa” mı vardır?

Julian Barnes’a Anglosakson dünyasının Nobel’i sayılan The Man Booker 2011 Ödülü’nü kazandırmış olan ve artık çok iyi tanıdığımız ironi anlayışının damgasını taşıyan Bir Son Duygusu, belleğin sonsuz değişkenliği, geçmişi yeniden inşa etmek denilen o devasa insanî tutku ve her şeyden önce de, hayatın anlamı üzerine “kaleme” alınmış incelikli, sorgulayıcı bir ustalık romanı.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 8 – bir son duygusu
Yazar: Julian Barnes
Çevirmen: Serdar Rıfat Kırkoğlu
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 160

Sirke Kız

Her gün işe yapayalnız yürüyordu. Sanki caddelerde herkesin kendisine eşlik edeceği, birlikte güleceği, sırrını paylaşabileceği ve dirseğiyle dürteceği birileri vardı. Her şeyi çoktan çözmüş olan o genç kız grupları. Birbirlerine sokulmuş, kafa kafaya verip fısıldaşan tüm o çiftler ve işe gitmeden önce arabalarının yanında dedikodu yapan tüm o komşu kadınlar…

Kate Battista hırçın, çünkü annesi ölünce kız kardeşine göz kulak olmak zorunda kalmış. Kate hiç uslu bir kız değil, botanik dersinin hocasına kafa tutunca üniversiteden atılmış. Babası bilimsel araştırmalarıyla öylesine meşgul ki, Kate hem bir anaokulunda çalışıyor hem de evi çekip çeviriyor. Pek değerli asistanı Pyotr’un vize süresi bitmek üzere iken babasının aklına parlak bir fikir geliyor: Onun Amerika’da kalabilmesi için Kate ile Pyotr evlenebilirler, neden olmasın? Kate çok öfkeli, galiba babası dahil etrafındaki herkes aklını kaçırmış.

“Hırçın Kız’ın Baltimore’da ne işi var?” demeyin. Bütün şehirler hırçın kadınların istilası altında. Sirke Kız, Pulitzer Ödüllü Anne Tyler’dan ehlileştirilmeyi reddeden kadınlara matrak bir hediye.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 9 – sirke kız
Yazar: Anne Tyler
Çevirmen: Sinem Bozkurt
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı: 208

Vejetaryen

Rüyalar başlamadan önce Yonğhe ve kocasının hayatları gayet sıradandı. Evliliğin tekdüzeliğinde normal bir yaşam sürerlerken, Yonğhe rüyalar görmeye başladı ve vejetaryen olmaya karar verdi. Evdeki tüm etleri bir torbaya doldurdu. Kalamarları. Yumurtaları. O hafta kocası, iş yerine ilk kez ütüsüz bir gömlekle gitti. Bu, korkunç değişimin başlangıcıydı.

Han Kang bizleri cinselliği, şiddeti, ilişkilerimizi ve saplantılarımızı sorgulayacağımız rahatsız edici bir yolculuğa çıkarıyor.

“Derinize nüfuz edecek ürkütücü bir evrenselliğe sahip.”

Laura Miller

“Kang, insan beyninin ve bedeninin dayanabileceği sınırları ve vahşetin en uç biçimlerinde bile görülebilen tuhaf güzellikleri araştırıyor.”

Entertainment Weekly
üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 10 – vejetaryen
Yazar: Han Kang
Çevirmen: Göksel Türközü
Yayınevi: April Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 160

Yılın En İyi Romanı Seçkilerinde
Vogue – New Yorker – Boston Globe – New York Times
PEN/Faulkner ve IMPAC Dublin Edebiyat ödülleri finalisti

Başlangıçta yeterince genç, yeterince sersemdirler; kendilerinden ve birbirlerine olan aşklarından emin. Belirsizlikler bile heyecan vericidir. Evlenirler, çocukları olur ve aile hayatının olağan afetleri onları da bulur – kolik bir bebek, sendeleyen ilişki, pili bitmiş tutku.

İlginizi Çekebilir:  İÇİNDE KAYBOLACAĞINIZ MASAL TADINDA ROMANLAR

Yeterince yok sayıp duvara toslayınca kadın -ki artık kendinden eş diye bahsetmektedir- geçmişe döner ve Kafka’nın, Stoacıların, hatta talihsiz Rus kozmonotların rehberliğinde onları bu noktaya getiren adımların izini sürmeye başlar. Ta ki neleri tamamen kaybettiklerini ve ellerinde ne kaldığını bulana dek.

Jenny Offill’in pek çok dile çevrilen ve eleştirmenler tarafından yılın en iyileri arasında gösterilen romanı EŞ kırık dökük bir aşk hikâyesi. Bir oturuşta bitirebileceğiniz ama yankısı zihninizde asılı kalacak güçte bir roman.

“Tasviri imkânsız… Etrafınızdaki duvarları yerle bir edecek.”

Flavorwire
üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 11 – eş
Yazar: Jenny Offill
Çevirmen: Duygu Akın
Yayınevi: Domingo Yayınevi
Sayfa Sayısı: 188

Mango Sokağı’ndaki Ev

Eleştirmenlerce saygıyla övülen, her yaştan okuyucunun beğenisini kazanan, Amerika’da ilköğretimden üniversitelere tüm okullarda öğretilen ve dünya çevresinde pek çok dile çevrilen Mango Sokağı’ndaki Ev, Esperanza Cordero’nun olağanüstü hikâyesini anlatıyor. Bazen içinizi acıtan bazen de gülümseten kısa bölümlerden oluşan Mango Sokağı’ndaki Ev Chicago’da büyümekte olan bir Latin genç kızın kendini ve bir sokakla sınırlı küçük dünyasını keşfe çıkışının öyküsü. Pek çok okuyucunun ruhuna dokunabilen çok az kitaptan biri.

Sandra Cisneros dünyaca tanınan ve edebiyat alanında pek çok ödül kazanmış bir yazar. Eserleri pek çok dile çevrilerek yayımlanmış olan Cisneros’un Mango Sokağı’ndaki Ev’i yalnız Amerika’da dört milyondan fazla satılmıştır.

“Cisneros sadece yetenekli bir yazar değil aynı zamanda olmazsa olmaz bir yazar.”

New York Times
üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 12 – mango sokağındaki ev
Yazar: Sandra Cisneros
Çevirmen: Selin Yurdakul
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Sayfa Sayısı: 168

Sensiz Bir İlkbahar

Irak’ta yaşayan kızını ziyaretten dönen Joan Scudamore, zorlu çöl yolculuğundan sonra kötü hava şartları yüzünden trenini kaçırmıştır. İstasyondaki köhne bir handa sonraki treni beklerken birdenbire kendini çok yalnız hisseder.

Bu ani yalnızlık Joan’ın ilk kez kendisiyle yüzleşmesini sağlar. Joan hayatındaki her şeyi gözden geçirmeye başlar; kocasıyla ve çocuklarıyla ilişkisi, hayata karşı tutumu ve daha pek çok şeyi… Ama geçmişle yapılan bu hesaplaşma ne yazık ki onda tarifsiz bir acı bırakır…

“Beni tam anlamıyla tatmin eden bir kitap. Hep böyle bir kitap yazmak istemiştim.”

Agatha Christie

“Böylesine duygusal bir roman okuduğumu anımsamıyorum.”

New York Times
üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 13 – sensiz bir i̇lkbahar
Yazar: Agatha Christie
Çevirmen: Çiğdem Öztekin
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 240

Dünyanın Sonundaki Dünya

“Aşk Romanları Okuyan İhtiyar” adlı romanıyla tanıdığımız Luis Sepulveda, 1949 yılında Şili’de doğdu. Öğrenci ve sendika eylemlerine katıldıktan sonra siyasi sığınmacı olarak Ekvador’da yaşadı. Peru, Ekvador ve Kolombiya’da tiyatro toplulukları kurdu, gazetecilik yaptı.1980 yılından bu yana Almanya’da yaşıyor. “Gabriela Mistral Şiir Ödülü” ve “Romulo Gallgegos Roman Ödülü” de aralarında olmak üzere şiirleri, öyküleri, denemeleri, radyo ve tiyatro oyunlarıyla bir çok ödül kazandı. Dünya çevre hareketinin önemli adlarından Chico Mendes’e adanan ve 1988 “Premio Tigre Juan Kısa Roman Ödülü”nü alan “Aşk Romanları Okuyan İhtiyar” kısa sürede ondan fazla ülkede yayınlandı.

Türkçeye çevrilen ikinci romanı olan “Dünyanın Sonundaki Dünya” adlı bu romanında Luis Sepulveda, günümüzdeki balina katliamını işliyor. İnsanoğlunun her türlü teknolojik ve parasal desteğini arkasına almış acımasız ve açgözlü bir balina avcısı Japon kaptana karşı hayatını denize ve oradaki yaşama adamış yaşlı bir kaptanın ve tayfası Küçük Pedro’nun savaşımını konu edinen roman, hiç beklenmedik bir olayla sona eriyor. Bu kitap, çevre sorunları konusunda umutsuzluğa düşenler için Antartika yakınlarından, “Dünyanın Sonundaki Dünya”dan gelen bir umut mesajı…

Yazar: Luis Sepulveda
Çevirmen: Engin Bilginer
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 110

Bilinmeyen Adanın Öyküsü

“Bir adam kralın kapısını çalmış ve ona demiş ki, Bana bir tekne ver.”

Bilinmeyen adaların kalmadığına inanılan bir dönemde bilinmeyen ada arama cesaretine sahip bir adamla böyle bir cesareti görüp hayatını değiştirebileceğine inanan bir kadının büyük usta Saramago’nun eşsiz anlatısında edebiyat tarihine geçen yolculukları böyle başlar. Emrah İmre’nin Portekizceden çevirisi ve Birol Bayram’ın desenleriyle okurun minör başyapıtlarından olacaktır Bilinmeyen Adanın Öyküsü.

“(…) ben bilinmeyen adayı bulmak istiyorum, o adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum, Bilmiyor musun ki, Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin, (…)”

“Saramago görünüşte sade bir öyküyü basit bir dille ve masum karakterlerle aktarıyor; okurlar, hayalperestler ve âşıklar psikolojik, romantik ve toplumsal altmetinleri fark edecektir.”

Publishers Weekly
üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 14 – bilinmeyen adanın öyküsü
Yazar: Jose Saramago
Çevirmen: Emrah İmre
Yayınevi: Kırmızı Kedi
Sayfa Sayısı: 64

Savaş Sanatı

Sun Zi / Sun Tzu (MÖ 6. yy): Yazarın adı Wade-Giles transkripsiyon sisteminde “Sun Tzu”, Pin-Yin transkripsiyon sisteminde “Sun Zi” olarak yazılmaktadır. Doğum ve ölüm tarihi tam olarak bilinmemektedir. Komutan ve düşünür olarak ünlenen Sun Zi’nin Savaş Sanatı adlı eseri insanlık tarihinin en eski ve en fazla araştırılan ve tartışılan strateji eseridir. Bütün dünyada sadece askerlik alanında değil, iş idaresi ve kişisel gelişim gibi pek çok alanda da bir strateji klasiği olarak kabul görmüştür.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 15 – savaş sanatı
Yazar: Sun Tzu
Çevirmen: Pulat Otkan , Giray Fidan
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 80

Kırmızı Pazartesi

Kolombiyalı büyük yazar Gabriel García Márquez’in 1981’de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Hem Kolombiya’da, hem de yayımlandığı dünyanın dört bir yanındaki pek çok ülkede sarsıcı etkileri olmuş bir roman. Usta yazar, çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayet olayını aktarıyor. Romanın kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği daha ilk satırlardan belli. Kırmızı Pazartesi, yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin potresini de çiziyor. Böylece, sonuna dek ilgiyle okuyacağınız bu kısa ve ölümsüz roman, bir toplumsal ruhçözümü niteliği de kazanmış oluyor.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 16 – kırmızı pazartesi
Yazar: Gabriel Garcia Marquez
Çevirmen: İnci Kut
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 111

Odamda Yolculuk

Dünyanın gizli saklı köşelerini, cennet mekânlarını ve zorlu güzergâhlarını dolaşan yolcuları şaşırtacak, genellikle küçümsenen ve göz ardı edilen bir coğrafyanın ilk gezi rehberini yazmıştır Xavier de Maistre: Odamda Yolculuk.

İlginizi Çekebilir:  SİZİ KOLTUĞUNUZA ÇİVİLEYECEK GERİLİM DOLU OKUMA LİSTESİ

Çevresi otuz altı adımdan ibaret ‘kocaman’ odasında kırk iki günlük zorunlu bir hapse mahkûm edilen 18. yüzyıl sonu yazarlarından Xavier de Maistre, tutsaklığını ironik bir özgürlük metnine dönüştürmeyi becererek edebiyat tarihine geçmiştir. Kendisini kısıtlayan dış koşullara inat, insanın kendi bedeniyle ruhunu birbirinden ayrıştırmasının mümkün olduğunu öne sürer Maistre; ruhunu istediği her yere, görmeyi arzuladığı her türlü güzelliğe gönderebilmekle birlikte, bedeninin bu yolculukta karşılaştığı yataktan koltuğa, masadan duvarlarda asılı tablolara kadar odanın topografyasını da ayrıntılı biçimde anlatmaktan geri kalmaz.

Bir yolcunun özgürlüğünü esaret altında bile hissedebilenlerin gayet iyi anlayacağı metinlerden biridir Odamda Yolculuk.

“Gerçekten de, herkesten gizlenerek çekilebileceği küçücük bir odası bile olamayacak kadar bahtsız, terk edilmiş olabilir mi insan? İşte, yolculuğun bütün hazırlığı bundan ibaret.”

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 17 – odamda yolculuk
Yazar: Xavier De Maistre
Çevirmen: Işık Ergüden
Yayınevi: Kırmızı Kedi
Sayfa Sayısı: 120

Tanrı Hepimizden Nefret Ediyor

Hank, New York Levitown’un Long Island kısmında dünyaya geldi. Yazarlık serüveninin başlarında pılıyı pırtıyı toplayıp New York City’e yollandı, burada kendisini döndürmek için Blockbuster’da (VHS kaset, oyun kiralama vb. şeylerin olduğu market zinciri) takılacaktı. Aslına bakarsanız Hank’in yeteneği ve zaman içerisinde görücüye çıkan yazıları, kısa sürede edebiyat otoriteleri tarafından da bir kenara not edilmeye başlanmıştı. Hank’in kısa hikayeleri ve sonradan ortalığı karıştıracak olan kitapları, değindiği gerçekçi ve cesur noktalar ile Charles Bukowski paralelinde gidiyordu ve bu, bir kült fenomenini takip eden üslubun Tanrı Hepimizden Nefret Ediyor’da patlamasına yol açtı.

CBGB (Manhattan)’de Karen Van der Beek ile tanıştı ve çok geçmeden kızları Rebecca da onlara dahil oldu. God Hates Us All’un yayımlanmasının ardından, Karen ve Rebecca, Hank’in dizi üzerinde yaptığı senaryo çalışmaları esnasında Los Angeles’a taşındılar.

Hank, Californication üzerine düştüğü notların çoğunda, sahip olduğu derin bakış açısını ve başkaraktere-kendisine ait yaşanmışlıkları özenle işlemeyi ihmal etmedi. Bazense, fırlama ve kendinden emin bir aykırının yanında kolaylıkla incinmeye hazır bir adam karşınızdaydı, özellikle Karen ile yaşadığı inişli çıkışlı ilişkiler ve Rebecca’nın bu birlikteliğe kattığı ekstra hassaslık, sabit ve belirleyici olan önemli faktörlerdi. Üzgün, boşluğa doğru nedensizce bakan, tek başına, perişan ve yorgun düşmüş biri, sürekli durduğu köşeden kendisini süzmeye devam etmekteydi.

Hank aynı zamanda ateşli bir rock tutkunuydu ve bununla ilgili birçok materyali (plak vb.) her fırsatta topluyordu. Warren Zevon kendisi için listenin başında duruyor ve kafasını viskiyle ota verdiğinde arkada mutlaka Zevon dönüyordu. Yazılarını ancak bu şekilde tamamlayabilmekteydi. Ara sıra, yaptığı çalışmalarda Black Sabbath’ın şarkı sözlerine de sırtını dayadığı oluyordu. Evinde bir klasik kabul edilen Gibson Les Paul asılıydı. Dizinin ikinci sezonunda, kendi parasıyla aldığı ilk albüm olan Led Zeppelin II’den gerçekleşen etkilenimleri gözler önüne serdi. İlginç bir şekilde, Hank’in üç romanı da, Amerika’nın Thrash Metal tarihine damga vuran grubu Slayer’ın albüm isimlerine göre şekillendi; bunlar, South of Heaven, Seaons In The Abyss ve God Hates Us All olarak sıralanmıştı.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 18 – tanrı hepimizden nefret ediyor
Yazar: Hank Moody
Çevirmen: Hande Beyazıt
Yayınevi: Altıkırkbeş Basın Yayın
Sayfa Sayısı: 176

Siddhartha

“Genel olarak herkesçe kabullenilmiş Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış büyük bir başarıdır. Siddhartha, benim gözümde, Kutsal Kitap’tan kat kat üstün bir ilaçtır…”

XX. yüzyılın en önemli romancılarından Henry Miller’a bu sözleri söyleten Siddhartha, 1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Alman yazar Hermann Hesse’nin başyapıtıdır. Birinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda insanları yaşamlarını yeniden kurmaya çağıran, Doğu gizemciliğini yücelten Siddhartha, kuşaklar boyunca bir kılavuz kitap olma özelliğini korumuştur. Siddhartha’da, Buddha’nın yaşamının ilk yıllarını şiirsel bir üslupla anlatan Hesse, insanın öz benliğini bularak uygarlığın yerleşik biçimlerinden kurtulmaya çalışmasını işler.

“Bu kitapta,” der Hesse, “tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım.”

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 19 – siddhartha
Yazar: Hermann Hesse
Çevirmen: Kamuran Şipal
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 152

Açlık

Norveçli büyük romancı Knut Hamsun’un kişiliğini ve ününü oluşturan en büyük romanı Açlık’tır. Ünlü bir yazar olma sevdasıyla yanıp tutuşurken, bir yanda da açlıkla pençeleşen bir gencin, gerçekten duygulandırıcı öyküsü olan bu kitap, dünya edebiyatının başyapıtları arasında anılmaktadır. Behçet Necatigil’in usta kaleminden, örnek bir çeviri okuyacaksınız bu ciltte.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 20 – açlık
Yazar: Knut Hamsun
Çevirmen: Behçet Necatigil
Yayınevi: Varlık Yayınları
Sayfa Sayısı: 160

Yaşlı Adam ve Deniz

Yaşlı Adam ve Deniz, HEMINGWAY’in en ölümsüz eserlerinden biridir. Yaşlı bir Kübalı balıkçının açık denizde Gulf Stream’e kapılmış olarak dev bir kılıçbalığıyla olan can yakıcı mücadelesini son derece sade ve kuvvetli kelimelerle anlatır. Bu hikâyesiyle Hemingway, yenilgiye karşı cesaret, kayba karşı şahsi başarı temasını kendine has modern üslubuyla yeni baştan heykelleştirmiştir.

üzeri̇ni̇zde etki̇ birakacak kisa roman ve öyküler 21 – yaşlı adam ve deniz
Yazar: Ernest Hemingway
Çevirmen: Orhan Azizoğlu
Yayınevi: Bilgi Yayınevi
Sayfa Sayısı: 136

Kör Baykuş

Kör Baykuş hayalle gerçeğin, aydınlıkla karanlığın, umutla umutsuzluğun iç içe geçtiği eşsiz bir edebi yolculuk…

İran edebiyatını uluslararası edebiyatın bir parçası haline getiren ve “Doğu’nun Kafka’sı” olarak kabul edilen Sâdık Hidâyet’in, Kör Baykuş’u tek kelimeyle “benzersiz” bir metin: Zihni yavaş yavaş parçalanan, benliğini kaybeden kahramanıyla; neyin gerçek, neyin hayal olduğunun anlaşılamamasıyla; geçmişin ve şimdinin iç içe geçmesiyle; afyon dumanları arasında değişen, dönüşen atmosferiyle; melankolik, kötümser, karanlık ruh haliyle; huzursuz ediciliğiyle…

Okuru adeta sürrealist bir tablonun karşısındaymış gibi hissettiren Kör Baykuş hayatla, çocuklukla, anılarla, aşkla, cinsellikle, varoluşla, Tanrı’yla ve ölümle büyük bir hesaplaşmanın romanı.

“Başyapıt diye bir şey varsa budur!”

André Breton

“Sâdık Hidâyet’in yarattığı karakterin kalbinde iki itici güç yatıyor: Yaratma arzusu ile unutulmak ve ölüm arzusuyla kabuğuna çekilme.”

Deirdre Lashgar
Yazar: Sadık Hidayet
Çevirmen: Ali Fuat Bilkan
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 111

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz