1. Ana Sayfa
  2. Benzer Kitaplar
  3. Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi

Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi

Sempatizan

Sempatizan, hem kimlik ve göçmenlik üzerine çok yoğun bir keşif yolculuğu, hem insanı esir alan bir casusluk romanı, hem de güçlü bir aşk ve dostluk hikâyesi.

Sempatizan

Yazar: Viet Thanh Nguyen
Çevirmen: Duygu Akın
Yayınevi: Kafka Kitap
Sayfa Sayısı: 472

Vietnam asıllı Amerikalı yazar Nguyen’den edebiyat dünyasında büyük yankı uyandıran, hakları otuza yakın ülkeye satılan ve yirmiden fazla yılın kitabı seçkisinde yer alan sarsıcı bir ilk roman.

Pek çok prestijli ödüle layık görülen Sempatizan, bir gerilim romanının heyecanı ve Saul Bellow’la karşılaştırılan tarzıyla insanın ayaklarını yerden kesen bir dostluk ve ihanet destanı.

Çift taraflı çalışan komünist bir ajan, kendi deyimiyle “çifte akıllı” bir adam olan hikâyenin anlatıcısı, Saygon’un düşüşünden sonra Amerika’ya gelerek Los Angeles’taki diğer sürgün Vietnamlılarla birlikte yeni bir yaşam kurmaya çalışırken, bir yandan da Vietnam’daki komünist üstlerine gizlice raporlar gönderen Yarı Fransız yarı Vietnamlı bir istihbarat subayıdır.

Sempatizan, hem kimlik ve göçmenlik üzerine çok yoğun bir keşif yolculuğu, hem insanı esir alan bir casusluk romanı, hem de güçlü bir aşk ve dostluk hikâyesi.

“Romanın isimsiz anlatıcısı cüretli postmodern sesiyle konuşurken, yalnızca Vladimir Nabokov ve Ralph Ellison’ın değil, Yeraltından Notlar’ın Dostoyevski’sinin de sesini yankılıyor.”
Joyce Carol Oates

“Şefkatin yanı sıra taşıdığı çocuksu coşkusuyla bu roman, insana kitapların ne kadar büyük olabileceğini hatırlatıyor.”
The Guardian

sempatizan
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 20

Casus ve Hain

Yazar: Ben Macintyre
Çevirmen: Nurdan Soysal
Yayınevi: Say Yayınları
Sayfa Sayısı: 488

1985 yılının bir Temmuz akşamı Moskova’nın merkezindeki işlek bir caddenin kaldırımında orta yaşlı bir adam elinde bir plastik poşetle bekliyordu. Görünürde diğer Sovyet vatandaşlarından farkı olmayan bu adam kıdemli KGB subayı Oleg Gordievsky idi. Oysa ki Gordievsky on yıldan uzun süredir MI6 için Sovyet istihbarat makinesinin derinliklerinden paha biçilmez sırlar taşıyordu. Hiçbir casus KGB’ye zarar vermek için daha fazlasını yapmamıştı. Elindeki poşet ise Sovyetler Birliği’nden kaçışı için bir işaretti.

Böylece casusluk tarihindeki en sıra dışı ve cesur olaylardan biri başladı. Casus ve Hain’de Ben Macintyre, Soğuk Savaş’ın gidişatını sonsuza dek değiştiren bir ihanet ve ikiyüzlülük hikâyesi ortaya koyuyor.

“Okuduğum en iyi gerçek casusluk hikâyesi. “
John LeCarrÉ

“Yılın en iyi kitabı. “
The Economist

casus ve hain
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 21

Nickel Çocukları

Yazar: Colson Whitehead
Çevirmen: Begüm Kovulmaz
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 216

Nickel Çocukları, büyük düzensizliklerle damgalanmış bir çağda büyüyen Elwood Curtis’in izini sürüyor ve onun, idealizmle dolu düşlerinden acımasız hakikatlere uyanışını izliyor. Yakın geçmişe ayna tutan bu sürprizli roman, Yeraltı Demiryolu’nun koyduğu noktanın ardından yeni bir sayfa açıyor ve Pulitzer ödüllü Colson Whitehead’i gündeş edebiyatın en kayda değer isimleri arasına taşıyor.

Colson Whitehead, Amerikan rüyasını sorgulamayı sürdüren Nickel Çocukları’nda herkese eşit şartlar sunmayan zalim bir dünyada sağ kalmanın bedelini ortaya koyuyor.

“Whitehead geçmişte korku ve kıyamet romanları yazmıştı ama burada anlattığı gerçek öyküler, onlardan daha dehşetli.”
New York Times

“Nickel Çocukları, ustalığa erişmiş yazarın maharetini sergiliyor ve ele aldığı her konunun altından kalkabileceğini gösteriyor. Colson Whitehead, Amerika’nın en iyi romancılarından biri olarak kendini kanıtlıyor.”
Wall Street Journal

sempatizan hayranlarına 12 kitap önerisi 1 – nickel cocuklari
Önerilen Yazı
“NICKEL ÇOCUKLARI” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ
nickel çocukları
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 22

Dünyayla Benim Aramda

Yazar: Ta-Nehisi Coates
Çevirmen: Pınar Umman
Yayınevi: Monokl
Sayfa Sayısı: 144

Bir Babadan Oğula Bilgelik Dolu, Sevgi Dolu, Gözyaşı Dolu Bir Mektup.

“Bilmeni istediğim şey şu: Amerika’da siyahi bedeni imha etmek gelenekseldir -mirastır. İnsanın ülkesinin özündeki ‘aşağı’ olduğunu anlaması gerçekten korkunç bir şey. Sen ve ben, oğlum, o ‘aşağı’yız. Bu 1776’da doğruydu. Bugün de doğru. Sen olmazsan onlar olamaz ve seni kırma hakkı olmazsa dağdan düşmek, tanrısallıklarını kaybetmek ve Amerikan Rüyası’ndan çıkmak zorundadırlar. Ve bu durumda şehir dışındaki yerleşim yerlerini insan kemikleri dışında bir şeyin üzerine nasıl inşa edeceklerini, hapishanelerini insan ağılları yerine başka bir şeye nasıl çevireceklerini, yamyamlıktan bağımsız bir demokrasiyi nasıl kuracaklarını bulmak zorundadırlar…

“Mücadele senin adında, Samori -sen adını, siyahi bedenine sahip olma hakkı için Fransız sömürgecilerle mücadele eden Samori Ture’den aldın. Bizler, Derrick Bell’in bir sefer yazdığı gibi, ‘kuyunun dibindeki yüzleriz.’ Ama burada, dipte, gerçek anlamıyla bir bilgelik var ve hayatımdaki iyi şeylerin birçoğu ona dayanıyor. Ve buradaki hayatım gelip sana dayanıyor…”
Ta Nehisi Coates

“Dünyayla Benim Aramda, sizi uyandırmayı amaçlayan bir kitap… Körlüğe karşı bir uyarı.”
The Guardian

“Mutlaka okumalısınız.”
Toni Morrison

sempatizan hayranlarına 12 kitap önerisi 2 – dunyayla benim aramda
Önerilen Yazı
Dünyayla Benim Aramda Hayranlarına 17 Kitap Önerisi
dünyayla benim aramda
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 23

Arafta

Yazar: George Saunders
Çevirmen: Niran Elçi
Yayınevi: DeliDolu
Sayfa Sayısı: 456

“Herkes acı çekiyordu ya da çekmişti ya da çekecekti. Hayatın doğasında vardı bu.”

Ölmek nasıl bir şey? Yaşayan en iyi öykücülerden biri olarak gösterilen George Saunders, uzun süredir merakla beklenen ilk romanında, bu can alıcı sorunun yanıtını arıyor. Oysa bu sorunun yanıtı meçhul; kimsenin bilmediği, bilse bile insanlara nasıl aktaracağını bilemediği, gizemli bir yanıt bu.

Arafta kalan kişi, Amerikan İç Savaşı’nın kahramanı, eski başkan Abraham Lincoln’ın oğlu Willie Lincoln; ve ona eşlik eden onlarca başka hayalet… Herkes geriye dönmenin, Lincoln ise devam etmenin ve huzura kavuşmanın peşinde. Ancak bilmedikleri önemli şeyler var: Bazı darbeler, kırılgan insanlara fazla ağır gelebilir; darbeler insanı bitirebilir ya da zirveye taşıyabilir…

Ezber bozan kalemiyle George Orwell, Kurt Vonnegut gibi yazarlarla karşılaştırılan George Saunders’ın, Lincoln’ın yedi yaşındaki oğlunu kaybetmesinden yola çıkarak, teatral bir atmosferde ve deneysel bir anlatım biçimiyle kurguladığı bu olağanüstü etkileyici kitap, ölüm, kayıp ve yas kavramlarına okurun hiç alışık olmadığı bir perspektiften yaklaşırken, dönemin Birleşik Devletleri’nin arka planını anlatmaktan da geri kalmıyor.

“Sevdiğimiz her şey sonlanmak zorundaysa sevmeye ve yaşamaya nasıl devam ederiz?”

“Kimse acı, kayıp, talihsizlik ve mahrumiyet üzerine George Saunders kadar etkili yazamaz.”
Michiko Kakutani

sempatizan hayranlarına 12 kitap önerisi 3 – george saunders
Önerilen Yazı
George Saunders
arafta
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 24

Kemik Saatler

Yazar: David Mitchell
Çevirmen: Sıla Okur
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı: 720

David Mitchell’ı kendi kuşağının en beğenilen yazarlarından biri kılan yaratıcılık ve zekâyla dopdolu insanı büyüleyen ve akıldan çıkmayacak bir öykü.

“Her canlı doğar, büyür, ölür; değil mi? Hayatın sözleşmesinde yazar bu. Ama ben buraya, bazı ender durumlarda bu değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddenin… tadil edilebileceğini söylemeye geldim.”

1984 yazının sıkıcı bir gününde evden kaçan genç Holly Sykes’ın karşılaştığı garip kadın, küçük bir iyilik karşılığında ondan “yataklık” talep eder. Holly’nin, kadının neye yataklık yapmasını istediğini anlaması için onlarca yıl geçmesi gerekecektir. Kemik Saatler, Holly’nin hayatını Gravesend’deki yaralı gençliğinden Avrupa’nın petrol rezervlerinin tükendiği sırada İrlanda’nın Atlantik Okyanusu kıyısında geçirdiği ihtiyarlığına kadar kıvrım kıvrım takip ediyor. Kız çocuğu, kız kardeş, anne ve manevi anne Holly Sykes aynı zamanda dünyamızın kıyısında ve gölgelerinde süregelen kanlı bir hesaplaşmada farkında olmadan yer alacak ve sonucu tayin edecek bir silaha dönüşecektir.

Metafizik gerilim, ölümlülüğe dair tefekkür ve kendini yiyip bitirme üzerine kurulu modern çağımızın hesap defteri niteliğindeki bu rengârenk roman, David Mitchell’ı kendi kuşağının en beğenilen yazarlarından biri kılan yaratıcılık ve zekâyla dopdolu insanı büyüleyen ve akıldan çıkmayacak bir öykü.

“Gerek ülkemizde gerek dünyada yaratıcı zekâsını en iyi konuşturan yazarlardan biri…”
Independent

“Zihnini açıp bakacak olursanız sihirli ve çılgın bir yaratıcılık ve fikir bolluğu fışkıracak üzerinize.”
The Times

“Baş döndürücü, akıl almaz güzellikte…”
Daily Mail

kemik saatler
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 25

Yetimlerin Efendisi’nin Oğlu

Yazar: Adam Johnson
Çevirmen: Güneş Demirel
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 576

2013 Pulitzer Ödülü
Ulusal Kitap Eleştirmenleri Cemiyeti Ödülü
Dayton Edebiyat Barış Ödülü
Amerikan Edebiyat Cemiyeti Carnegie Madalyası

Pak Jun Do, zorla başkente götürülmüş şarkıcı bir kadının ve yetimhane müdürü bir babanın oğludur. Kuzey Kore’nin üst düzey yetkilileri kısa zamanda onun sadakatini ve yeteneklerini fark eder. Kendisini sadece “dünyanın en yüce ulusunun bir neferi” olarak gören Jun Do, kısa zamanda yükselir. Hayatta kalmak için değişen kurallarla, işkencelerle ve üstlerinin kafa karıştırıcı istekleriyle mücadele etmek zorundadır. Herhangi bir insanın katlanabileceğinden fazlasına maruz kalan Jun Do, sevdiği kadın Sun Moon’u kurtarabilmek için Kim Jong İl’in rakibi rolüne bürünür.

Bu destansı romanda Adam Johnson, açlıkla kırılan, yozlaşmışlık ve zulmün sıradan olduğu bu dünyanın sürükleyici bir anlatımını sunuyor. İnsanın kırılganlığının ve insan iradesinin yenilmezliğinin anlatıldığı roman, hiç tanınmayan bir dünyanın kapılarını aralıyor.

“Yetimlerin Efendisi’nin Oğlu, tıpkı 1984 ve Cesur Yeni Dünya gibi distopik klasiklerin arasında yer almayı hak ediyor.”
The Guardian

“İnanılması güç olayları ele alıp bunları tamamıyla inanılır bir kurguya dönüştürebilen müthiş bir roman. Bu Yetimlerin Efendisi’nin Oğlu’nun dehası.”
The Washington Post

“İnanılmaz derecede canlı bir anlatımı olan sürükleyici bir roman… Aşk, çocukluktan yetişkinliğe geçiş ve macerayı bir araya getiren eşsiz ve kaçırılmaması gereken bir kitap.”
The Huffington Post

yetimlerin efendisi’nin oğlu
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 26

Yeraltı Demiryolu

Yazar: Colson Whitehead
Çevirmen: Begüm Kovulmaz
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 334

Amerikan edebiyatının en yeni yıldızı Colson Whitehead’den, yayımlanır yayımlanmaz çağdaş klasikler arasında anılan cesur ve sarsıcı bir roman: Yeraltı Demiryolu. Whitehead, Amerika’nın adeta bağırsaklarını deştiği bu romanında “rüya” ülkesinin geçmişine uzanıyor ve okurunu uzun zaman terk etmeyecek ilham verici bir mücadele öyküsü anlatıyor. Dünyada bir başına kalmış bir kadının, Cora’nın dünyaya kafa tutma öyküsü bu; öldürmeyip güçlendiren darbelerin, birer nişan gibi taşınan yara izlerinin ve zamanı gelince ya ödenen ya da ödetilen bedellerin öyküsü. Öyle bir öykü ki, çağın karanlığında pırıl pırıl parlıyor ve dört bir yanı saran kötülüğün bataklığında kaybolan ruhlara kuzey yıldızı misali yön gösteriyor.

Eleştirmenlerden tam not alan, çoksatarlar listelerinde aylar boyunca bir numarada kalan ve ödüllere doymayan Yeraltı Demiryolu, Sefiller’den Sevilen’e uzanan bir yelpazede yer alan engin çağrışımlarıyla son yılların en önemli ve en çok ses getiren kitaplarından biri.

sempatizan hayranlarına 12 kitap önerisi 4 – afro amerikan yazarlardan kurgu klasikleri
Önerilen Yazı
Afro Amerikan Yazarlardan Kurgu Klasikleri – 20 Yazar
colson whitehead
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 27

İstasyon On Bir

Yazar: Emily St. John Mandel
Çevirmen: Ferhan Ertürk
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 368

Şehirlerin altında hızla geçip giden trenler artık yok… Artık şehirler yok… Telefon yok… İnternet yok…

1. GÜN

Ölümcül bir grip virüsü dünyanın yüzeyinde bir nötron bombası gibi patlar. Haberler ölüm oranının % 99’un üzerinde olduğunu bildirirler.

2. HAFTA

Medeniyet yıkılır.

20. YIL

Seyyar Senfoni adındaki aktör ve müzisyenlerden kurulu bir grup, konserler vermek ve Shakespeare oynamak için yerleşim yerlerini dolaşırlar. Salgından yirmi yıl sonra, hayat göreceli olarak güvenlidir. Ama yeni bir tehlike belirir ve hayatta kalan herkesin tekrar inşa etmeye çalıştığı umut dolu dünyayı tehdit eder.

İstasyon On Bir, altı kişinin hayatlarının kesişmesini anlatır. Bunlar: meşhur aktör Arthur Leander; son anda grip konusunda uyarılan Jeevan; Arthur’un ilk eşi Miranda; Arthur’un en eski dostu Clark; Seyyar Senfoni’deki bir oyuncu olan Kirsten ve kendi kendini peygamber ilan eden esrarengiz kişidir…

“Çok iyi bir roman. Oldukça güzel… Bu yıl okuduğum kitaplar arasında diğerlerinin önüne çıkanlardan biri: İstasyon On Bir… Güzel yazılmış ve müthiş melankolik, uzun zaman unutulmayacak ve tekrar okunacak bir kitap.”
George R. R. Martin

i̇stasyon on bir
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 28

Soğuktan Gelen Casus

Yazar: John Le Carre
Çevirmen: Ali Cevat Akkoyunlu
Yayınevi: Kırmızı Kedi
Sayfa Sayısı: 240

“İstihbarat işinin ahlaki bir yasası vardır – başarı sonuçla ölçülür.”

Soğuk Savaş’ın zirve yaptığı 1960’lar… Alex Leamas, İngiliz İstihbaratı için Berlin Duvarı’nın gölgesinde yıllarca sürdürdüğü görevinin ardından yorgundur. Pek çok şey görmüş, pek çok adamını Doğu Alman İstihbaratı ile Duvar’da oynanan bu karanlık ve sisli satrançta yitirmiştir. Teşkilat, ağır bir yenilginin ardından İngiltere’ye dönen Leamas’tan son bir görev ister. Doğu Almanya’ya geçmeli ve ülkesine ihanet etmelidir. Ancak İngiliz İstihbaratı’nın yaşlı kurdu George Smiley’nin, Leamas’ın arkadaşı olan genç bir kadına yardım etmesiyle operasyon büyük bir felaketle yüz yüze gelecek, oyunun kartları yeniden dağıtılacak ve Leamas kendini hayalinin ötesindeki korkunç bir politik oyunun pençesinde bulacaktır.

soğuktan gelen casus
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 29

Bir Son Duygusu

Yazar: Julian Barnes
Çevirmen: Serdar Rıfat Kırkoğlu
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 160

Julian Barnes’ın son romanı Bir Son Duygusu, yazarın önceki birkaç yapıtında da görüldüğü üzere, Barnes’ın yazarlığının gitgide başat öğesi haline gelmiş olan “anımsama yoluyla hayatı irdeleme” izleğinin çarpıcı bir açılımıyla başlıyor. Hikâyenin ana kahramanı Tony Webster, kırk yıl önce yaşadığı bazı olayları anımsar ve onları zihninde gelişigüzel bir sıraya dizer. Ne var ki, başlangıçta sıradan bir şeymiş gibi görünen bu anımsama edimi, Tony Webster’in kendisine bir günce bırakıldığını öğrenmesiyle birlikte, kahramanın hayatını durmadan sorguladığı ve sonunda kendi kişiliğine ilişkin son derece karamsar sonuçlara varacağı acımasız bir kimlik arayışına dönüşecektir.

Emekli bir tarihçi olan ve şimdi pek etliye sütlüye karışmadan, hayatını tek başına sürdüren Tony Webster, geçmişinde bir kez evlenip boşanmıştır; Susie adında, iyi anlaştığını söylediği yetişkin bir kızı vardır. Günün birinde, bir avukattan aldığı bir e-postayla, kırk yıl önceki kız arkadaşı Veronica Ford’un annesinin ona vasiyetinde bir günce bırakmış olduğunu öğrenir ve çok şaşırır. Güncenin gerçek sahibiyse kırk yıl önce birlikte aynı okula gittiği, birçok yaşantıyı ve fikri paylaştığı ama ne yazık ki sonunda, kız arkadaşı Veronica’yı elinden alıp sonra da beklenmedik bir şekilde “sahneden çekilmiş” olan Adrian Finn’dir. Aralarında geçen olumsuzluklara karşın, zekâsına ve hayatı derinlemesine kavrayışına büyük hayranlık duyduğunu söylediği ve evet, artık “sahnede olmayan” Adrian Finn…

Tony Webster, kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü bu günceyi, Veronica’nın kendisinden ister ancak Veronica, onun bu isteğini yerine getirmeye yanaşmaz. Birkaç kez buluşurlar ve her buluşmalarında, Veronica’nın keskin sözlerinin yüzünde patladığını hisseder: “Anlamıyorsun işte. Hiçbir zaman anlamadın ve asla da anlamayacaksın!”…Tony Webster’ın bir türlü anlayamadığı şey nedir? Tony’nin hayatla ne alıp veremediği vardır? Yoksa, hikâyesinin sonunda acı bir şekilde düşündüğü gibi, her yerde “kargaşa” mı vardır?

Julian Barnes’a Anglosakson dünyasının Nobel’i sayılan The Man Booker 2011 Ödülü’nü kazandırmış olan ve artık çok iyi tanıdığımız ironi anlayışının damgasını taşıyan Bir Son Duygusu, belleğin sonsuz değişkenliği, geçmişi yeniden inşa etmek denilen o devasa insanî tutku ve her şeyden önce de, hayatın anlamı üzerine “kaleme” alınmış incelikli, sorgulayıcı bir ustalık romanı.

bir son duygusu
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 30

İt Kopuk Takımı

Yazar: Jennifer Egan
Çevirmen: Zeynep Heyzen Ateş
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 384

Afrika’dan Napoli’ye, New York’tan San Francisco’ya, müzik yapımcılarından soykırımcı generallere, Jennifer Egan karakterlerinin hayatlarını hiç sakınmadan ve şevkle anlatıyor. 1970’lerden 2020’lere uzanan bu romanda, yaşlanan müzik yapımcısı Bennie Salazar ve asistanı Sasha’nın çocukluklarını, kariyerlerini ve aşklarını takip ediyoruz.

İt Kopuk Takımı, Bennie ve Sasha’nın inişli çıkışlı hayatlarının başkalarıyla kesiştiği anları yakalıyor. Jennifer Egan zarif üslubu ve yürek burkan sadelikteki anlatımıyla çılgın gençliklerinde yenilenlerin delirenler, hapse düşenler ve intihar edenler hikâyelerini yazıyor.

“Başladığı yerde biten bir kitap ama bir bakıyorsunuz, her şey değişmiş. Kitabı okuyan siz bile.”
The New Republic

“İt Kopuk Takımı’nı doya doya ciğerlerinize doldurun. Bırakın göğüs kafesinize yerleşsin ve orada şöyle bir demlensin. Bu muhteşem, yaratıcı romanın okurlar tarafından baş tacı edileceğine inanıyorum. Abartılı övgüler çağında yaşadığımızın ben de bilincindeyim ama İt Kopuk Takımı insanın nefesini kesiyor. Dünyaya yeni gözlerle bakmanızı sağlıyor. Marcel Proust İt Kopuk Takımı’nı okusaydı, eminim o bile hayran kalırdı.”
Cleveland Plain Dealer

“Bir başyapıt… Okuyucuya iddialı romanların, Kindle ve Facebook çağında bile, hızla değişen dünyayı anlamanın en iyi yollarından biri olduğunu hatırlatıyor… Facebook’taki tüm arkadaşlarınıza önermek isteyeceğiniz bir roman.”
Associated Press

i̇t kopuk takımı
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 31

Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi

Yazar: James Joyce
Çevirmen: Murat Belge
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 339

James Joyce’un yarı otobiyografik bu romanı, genç Stephen Dedalus’un bir sanatçı olabilme arzusuyla, hayal gücünü boğan ve yaratıcılığını sindiren kiliseye, okula ve topluma başkaldırışını anlatıyor.

Joyce’un İrlanda’da geçen çocukluk ve gençlik yıllarından esinlenerek kaleme aldığı bu anlatı, sanatçının bağımsızlığını ilan etmesi için ailevi, kültürel ve milli değerlerini sorgulamasını ele alıyor. 19. yüzyıl sonunda Dublin’de dünyaya gelen Stephen Dedalus’un bilinci, İrlanda’nın tarihî ve siyasi hareketleriyle, Katolik Kilisesi’nin kültürü ve değerleriyle yoğrulmuştur. Roman boyunca entelektüel, cinsel ve manevi gelişimini adım adım izlediğimiz Stephen, aldığı dinî eğitim ve ilkgençlik yılları boyunca kendisini öğretmenlerinden, ailesinden ve çevresinden ayrı tutanın ne olduğunu fark edeceği bir uyanış anına doğru ilerlemektedir.

Sanatçı’nın Bir Genç Adam Olarak Portresi, Dublinliler’in sosyal gerçekçiliğini Ulysses’in sembolizmine bağlayan bir halka niteliği taşıyor.

“Joyce tek eliyle 19. yüzyılı yerle bir etti.”
T. S. Eliot

sempatizan hayranlarına 12 kitap önerisi 5 – sanatcinin bir genc adam olarak portresi
Önerilen Yazı
Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi Hayranlarına Kitap Önerileri
sanatçının bir genç adam olarak portresi
Sempatizan Hayranlarına 12 Kitap Önerisi 32

E-Bülten Abonesi Olun

En yeni içeriklerimizden ilk sizin haberiniz olsun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Gizlilik politikamızda daha fazlasını okuyun.
Lütfen spam klasörünü kontrol edip güvenli olarak işaretleyin.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz