İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Benzer Kitaplar

Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi

Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi
+ - 0

Okuyucu, İkinci Dünya Savaşı ertesinde, on beşindeki lise öğrencisi Michael Berg ile otuz altı yaşındaki Hanna Schmitz arasındaki tutkulu aşk üzerine kurulu bir hikâye anlatıyor.

Okuyucu

Yazar: Bernhard Schlink
Çevirmen: Cemal Ener
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 188

Kırkı aşkın dile çevrilen ve sinemaya uyarlanan Okuyucu, 20. yüzyıl Alman edebiyatının en parlak romanlarından biri.

Okuyucu, İkinci Dünya Savaşı ertesinde, on beşindeki lise öğrencisi Michael Berg ile otuz altı yaşındaki Hanna Schmitz arasındaki tutkulu aşk üzerine kurulu bir hikâye anlatıyor. Hanna’nın aniden ortadan kaybolmasıyla kesintiye uğrayan bu birliktelik, ikilinin yıllar sonra bir mahkeme salonunda karşılaşmasıyla devam ediyor: Hanna savaş sırasında bir kilisede tutulan bir grup Yahudi’nin ölümüne sebep olmaktan yargılanmakta; hukuk eğitimi alan Michael ise, sevdiği kadının böylesi korkunç bir suça karışıp karışmadığını anlamak üzere mahkemeyi izlemektedir… Bernhard Schlink Okuyucu’da, sade ve dolaysız bir anlatımla suç, ahlâk, vicdan, utanç ve sır sarmalı etrafında örülen baş döndürücü ve gerilim dolu bir hikâye anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağın Nazi dönemiyle hesaplaşması ve anne babalarıyla uzlaşma arayışı üzerine güçlü bir yorum.

“Okuyucu bizi… düşünmemeyi tercih ettiğimiz konular üzerine düşündürüyor.”
The New York Review of Books

okuyucu
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 15

Kefaret

Yazar: Ian McEwan
Çevirmen: Püren Özgören
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 336

1935 yazında bir gün, Tallis ailesinin on üç yaşındaki kızı Briony, ablası Cecilia ile ailenin hizmetçisinin oğlu, Cecilia’nın çocukluk arkadaşı Robbie arasındaki bir yakınlaşmaya şahit olur. Briony’nin yetişkinlerin dünyası hakkındaki bilgisizliği ve hikâye anlatmaya olan merakı, üçünün de hayatını derinden etkileyecek bir suç işlemesine neden olacaktır.

Kahramanlarının altüst olan hayatlarını İkinci Dünya Savaşı’na, oradan da yirminci yüzyılın sonlarına kadar takip eden “Kefaret”, aşk, savaş, çocukluk ve hikâyelerin gücü hakkında unutulmaz bir roman.

“Muhteşem bir başarı.”
The New York Times

“Bugün İngilizce roman yazan hiç kimse Ian McEwan’ı gölgede bırakamaz.”
The Washington Post Book World

“Kefaret, McEwan’ın yazdığı en iyi kitap.”
Observer

kefaret
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 16

Bağımsızlık Yolu

Yazar: Richard Yates
Çevirmen: Esra Birkan
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 272

20. yüzyıl Amerikan edebiyatının başyapıtlarından biri kabul edilen “Bağımsızlık Yolu”, bir banliyö kasabasında yaşayan, iki çocuklu genç Frank ve April Wheeler çiftinin hikâyesi.

Banliyö hayatından bunalan ve burada yaşayan insanlardan farklı olduklarına inanan Wheeler’lar, Paris’e gitme hayalleri kurmaya başlar. Ancak hayallerle gerçekler arasındaki mesafeyi aşmanın o kadar kolay olmadığı anlaşılacak, April’ın hapsolduğu hayattan kurtulma çabaları yavaşça trajediye doğru evrilecektir.

Hüsranla biten Amerikan rüyasının usta yazarı Richard Yates, mutlu görünen evlerin içindeki yalnızlıkları, tekdüze hafta içlerini izleyen gerilimli hafta sonlarını, hem gürültülü hem sessiz kavgaları keskin bir gerçekçilikle anlatıyor.

“Benim zamanımın “Muhteşem Gatsby”si… Kuşağıma mensup yazarlardan çıkmış en iyi kitaplardan biri.”
Kurt Vonnegut

bağımsızlık yolu
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 17

İngiliz Hasta

Yazar: Michael Ondaatje
Çevirmen: Ahu Antmen
Yayınevi: Alfa Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 312

İngiliz Hasta, 1992 yılında en önemli edebiyat ödüllerinden Booker Ödülü’nün sahibi oldu, Türkçe dahil 38 dile çevrildi, 1996’da filme çekildi ve dokuz Oscar ödülü kazandı.

Temmuz 2018’de de son 50 yılda Booker Ödülü alanlar arasında yapılan oylamada birinci gelerek Altın Man Booker Ödülüyle taçlandırıldı.

Roman, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Toskana’da yaşamları kesişen dört kişinin sıradışı hikâyeleriyle örülü. Uçağının düşmesi sonucu yanarak belleğini yitiren bir adam, kendini onun tedavisine adayan genç bir Kanadalı hemşire, savaş sırasında casusluk yaparken yakalanan eski bir hırsız ve bomba imha uzmanı bir Sih asker. Ve aralarında bir hayalet gibi gezinen, savaş yorgunu bu insanları uzak bir geçmişe taşıyan ve okuru da İngiliz hastanın gerçek kimliğine götüren bir kadın… Toskana’nın büyülü atmosferinden, çöl güneşi altında yolculuklara, İngiltere’nin serin yeşilliğine, Hindistan’ın renkli keşmekeşine uzanan unutulmaz bir hikâye.

i̇ngiliz hasta
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 18

Aşk Kaçışları

Yazar: Bernhard Schlink
Çevirmen: Ali Özdamar
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı: 272

“Yaralı, ihanete uğramış aşkları anlatan bu öykülerin her tür süsten arındırılmış, dupduru bir dili var… Schlink çizdiği çarpıcı portrelerde uykudan uyanmakta geciken ya da hiç uyanamayan, bunun bedelini hüsranla ödeyen erkekleri ve kaçırılan bir fırsat olarak mutluluğu resmediyor.”
The New York Times Book Review

“Schlink hakiki bir öykücü. Öykü sanatında bir ‘yeniden doğuş’tan söz edilebilirse, işte ta kendisi.”
Der Spiegel

“Bernhard Schlink Aşk Kaçışları’nda karşımıza bir duygu arkeoloğu olarak çıkıyor. Günümüz Almanyası’nın kanayan yaralarına parmak basıyor. Dokunaklı ve cesur bir şekilde.”
Süddeutsche Zeitung

aşk kaçışları
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 19

Herkes Tek Başına Ölür

Yazar: Hans Fallada
Çevirmen: Ahmet Arpad
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 608

Dünya klasiklerinin unutulmuş eserlerinden biri olan Herkes Tek Başına Ölür, ilk baskısından yaklaşık altmış yıl sonra tekrar okurlara kavuşarak hak ettiği ilgiyi görmeye başladı. Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail’de yüzbinler satan, yirmiden fazla dile çevrilen ve çevrilmeye devam eden roman, şimdi Everest Yayınları’nın dünya klasikleri dizisi kapsamında ilk defa Türkçede.

1940’ların Berlin’inde, Quangel çifti sıradan sayılabilecek bir yaşam sürmektedir. Otto Quangel, fabrikadaki işine gidip gelmekte, Anna Quangel, Nazi Partisi’nin kadın kolundaki çalışmalarına devam etmektedir. Bir gün, cephedeki oğullarının ölüm haberini almalarıyla beyinlerinde bir kıvılcım çakar. Yalnızca iki kişi de olsalar, bu acımasız faşizme meydan okumaları gerektiğini fark ederler. Böylece Gestapo memurlarını, Hitler yanlısı komşularını, aile dostlarını ve daha nice Berlinliyi kapsayan bir kovalamacanın ortasında bulurlar kendilerini.

20. yüzyıl Alman edebiyatının en heyecan verici isimlerinden biri olan Hans Fallada’nın gerçek bir hikâyeden esinlenerek yazdığı ve ölümünden kısa bir süre önce tamamladığı Herkes Tek Başına Ölür, her kitaplıkta mutlaka bulunması gereken bir cilt.

“Herkes Tek Başına Ölür, sokaktaki insanı anlatıyor. Zorbalığa dayanan düzenler tarafından ezilen herkesin, ahlaki bir zorunluluk olarak,özgürlüğü ve insan haklarını korumak için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, verilen ütopik mutlakiyet sözleriyle büyülenen kitlelerin, terörün egemenliğini nasıl kabullenip desteklediklerini ve böylece insani duygularını nasıl kaybettiklerini gösteriyor.”
Moris Farhi

“Nazilere karşı Alman başkaldırışıyla ilgili yazılan en güzel kitaplardan biri.”
Primo Levi

herkes tek başına ölür
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 20

Yüzbaşı Corelli’nin Mandolini

Yazar: Louis de Bernieres
Çevirmen: Sevgi Sanlı, Özden Arıkan
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 656

1941 yılında, genç bir İtalyan subayı olan Antonio Corelli, işgal kuvvetlerinin emriyle Kefalonya’ya sevk edilir. İlk günlerde yerel halk tarafından dışlansa da, barışçıl bir savaş yürütmek isteyen tutkulu ama fanatiklikten uzak kişiliğiyle, zamanla kibar, esprili bir asker ve muhteşem bir müzisyen olduğunu kanıtlar.

Bölge doktorunun kızının, bir yeraltı militanı olan nişanlısına yazdığı mektuplar yanıtsız kalınca, bir aşk üçgeninin ortaya çıkması da kaçınılmaz hale gelir. Ancak bu kırılgan aşk, yaklaşan vahşi savaşın ayak sesleri duyulurken ve işgalciyle direnişçinin arasına kalın çizgiler çizilirken var olmayı başarabilecek midir?

“Hipnotize edici… İncelikle, canlı renklerle, dallanıp budaklanan detaylarla örülmüş muhteşem bir gergef gibi… Savaşın anlamsızlığı üzerine çarpıcı ve etkileyici bir yorum. Bu büyülü kitabı okuyup bitirdikten sonra uzun zaman etkisinden kurtulamadım.”
Marian Keyes

“Harika bir epik roman… O kadar güzel ki, onu olduğu gibi tanımlayacak yeni bir fiil icat etmek gerekiyor. Her mânâda hatırlanmaya değer sürükleyici bir kitap bu. Romanın kıvrımları, keşifleri ve sıcaklığı insanı sürükleyip götürüyor.”
Derwent May, The Times

yüzbaşı corelli’nin mandolini
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 21

Sahilde

Yazar: Ian McEwan
Çevirmen: İlknur Özdemir
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 104

1962 yılı. Dorset kıyılarına balayına gelmiş iki genç: Florence ve Edward. Biri seçkin bir aileden bir müzisyen; diğeri daha mütevazı bir aileden, tarih bölümü mezunu bir genç. Cinsel tabuların henüz yıkılmadığı yıllarda büyümüş, farklı sınıflardan iki insan. Evliliklerinin ilk gecesi onlar için hem heyecan hem korku. Bazen tiksinti, bazen tutku.

Çağdaş İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Ian McEwan, bir akşam yemeğinde başlayıp sabahın ilk saatlerinde biten “Sahilde” romanında, deneyimsiz iki gencin evliliğinin tutku ve trajedi arasında gidip gelen ilk saatlerini öyle iyi anlatıyor ki bu kısa roman bir anda dönemin gençlerinin ilişkilerinin ayrıntılı bir analizine dönüşüyor.

“Olağanüstü yazılmış bir roman… Yürek parçalayıcı, komik, dâhice… McEwan karakterlerine karşı çok merhametli ama kalp kırıklığı karşısında da bir o kadar acımasız.”
The Boston Globe

“Fevkalade, sürükleyici, merak uyandırıcı… Keyifli, eşine az rastlanır türden, olağanüstü bir roman.”
San Francisco Chronicle

sahilde
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 22

Kül Mevsimi

Yazar: Elizabeth Strout
Çevirmen: Zeynep Esin
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 344

Elizabeth Strout’un Pulitzer ödüllü çok satan kitabı Kül Mevsimi, bütün kusurlarına rağmen olağanüstü bir insancıllığa sahip kahramanı Olive Kitteridge’in eşliğinde okurlarını sıradan insanların gündelik detayların büyüsüyle örülü yaşamlarında bir gezintiye çıkarıyor.

Bazen inatçı, bazen sabırlı, bazen anlayışlı bazense hazin bir inkâr içindeki Olive Kitteridge bilerek ya da bilmeyerek birçok hayata dokunur: Olive’in aşırı hassaslığından bıkmış bir oğul; evliliğine olan sadakati hem bir lütuf hem de bir lanet olan bir koca; geçmişte yaşadığı bir aşk macerası peşini bırakmayan bir piyanist; yaşama isteğini kaybetmiş eski bir öğrenci…

Strout’un geçmişin yakıcı acılarının bıraktığı küllerle hesaplaşan, hayatlarının olgunluk dönemindeki karakterleri canlılıkları ve tanıdıklıklarıyla bize ancak Salinger gibi büyük yazarlarda rastlayacağımız türden inceliklerle dolu bir dünyayı hatırlatıyor.

“Eğlenceli, tehlikeli olan ve vicdan azabı duyan Olive Kitteridge yürekli biri ve içinde mecburi bir yaşam gücü taşımakta. O sahnede olmadığında, onu dört gözle bekliyoruz. Onun sayesinde kitap çok sürükleyici.”
San Francisco Chronicle

“Kül Mevsimi değerli bir fotoğraf gibi hafızalarda yer ediyor.”
Seattle Post-Intelligencer

“Strout, şaşırtıcı bir güçle sıradan olana hayat katıyor.”
The New Yorker

kül mevsimi
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 23

Giovanni’nin Odası

Yazar: James Baldwin
Çevirmen: Çiğdem Öztekin
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 168

Baldwin’in on yıl yaşadığı ve yaratıcılığını bulduğu Paris’te yazdığı Givanni’nin Odası, o günler için işlenmesi bir hayli cesaret isteyen bir konuyu, “eşcinsel aşk”ı ele alıyor: Amerikalı beyaz delikanlı David’in Paris’te İtalyan garson Giovanni ile yaşadığı eşcinsel ilişki, toplumsal değer yargılarının baskın çıkışıyla bu ilişkiden kaçıp ve evli bir erkek olarak “güvenli” bir hayat sürmek için eski sevgilisi Hella’ya sığınması ve bütün bu çabaların üçüne de trajik sonuçlar getiren sonuçsuzluğu…

okuyucu hayranlarına 11 kitap önerisi 1 – giovanninin odasi 1
Önerilen Yazı
Giovanni’nin Odası Hayranlarına 36 Kitap Önerisi
giovanni'nin odası
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 24

Bir Son Duygusu

Yazar: Julian Barnes
Çevirmen: Serdar Rıfat Kırkoğlu
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 160

Julian Barnes’ın son romanı Bir Son Duygusu, yazarın önceki birkaç yapıtında da görüldüğü üzere, Barnes’ın yazarlığının gitgide başat öğesi haline gelmiş olan “anımsama yoluyla hayatı irdeleme” izleğinin çarpıcı bir açılımıyla başlıyor. Hikâyenin ana kahramanı Tony Webster, kırk yıl önce yaşadığı bazı olayları anımsar ve onları zihninde gelişigüzel bir sıraya dizer. Ne var ki, başlangıçta sıradan bir şeymiş gibi görünen bu anımsama edimi, Tony Webster’in kendisine bir günce bırakıldığını öğrenmesiyle birlikte, kahramanın hayatını durmadan sorguladığı ve sonunda kendi kişiliğine ilişkin son derece karamsar sonuçlara varacağı acımasız bir kimlik arayışına dönüşecektir.

Emekli bir tarihçi olan ve şimdi pek etliye sütlüye karışmadan, hayatını tek başına sürdüren Tony Webster, geçmişinde bir kez evlenip boşanmıştır; Susie adında, iyi anlaştığını söylediği yetişkin bir kızı vardır. Günün birinde, bir avukattan aldığı bir e-postayla, kırk yıl önceki kız arkadaşı Veronica Ford’un annesinin ona vasiyetinde bir günce bırakmış olduğunu öğrenir ve çok şaşırır. Güncenin gerçek sahibiyse kırk yıl önce birlikte aynı okula gittiği, birçok yaşantıyı ve fikri paylaştığı ama ne yazık ki sonunda, kız arkadaşı Veronica’yı elinden alıp sonra da beklenmedik bir şekilde “sahneden çekilmiş” olan Adrian Finn’dir. Aralarında geçen olumsuzluklara karşın, zekâsına ve hayatı derinlemesine kavrayışına büyük hayranlık duyduğunu söylediği ve evet, artık “sahnede olmayan” Adrian Finn…

Tony Webster, kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü bu günceyi, Veronica’nın kendisinden ister ancak Veronica, onun bu isteğini yerine getirmeye yanaşmaz. Birkaç kez buluşurlar ve her buluşmalarında, Veronica’nın keskin sözlerinin yüzünde patladığını hisseder: “Anlamıyorsun işte. Hiçbir zaman anlamadın ve asla da anlamayacaksın!”…Tony Webster’ın bir türlü anlayamadığı şey nedir? Tony’nin hayatla ne alıp veremediği vardır? Yoksa, hikâyesinin sonunda acı bir şekilde düşündüğü gibi, her yerde “kargaşa” mı vardır?

Julian Barnes’a Anglosakson dünyasının Nobel’i sayılan The Man Booker 2011 Ödülü’nü kazandırmış olan ve artık çok iyi tanıdığımız ironi anlayışının damgasını taşıyan Bir Son Duygusu, belleğin sonsuz değişkenliği, geçmişi yeniden inşa etmek denilen o devasa insanî tutku ve her şeyden önce de, hayatın anlamı üzerine “kaleme” alınmış incelikli, sorgulayıcı bir ustalık romanı.

bir son duygusu
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 25

Yedinci Haç

Yazar: Anna Seghers
Çevirmen: Ahmet Cemal
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 415

“Özgürlük tutkusundan vazgeçmeyen insanların görkemli destanı”

1937 yılı, Nazi Almanyası… Bir sonbahar sabahı Westhofen Toplama Kampı’ndan yedi tutuklu kaçar. Kamp Komutanı Fahrenberg yedi tutuklunun yedi gün içinde yakalanıp geri getirilmesini emreder ve yakalandıkları zaman onları bağlayıp öldürmek için yedi çınar ağacından yedi haç yaptırır. Yedi adam da korkunç zorluklar içerisinde, kime güveneceklerini bilmeden peşlerindeki Nazi askerlerinden ve halkın içindeki muhbirlerden kaçmaya çalışırlar. Ancak kurtuluş hiçbiri için o kadar kolay olmayacaktır. İçlerinden yalnızca biri özgürlük mücadelesini kazanırken, diğerlerini ihanet, çaresizlik ve işkence üçgeninde bir ölüm beklemektedir. Yine de yedinci haçın boş kalması en büyük teselli ve en güçlü ümit ışığıdır.

1942 yılında yayınlanan Yedinci Haç, Anna Seghers’i dünyaca ünlü yapan eseridir. 1933 yılında Almanya’da kitapları yasaklanınca Fransa ve İspanya üzerinden Meksika’ya göç eden Seghers, bu sürükleyici kaçış hikâyesiyle sadece Alman halkının ve Nazi döneminin anatomisini çıkarmakla kalmıyor, en baskıcı zamanlarda bile bütün tehlikelere rağmen doğrular için ayakta kalmanın ne kadar önemli olduğunu muhteşem bir kurguyla gözler önüne seriyor.

“Seghers’in sorusu tüm geçerliliğini korumaktadır: O dönemin temelleri biliniyor muydu, biliyor muyduk, doğru yansıtılmış mıydı bu temeller? Yoksa gerçek, bir çelişkiler anaforunun doğurduğu korkunç bir faşizmin varlığı mıydı yalnızca?”
Ahmet Cemal

“1933’ten bu yana utanç, Almanların bir toplum olarak yaşayış biçimini ayırt eden bir özellik gibi görünüyor ve Anna Seghers’in kitaplarının ancak şimdi Batı’da yeniden ortaya çıkabilmesi, bu büyük Alman utancının bir parçası.”
Heinrich Böll

yedinci haç
Okuyucu Hayranlarına 11 Kitap Önerisi 26

E-Bülten Abonesi Olun

En yeni içeriklerimizden ilk sizin haberiniz olsun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Gizlilik politikamızda daha fazlasını okuyun.
Lütfen spam klasörünü kontrol edip güvenli olarak işaretleyin.

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz