1. Ana Sayfa
  2. Benzer Kitaplar
  3. “SİHRİN EN KOYU TONU” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ

“SİHRİN EN KOYU TONU” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ

Sihrin En Koyu Tonu

Sihrin En Koyu Tonu

Tehlikeli Büyüler.
Her Köşe Başında Pusu Kurmuş İhanetler.
Masalsı Paralel Evrenler.

Kell nadir bir yeteneğe sahip Antari büyücülerinden geriye son kalanlardandır. Becerisi ise Kırmızı, Gri, Beyaz ve yitip gitmiş Siyah Londra arasında seyahat edebilmesidir.

Kell, Kırmızı Londra olarak adlandırdığı Arnes’te büyümüştür ve Maresh İmparatorluğu’nun büyükelçisidir. Sık sık kanlı rejim değişiklikleri yaşanan Beyaz Londra ile Londra’ların en sıkıcısı, tüm büyülerin tükendiği Gri Londra’ya gitmektedir.

Ayrıca Kell gizlice kaçakçılık yapmakta, asla göremeyecekleri dünyalardan bir parça edinebilmek için para ödemeye razı insanlara hizmet vermektedir. Bu, tehlikeli sonuçları olan bir hobidir ve Kell eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşmek üzeredir.

Kaçakçılık yaparken işi ters giden Kell’in, Gri Londra’ya kaçmak zorunda kalınca Delilah adlı yankesiciyle yolları kesişir. Genç kız önce Kell’i soyar, sonra ölümcül bir düşmandan kurtarır, ardından da kendisini başka bir dünyaya gizlice sokmaya zorlar.

Tehlikeli büyüler etrafta kol gezerken her köşe başında onları ihanet beklemektedir. Bütün paralel dünyaları kurtarabilmeleri için önce hayatta kalmak zorundadırlar.

“Sihrin En Koyu Tonu klasik fantezi edebiyatının bütün temellerine sahip. Schwab bize cevher kalitesinde bir hikâye sunuyor… Bu kitap gerçek bir hazine.”

Deborah Harkness

“Yazarın karakterleri, kitabı bağımlılık yapıcı derecede okunası kılmış. Kell çok yönlü, Lila ise dopdolu bir karakter… Haritada bu kadar çok dünya varken keşfedecek çok şey var…”

NPR

“Schwab, alternatif Londra’lardan örülmüş ve iyi işlenmiş bir fantastik dünya yaratmış. Kendinden emin üslubu ve müthiş dokunuşlarıyla; bukalemun gibi renk değiştiren bir palto, içinden sihir akan bir ırmak, korsansı bir kadın kahramanla farklı dünyalar arasında geçen nefes kesici bir macera sunmuş.”

Publishers Weekly

İlluminae

Sabah, Kady erkek arkadaşı Ezra’dan ayrılmaktan daha kötüsünün başına gelemeyeceğini düşünüyordu.

Öğlen, gezegeni istila edildi.

2575 yılında uzayın çoğunu hâkimiyeti altında tutan iki megaşirketten ― ve ― biri, Kady ve Ezra’nın gezegenini yok ederek galaksilerarası bir savaş başlatır. Binlerce mülteciyle beraber sığıştıkları gemilerden oluşan ufak filonun peşindeki düşman savaş gemileri ilk başta en büyük sorunları gibi görünse de ortaya daha büyük tehditler çıkacaktır.

Ölümcül bir ortaya çıkmıştır, filonun onları koruması gereken yapay zekâsı düşmanca adımlar atmaktadır, komuta kademesi ciddi sorunlar olduğunu inkâr etmektedir. Kady gerçeği açığa çıkarmak için bir veri hengâmesine dalmışken mültecileri kurtarmakta ona yardım edebilecek tek kişinin Ezra olduğunun farkına varacaktır: Bir daha asla konuşmayacağına yemin ettiği eski erkek arkadaşı.

BRİFİNG NOTU: E-postalar, şemalar, askeri evraklar, özel mesajlar, tıbbi raporlar, röportajlar ve bunun gibi pek çok hack’lenmiş belge üzerinden anlatılan Illuminae, dengesi bozulan hayatlar, gerçeğin bedeli ve sıradan insanların kahramanlıklarına dair dur durak bilmeyen, aksiyon dolu bir destanın ilk kitabı.

2. Kitap: Gemina
3. Kitap: Obsidio

“Illuminae sadece ışık hızında seyreden heyecan dolu bir öykü değil, aynı zamanda roman türünü yeniden tanımlayan bir eser. Daha önce hiç böyle bir kitap okumamıştım. Kalbimdeki Battlestar Galactica boyutundaki boşluğu doldurdu.”

Victoria Aveyard

“Biraz aşkla, biraz da Stanley Kubrick’in 2001’ine yapılan göndermelerle örülmüş, ilginizin başka bir yere kaymasına izin vermeyen bir görsel deneyim. Biçim ve içeriğin mükemmel birleşimi.”

Booklist

“Uzay operası, romantizm, zombiler, hacker’lar ve politik gerilimin enerjik bir karışımı.”

Scott Westerfeld

İmparatorluğun Çöküşü

Akım keşfedilene kadar ışık hızından daha hızlı yolculuk etmek, fizik kurallarına göre mümkün değildi. Akım’dan sonra ise insanlık onu kullanarak birbirlerine milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki farklı yıldız sistemlerine yerleşmeye başladı ve artık bin yıllık olan imparatorlukları Bağlılık’ı kurdu. İmparatorluğun ayakta kalabilmesi için de bağlantıyı sağlayan Akım nehirleri şarttı; bu sayede hem birbirlerine ihtiyaç duyuyor hem sistemlerarası savaş engelleniyor hem de imparatorun tek güç sahibi olarak kalması sağlanıyordu.

Akım nehirlerinin sebebi tam olarak anlaşılamamış yok olma süreci başladığında ise İmparatorluk ve bütün sistemleri risk altına girdi. Bu durumu fark eden bir Akım fizikçisi, bir uzay gemisi kaptanı ve Bağlılık İmparatoriçesi, çöküşünün eşiğinde olan imparatorluğu, daha da önemlisi soyutlanacak olan sistemlerdeki insanları kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardı.

“Taht Oyunları ve Dune hayranları bu müstehcen, acımasız ve zeka dolu romana bayılacaklar.”

Booklist

“Scalzi, kendi tarzı olan güldürürken düşündüren bilimkurgu aksiyonunu yazmakta karşı konulamayacak kadar iyi olmaya devam ediyor.”

Kirkus Reviews

“İnanılmaz eğlenceli bir roman. Bitti diye çok üzüldüm.”

Roxane Gay

Genç Elitler

Onlar Hayatta Kalanlar, Liderler, Savaşçılar, Onlar Genç Elitler.

Adelina Amouteru, ölümcül bir hastalıktan kurtulmuştur. On yıl önce ülkesini kasıp kavuran kanlı humma vücudunda tuhaf izler bırakmıştır. Fakat hastalığı atlatanların bazılarında, başka şeyler de kaldığı rivayet edilmektedir… Gizemli ve sıradışı yeteneklere kavuştuklarına inanılan bu insanların kimlikleri gizlidir ancak onlara Genç Elitler denmeye başlamıştır.

Teren Santoro, Kral için çalışmaktadır. Engizisyon Mihveri’nin lideri olarak görevi, tehlikeli olduğuna inandığı Genç Elitler’i bulmak ve onlar ülkeyi yok etmeden onları yok etmektir ama aslında Teren hepsininkinden büyük bir sır saklamaktadır.

Enzo Valenciano, Hançer Cemiyeti üyesidir. Bu gizli Genç Elit grubu, kendilerinden olanları Engizisyon Mihveri’nden önce bulmaya çalışmaktadır ama Adelina’yı bulduklarında onun şimdiye dek görmedikleri güçlere sahip olduğunu keşfedeceklerdir.

Birbirinden apayrı savaşlar sürdüren bu üçlünün yolları hiç beklenmedik şekilde kesişecektir. Ancak hepsinin emin olduğu tek şey vardır: Karanlık bir intikam ve yok etme arzusuyla yanıp tutuşan Adelina’nın güçlerine bu dünyada yer yoktur.

2. Kitap: Gül Cemiyeti
3. Kitap: Gece Yıldızı

“Bu kitabı eline alanlar büyülenmeye hazır olsun… Tabii bir de serinin devamına.”

Booklist

“Lu, karakterlerinin müthiş hatalar yapmasına izin vererek çıtayı gerçekten yükseltiyor… Tekrar tekrar ziyaret etmek isteyeceğiniz bir dünya.”

New York Times Book Review

“Lu ‘romantizmle olgunlaşma’ formülünden çark ederek sevgi temasının içinde yer alan pek çok hissi tek tek ele almış… Bu kitapta ne Adelina ne de okurlar için huzur var. İhanet, ölüm tehditleri ve reddedilmenin hissedilmediği tek bir güvenli bölge bile yok.”

Publishers Weekly

Kandan ve Kemikten Çocuklar

Zelie mutlu günlerini özlüyor. Annesinin yanında olduğu, büyünün tüm Orişa’da özgürce dolaşabildiği günleri. Çünkü zalim bir kral hem annesini hem büyüyü yok etti. Majilerin içinden büyüyü söküp aldı. Herkesi yalnızca kendi isteklerini yerine getirmeye mahkûm etti. Ama buraya kadar! Artık Zelie’nin sırası. Şimdi büyüyü geri getirme, Orişa’yı eski günlerine döndürme şansı var. Yolda başına ne gelirse gelsin, her ne pahasına olursa olsun bu yolda ilerlemeli. Annesinin intikamını almalı.

Ama ağabeyi ve davetsiz misafirleriyle çıktığı bu yol sandığı kadar kolay değil. Ölüm ve korku salan muhafızlar her yerde. Sularda intikam dolu ruhlar bekliyor. Üstelik Zelie yeni yeni hissetmeye başladığı güçlerini kontrol etmekte zorlanıyor. Sadece güçleri mi? Ya duyguları? Hem de en olmadık yer ve zamanda…

Çünkü Biz Karıncayız

Henry Denton’ın bildiği bazı şeyler vardı. Fakat bazı şeyleri de bil­miyordu.

Henry, annesinin aileyi bir arada tutmak için çabaladığını ve bu­nunla baş etmek için sigara ardına sigara yaktığını biliyordu. Abisinin üniversiteyi bıraktığını ve hamile bir kız arkadaşı olduğunu biliyordu. Anneannesini yavaş yavaş Alzheimer’a kaybettiğini biliyordu. Ve erkek arkadaşının geçen sene intihar ettiğini de.

Bilmediği şey ise, uzaylıların onu on üç yaşındayken neden kaçır­dığıydı. Neden hâlâ onu kaçırıp gemilerine götürdüklerini de bilmi­yordu. Dünyanın sonunun neden geldiğini veya uzaylıların ona neden büyük, kırmızı bir düğmeye basarak bunu durdurması için bir fırsat tanıdıklarını da bilmiyordu.

Fakat durum böyleydi ve karar vermesi için 144 günü kalmıştı.

Soru, Henry’nin dünyayı kurtarılmaya değer bulup bulmadığıydı. En azından gizemli bir geçmişi olan Diego Vega ile tanışana kadar öy­leydi. Diego, Henry’ye bildiği her şeyi, evrendeki yerini ve bütün bun­ların bir anlamı olup olmadığını sorgulatıyordu. Fakat Henry dünyayı kurtarmadan önce kendisini kurtarmanın bir yolunu bulmalıy­dı ve uzaylılar ona bunun için bir düğme vermemişlerdi.

Ben, Kirke

Ozanlar benden, –erkek– kahramanın karşısında diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti hep; ilaç katarmışım tatlı şaraplarına, büyüleyip domuza çevirirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını, babaevini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim. Ne demeli, kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir; yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi.

Ama yanılıyorlar, yanılıyorsunuz: Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım.

Ben, Helios’un kızı, Aiaie Cadısı Kirke. Hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını bekledim. Bulacağından hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımları üstüne çekecek şeylerdi bunlar. Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm.

Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi: Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap.

“Bu dikkat çekici hikâye sizi, Kirke’nin yaptığı bir büyü gibi etkisi altına alacak.”

Mary Doria Russell

“Tek kelimeyle büyüleyici ve zarif anlatımıyla Ben, Kirke, kadın yaşamının sıradan ve de sıradışı bir hikâyesi.”

Eimear McBride

Gazap ve Şafak

Her Şafakta Bir Hayat…

Cani bir katil tarafından yönetilen bir diyarda, her şafak bir başka aileye kalp acısı getirmektedir. On sekiz yaşındaki Horasan Halifesi Halid her gece yeni bir eş almakta ancak sabaha kalmadan gencecik kadınların hayatına son vermektedir. Can dostu, Halid’in kurbanlarından biri olan Şehrazad, intikam almaya yemin eder ve gönüllü olarak Halid’e gelin gider. Sadece hayatta kalmaya değil, halifenin dehşet saçtığı hükümdarlığı yerle bir etmeye de kararlıdır.

Şehrazad zekâsı ve azmi sayesinde her gece Halid’in aklını çelip büyüleyici hikâyeler anlatarak hayatta kalmayı başarsa da bir sorun vardır: Genç kız can dostunu öldüren katile günbegün âşık olmaktadır. Üstelik bu mermer ve taştan sarayda hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlamaya başlamıştır. Şehrazad, zalim çocuk hükümdarın genç kızları neden öldürdüğünü ortaya çıkarmaya ve bu döngüye bir son vermeye karar verir…

2. Kitap: Gül ve Hançer

“Taht Oyunları’nın heyecanı Binbir Gece Masalları’nın aşk hikâyesiyle kesişiyor…”

US Weekly

“Sayfalar elinizden akıp giderken kendinizi altın rengi sıcak kumların üstüne kurulmuş serin mermer avlularda, baharatlı içeceğinizi yudumlar halde bulursanız şaşırmayın. Büyüleyici bir hikâye. Tıpkı benim gibi siz de âşık olacaksınız.”

Marie Lu

“Hayaller kurduracak kadar romantik, bağımlılık yapacak kadar heyecan dolu.”

Kirkus Reviews

Merdivenler Kenti

Bir zamanlar Bulikov kenti ilahların gücüne sahipti ve onlar bu gücü milyonları boyunduruk altına almak için kullandılar… ta ki o ilahlar öldürülene dek. Şimdiyse, Bulikov’un tarihi sansürlü ve yasaklıydı. Tüm kıta ise uzun yıllardır sömürdükleri ülke tarafından işgal edilmişti, Bulikov başta olmak üzere. Fakat artık mantık sınırlarının dışında işleyen, hiçbir yere çıkmayan sayısız merdivenle bezeli bu İlahi Kent, Kıta’nın eski görkemli günlerinin bir hayaletiydi yalnızca.

Her günü ayrı kaosla geçen Bulikov’da beklenmedik bir cinayet işlenince, bu cinayetin yarattığı diplomatik karmaşayı çözmesi için Shara Thivani ve sekreteri Sigrud, Bulikov’a gelmekle görevlendirildi. Her ne kadar tehlikesiz görünse ve resmiyette bir kültür elçisi olsa da Shara aslında Saypur’un elindeki en başarılı ve tehlikeli casus, aynı zamanda da bir Kıta tarihi uzmanıydı. Bulikov’a asıl geliş amacı da işlenen cinayeti çözmek, Saypur’a karşı gelişen bir tehdit olup olmadığını belirlemekti. Ancak kentin altında komplolar dönmeye, ilahların öldürülmesinden beri şahit olunmayan mucizeler yeniden vuku bulmaya başlayınca, bir zamanlar öldüğüne inanılan tanrıların, gerçekten ölü olup olmadığı şüphesi Shara’nın aklını kurcalayacaktı.

2. Kitap: Kılıçlar Kenti
3. Kitap: Mucizeler Kenti

Adalet

Bir zamanlar Toren’in Adaleti binlerce bağılıyla galaksiye korku salan devasa bir uzay gemisiydi. Şimdi ise yıllar süren intikam planını uygulayacak tek bir kişiden ibaret.

2. Kitap: Kudret
3. Kitap: Merhamet

“Beklenmedik, merak uyandırıcı ve fazlasıyla havalı. Ann Leckie işini biliyor… Breq gibi bir kahramanla ilk kez karşılaşıyorum. Bunun ne kadar hoşuma gittiğini anlatamam.”

John Scalzi

“Son derece iyi yazılmış. Anında kendimi kaptırdım. Beyninize antrenman yaptırmaktan korkmuyorsanız, bu kitap kesinlikle harcadığınız zamana değecek.”

Patrick Rothfuss

“Leckie, Iain M. Banks ve CJ Cherryh’nin varisi olmaya aday.”

Elizabeth Bear

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz