1. Ana Sayfa
  2. Kitap Yorumları
  3. KİTAP YORUM: HARUKİ MURAKAMİ – HAŞLANMIŞ HARİKALAR DİYARI VE DÜNYANIN SONU

KİTAP YORUM: HARUKİ MURAKAMİ – HAŞLANMIŞ HARİKALAR DİYARI VE DÜNYANIN SONU

featured

Bitmesin istedim, bitmesin! Bu büyülü gerçekliğin bir sonu olduğuna inanmak istemiyorum.

Sanırım “Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu”ndan daha iyi bir kitap okuyamayacağım. Öyle ki kitabı bitirdikten sonra büyük bir boşluğa düştüm ve okumak için kitap bulamadım. Hangi kitabı elime alsam yarım bıraktım. Zaten benim için en büyük dert yeni başlayacağım kitabı seçmek. Haruki Murakami’de bu duruma tuz biber ekti sağ olsun! -Ne istediğimi bazen gerçekten bilmiyorum.-

Haruki Murakami ile 1Q84 üçlemesi vasıtasıyla tanıştım. İyi ki tanıştım. O kitabı da çok beğenmiştim ama “Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu” benim için Haruki Murakami’nin zirve noktası. İki farklı hikayeyi o kadar güzel bir şekilde birleştirdi ki -her ne kadar hikayenin birleşeceğini anlıyor olsanız da- sonuç harikaydı. Final de ben yine de ters köşe oldum. Beklemediğim şekilde bitti ne yalan söyleyeyim. 

Hikayemiz fantastik bir dünyada geçiyor. Biraz da bilimkurgu unsurları taşıyor aslında bu dünya. Uçuk kaçık bir dünya değil. Kandırdım. Midesi genişleyen bir kız var. Karanlık karaları var. Değişik değişik duygular var. Cüce adam var. Doktor var. Var da var. Ama gerçekten hikaye o kadar ustalıkla resmedilmiş ki göze batan bir fantastik öge yok. Bulamıyorsunuz. Burası da çok abartı olmuş ama diyemeyeceksiniz. 

İlginizi Çekebilir:  Adam Fawer- Olasılıksız

“Haşlanmış Harikalar Diyarı” bölüm uzunluğu bakımından bazen size çooook uzun gelecek. Bu kadar gerek var mıydı anlatmaya diyeceğiniz noktalar da olacak. Ben bu tür uzatılan tasvirlerden genelde sıkılırım. Ama bu adam ne yazsa okurum modundayım. Beni sıkmadı. Umarım sizi de sıkmaz. Hatta başucu kitaplığı yapmak istesem “Monte Kristo Kontu”ndan sonra sanırım sıralama bu adamın tüm kitaplarıyla devam eder. 

Bu bölümde kahramanımız “Hesapçı”. İsmi yok. O yüzden hesapçı diyoruz. Beyninin iki lobunuda aynı anda farklı işler için kullanabiliyor. Zeki, hızlı ve denek. Denek olduğunu anladığı an gerçekten çok üzücüydü. Kahramanımız kendisini denek olarak kullanan doktorla tanışır ve bu bölümde anlatılan hikaye bu çerçevede ilerler. Heyecan dozu hiç düşmeden!

“Dünyanın Sonu” bölümü “Haşlanmış Harikalar Diyarı” bölümüne göre daha kısa ve daha sakin geçiyor. Pek fazla hareket yok. Final sahneleri hariç.  Fazla karakter ismi de olmadığı için hikayeye tutunmanız çok kolay olacak. İki farklı bölümde iki farklı hikaye olsa da asla birbirine karışmayacak. Sanki sayfaları ezberliyormuş gibi hissedeceksiniz kendinizi. Çünkü o kadar duru bir anlatımı var kitabın.

İlginizi Çekebilir:  KİTAP YORUM: RAINBOW ROWELL - ELEANOR & PARK

Bu bölümde kahramanımız etrafı surlarla çevrili bir bahçesi kocaman olsan bir hapishanede (biz onun bu dünyayı kendi yarattığını daha bilmiyoruz) tutsak kalır. Girmek serbest ve büyük fedakarlık ister. Çıkmak ise oldukça güç. “Kapı Bekçisi” çok orjinal bir karakter. Tanışınca bana hak vereceksiniz. Bu bölümde hikayemiz biraz durağan ilerliyor. Ama kitabın sonlarına doğru iki bölümü de ustalıkla birleştiren Haruki Murakami final sahnesinde “Dünyanın Sonu” bölümünün hakkını fazlasıyla veriyor.

Kitapta geçen hiçbir karakterin ismi yok. Ya dış görünüşleriyle ya da ünvanlarıyla hitap ediliyor. Aklıma Jose Saramago geldi bu sebepte dolayı. Nedense isimsiz karakterler akılda daha çok kalıcı oluyor. Yoksa bana mı öyle geliyor? Sokakta görsem ne haber Kapı Bekçisi derim. O kadar tanıyorum adamı. Okuyun hak vereceksiniz.

Kitap anlatılamayacak kadar güzel. Fantastik, büyülü gerçeklik türünden hoşlanan herkesin okuması gereken bir kitap. Listenize mutlaka ekleyin.

İyi okumalar.

“İnsan bir şeyleri başarmak istediğinde çok doğal olarak üç noktayı kavramalıdır. Ben bu ana kadar, ne kadar işi tamamlayabildim? Şu an hangi konumdayım? Bundan sonra ne yapmalıyım? İşte bunlar, temel sorulardır. Bu üç nokta elinden alınırsa, geriye korku, kendine güvensizlik ve bezginlik hissinden başka bir şey kalmaz.”

Sayfa 286

“Şöyle bir düşündüm de, belki de aylardır kafamı kaldırıp yıldızlara bakmamıştım. Üç ay önce gökyüzündeki tüm yıldızlar silinip gitmiş bile olsa, ben bunun bile farkına varmamış olurdum.”

Sayfa 423

“‘Ben artık gidiyorum’ dedi. ‘Fakat bundan sonra bir daha asla bir araya gelemeyecek olmamız çok garip. Son söz olarak ne demem gerektiğini bilemiyorum. Veda sözcükleri bir türlü aklıma gelmiyor.'”

Sayfa 560

İlginizi Çekebilir:  Miguel de Unamuno - Sis Kitap Yorumu
İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz