İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Kitap Yorumları

Miguel de Cervantes – DON QUIJOTE

Miguel de Cervantes – DON QUIJOTE
+ - 0

“Çünkü içim, makul bir saatte uyuyabilecek kadar huzura kavuşmadı henüz.”

Miguel de Cervantes’in yazdığı ve tüm dünya için bir baş yapıt: Don Quijote

İspanya, Meça Kenti’nin köylerinden biride elli yaşlarında soylu bir adam yaşardı. Bu adam boş zamanlarını şövalye romanları okuyarak geçirirdi. Bu onda öyle bir tutku haline gelmişti ki kendini okuduğu romlarda anlatılan “gezici şövalye” olarak görmeye başlamıştı. Artık o, evinde oturamazdı, Romalarda olduğu gibi zırhını ve silahlarını alıp serüvenden serüvene koşmalıydı. Fakat bir eksiği vardı, okuduğu romanlarda her şövalyenin yaptığı kahramanlıkları adadığı bir prensesi olurdu. Prenses olarak kendi köyünde yaşayan ve çok güzel bir kız olan Aldonz Lorence’yi seçtikten sonra yola koyuldu yolda kendisinin şövalye ilan ettirmediğini hatırladı, bu yüzden yolda gördüğü ilk kişiye kendini şövalye ilan ettirecekti…

Hikayemiz böyle başlıyor.

Okuduğu kitaplardan etkilenip adeta onların parodisi olacak derecede kendini şövalyeliğe kaptıran, gerçek ile hayali ayırt edemeyen, saplantılı derecede hiç tanımadığı bir kadına aşık olan aşırı bir karakter görürüz. Bu karakterin psikiyatristlere göre şizofreni tanımı olabilir. Çünkü gerçek ile hayali ayrıt edememektedir.

Arkadaşı Sancho Panza ise hiç okumamış, saf ve bir o kadar da kurnazdır. Don Quijote’in ona valilik vereceğini vadetmesi üzerine onun yardımcısı olmayı kabul eder ve tüm maceralarda efendisinin yanında durur.

Don Quijote bilge bir kişiliktir. Her ne kadar şizofren olarak tanımlamış olsak da başına gelen her olaya sağduyulu yaklaşabilen, akıl almaz derecede iyi laf yapabilen ve analiz yönü kuvvetli biridir. Sancho Panza ise okuma yazma bilmediği için efendisinin her dediğine inanır, olayları çözümleyemez, aptal ama kurnazdır. İki zıt karakterin birbiriyle uyumlu bir yolcuğunu okuyoruz aslında biz. Acaba “diyalektik” kavramına tanık oluyor olabilir miyiz?

Diyalektik, Yunanca tartışma sanatı anlamına gelen diyalektik tekhne’den türeyen bir terim olarak, genelde akıl yürütme yoluyla araştırma ve doğrulara ulaşma yöntemi. Diyalektik kavramı, başlangıçta tartışma sanatı, ya da çelişkili yollardan muhataplarını ikna etme sanatı anlamına gelmektedir.
Karşıtlıkları kullanarak gerçekleştirilen akıl yürütme biçimidir, diyalektik ve Sokratik yöntem, tartışma ve düşünme sanatı olarak diyalektiğin Antik Çağ’daki en yetkin halidir. Değişimin ve hareketin sürekliliği düşüncesi bu aşamada diyalektik olarak ifade edilmiştir. Bir fikirden ya da ilkeden içerdiği olumlu ve olumsuz bütün düşünceleri çıkarma yöntemine diyalektik denilmekteydi.

Aslında hikayemiz komik olaylardan oluşuyor -yel değirmenine saldıran bir adam gibi- ama düşünülmesi gereken yığınla konu var. Bu yüzden sindire sindire okunmalı “Don Quijote”. İlk roman olmasıyla da zaten tüm dikkatleri üstüne çekmiştir. Tüm kitapların atası olarak anılmaktadır. Elinize aldığınız da aslında bir tarihe tanıktık ediyor olacaksınız. Kendinden öncekilerden farklı olarak yeni bir edebi anlayış ortaya koymuştur. Etkilenmemiş tek bir büyük yazar olmamıştır. Jale Parla’nın önsözde dediği gibi tam 400 sene evvelden post modern edebiyatın gelişini haber vermiştir.

Hangi şövalye kitabı bu kadar naif ve entelektüel ki? Cervantes büyük bir insandı. O’nun değerini bilmek ve nesilden nesile aktarmak dileğiyle…

Okunması tarafımızca tavsiye edilmektedir. Mümkünse Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan tam metnini okumanızı isteriz.

İyi okumalar dileriz.

“Lânet olasıcalar; insanın her günü bir olmaz; insan her gün neşeli olmaz.”

E-Bülten Abonesi Olun

En yeni içeriklerimizden ilk sizin haberiniz olsun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Gizlilik politikamızda daha fazlasını okuyun.
Lütfen spam klasörünü kontrol edip güvenli olarak işaretleyin.

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz