1. Ana Sayfa
  2. Benzer Kitaplar
  3. “4 3 2 1” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ

“4 3 2 1” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ

featured

Auster kitabını yorumlarken, “Kendi yaşamımdan bazı şeyleri aktardım, ama hangi yazar bunu yapmaz ki?” diyor ve, “Ben tanıdığım, bildiğim dünyayı, kendi yaşadığım ve sürprizlerle dolu deneyimleri yansıtmaya çalışıyorum, ömrüm boyunca bu kitabı yazmak için bekledim,” diye tamamlıyor sözünü.

4 3 2 1

Yazar: Paul Auster
Çevirmen: Seçkin Selvi
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 1128

“Auster’ın en büyük, en yürek burkan, en doyurucu romanı, gerçeklerin ve olasılıkların, aşkın ve yaşamın sürükleyici ve şaşırtıcı öyküsü” olarak tanımlanan yapıt, bir aile destanı havasında başlıyor ve o aile bireylerinden birinin kendi yaşamını “ya öyle olmasaydı” diye sürdürmesiyle devam ediyor.

Sadece bir ailenin ve bir kişinin yaşamıyla sınırlı kalmayan roman, Soğuk Savaş, Rosenberg’lerin idamı, Kennedy ve Martin Luther King suikastları, Vietnam Savaşı, My Lai katliamı, 1968 üniversite olayları gibi konuları da ayrıntılarıyla işleyerek 20. yüzyılın ikinci yarısına panoramik bir bakış sunuyor ve bu deneyimleri bitmek istemeyen, akıcı, keyifli cümlelerle aktarıyor.

Auster kitabını yorumlarken, “Kendi yaşamımdan bazı şeyleri aktardım, ama hangi yazar bunu yapmaz ki?” diyor ve, “Ben tanıdığım, bildiğim dünyayı, kendi yaşadığım ve sürprizlerle dolu deneyimleri yansıtmaya çalışıyorum, ömrüm boyunca bu kitabı yazmak için bekledim,” diye tamamlıyor sözünü.

“4 3 2 1” hayranlarina okuma öneri̇leri̇ 1 – 4 3 2 1
“4 3 2 1” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ 4

Erkek Dediğin…

Yazar: David Szalay
Çevirmen: Sevi Sönmez
Yayınevi: Hep Kitap
Sayfa Sayısı: 432

Erkek Dediğin erkeklerin dünyasına açılan bir kapı. On yedi yaşındaki Simon ile arkadaşının çıktığı Avrupa turuyla başlayan roman ölümün eşiğindeki Tony’nin hikâyesine kadar farklı yaşlarda ve milliyetlerde dokuz erkeğin hikâyesine yer veriyor. Her hikâyede erkeğin yaşı büyürken, buna bağlı olarak hikâyelerin geçtiği aylar da değişiyor, hayatının baharında olan Simon’ın hikâyesi nisan ayında başlıyor ve en son hayatının kışını yaşayan Tony’nin hikâyesinde aralık ayına ulaşılıyor.

Hikâyelerdeki kahramanların hepsi de evlerinden bir şekildeuzaktalar. Çevrelerinde dostları, aileleri ya da iş arkadaşları olsa da, dünyayı küçülten teknoloji içinde yalnızlar ve bu yalnızlığı derindenhissediyorlar. Karakterlerin bazıları bu yalnızlıklarını kabul edip kendi içlerinde yaşamayı kabul ederken, bazıları yüzeysel ve geçici ilişkilerle yalnızlıklarından kurtulmaya çalışıyor. Erkek Dediğin, yaşı ve sosyal konumu ne olursa olsun erkeklerin dünyaya ve düzene bakış açısını başarılı bir şekilde yansıtıyor.

Sparsholt – Sakıncalı Yakınlık

Yazar: Alan Hollinghurst
Çevirmen: Göksenin Abdal
Yayınevi: Sola Unitas
Sayfa Sayısı: 488

LGBTI edebiyatının seçkin örneklerinden biri…

Man Booker Ödüllü yazar Alan Hollinghurst’e ait bu ustaca yazılmış roman, bir yandan, tuhaf bir ailedeki karmaşık ilişkilerin derinine inerken, bir yandan da okuru yetmiş yıllık bir yolculuğa çıkarıyor.

1940’ta, David Sparsholt, mühendislik okumaya Oxford’a gelir ama aklında Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne katılmaktan başka bir düşünce yoktur. Yakışıklı, atletik ve karizmatik bir karakter olan David, diğer insanlar üzerinde yarattığı güçlü etkiden bihaberdir; özellikle de kendisi de yazar olmayı arzulayan, şöhretli bir romancının romantik ve yalnız oğlu Evert Dax üzerinde yarattığı etkiden. Savaşla çalkalanan ve Yıldırım Savaşı’yla tarumar edilen Londra’nın dışında yer alan Oxford, tuhaf bir şekilde bertaraf edilmiştir: Burası, geçici bir güzelliğe sahiptir, karaltı örtüsü altında gizli fısıldaşmaların yaşandığı bir yerdir. David ve Evert arasında gelecek yıllarda hayatlarına damga vuracak bir arkadaşlık filizlenir.

Alan Hollinghurst’un yazın camiasını kasıp kavuran yeni romanı, üç nesil boyunca sanat, edebiyat ve aşkla bir araya gelen birkaç arkadaşın samimi ilişkilerine hayat veriyor. Bu capcanlı olaylar dizisinde haz ve ahlak algısındaki değişimlere de şahitlik ediyoruz: Sparsholt ailesinin Cornwall tatili, Dax malikanesindeki alışılmadık buluşmalar, David’in oğlu ressam Johnny’nin 1970’lerdeki Londra maceraları… Babalar ve oğullarını, aile ve onun meşruiyetini anlatan, zengin betimlemelerle dolu, duygu yüklü bu sarsıcı roman, geçtiğimiz yüzyıldaki toplumsal ve cinsel devrimleri keşfetmekle kalmıyor, bizleri içinde bulunduğumuz çağın kalbine doğru sürüklüyor.

“Bir gençlik macerasının ardından nesiller boyu süren artçı sarsıntıları anlatan bu muhteşem romanda Adınla Çağır Beni ve Evelyn Waugh bir araya geliyor.”
Esquire

Yavaşlığın Keşfi

Yazar: Sten Nadolny
Çevirmen: Tevfik Turan
Yayınevi: Opm-Ruffel
Sayfa Sayısı: 400

Tek bir kayık ve az bir ezakla daracık bir kum adasına atabildik kendimizi. Kara en az iki mil uzaktaydı.

Vah vah!

Daha kaptan yardım istemek için kayıkla Sydney’e doğru yola çıktığında mürettebatta ilk ümitsizlik işaretleri başgösterdi. Kumsal sudan sadece birkaç ayak yüksekteydi. Erzak kıttı. Kimse kaptanın karaya ulaşabileceğini sanmıyordu. Elli üç gün bekledik!

Ya Franklin?

O, ümidini kaybetmedi. Galiba hiç elinde değil ümitsizliğe kapılmak. Oraya sanki yıllarca kalacakmış gibi yerleşiyor gibiydi. Kumsal meclisine seçtik onu.

O da nesi?

İsyan çıktı çıkacaktı. Ama Franklin başkaldıracak kadar ümidini kaybedenleri vaktimiz olduğuna, hem de yavaş bir isyanın hızlı isyandan gene de iyi olacağına ikna etti. Kumsal meclisi, herkesin katıldığı bir hükümetti.

Pek Fransız işiymiş. Ama kum adacıkları için belki uygun olabilir. Peki nasıl bir hizmeti oldu bu Franklin’in?

Daha ilk dakikada, erzakı yükseğe kaldırmak için iskeleler kurmaya başladı. Üç gün sonra işi bitirdiğimizde bir fırtına çıktı, adayı su altına bıraktı, ama iskeleleri su basmadı. Franklin o kadar yavaş ki, hiç zaman kaybetmiyor.

Morte

Yazar: Robert Repino
Çevirmen: Mehmet Ortaç
Yayınevi: Arunas Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 448

“İsimsiz Savaş” başlamıştı ve amaç, insanların yok olmasıydı. Bu savaşı başlatan Koloni, yıkıcı düşmanları olan insanlara karşı, onları sonsuza kadar yeryüzünden silecek bir orduyu binlerce yıldır hazırlıyordu. Koloni’nin her şeyi gören gözünün altındaki bu ütopyada; insanların zorbalığına, kötüye kullanımına ve batıl inançlarına yer olmayacaktı. Koloni’nin planının son adımı; yüzey hayvanlarını zeki, iki ayak üzerinde yürüyebilen hale getirerek efendilerini yok etmekti.

Eskiden bir ev kedisi olan Mort(e) ise en zor görevleri almasıyla ve insanların korkunç biyolojik silahı olan EMSAH’a karşı savaşmasıyla ünlenmiş bir kahramandır. Ama onun bu vurdumduymaz tavırlarının sebebi, dönüşümden önceki dostu olan köpek Sheba’yı bulmaktır. Geriye kalan insanlardan, Sheba’nın canlı olduğuna dair bir mesaj aldığında bu yolculuk onu Koloni’nin kalbine götürecektir. Burada Emsah’ın gerçek kaynağını ortaya çıkaracak ve bu planın işleyişiyle oynayacaktır.

“Orwell’in Hayvan Çiftliği kitabına zekice göndermeler yapan Repino, post apokaliptik bir mizansene konuşan hayvanları yerleştirmiş. Bunun üzerine geleneksel “Güç yozlaştırır!” temasını yerleştirerek, bu ütopyanın yıkımını getirmiş. Böylece empatik bir melankoli ortaya çıkmış. Mort(e)’nin hayal kırıklığı oluşmuş ve hayvanlar intihar etmeye başlamış… Bu hırslı çıkış romanı, beklenmedik bir derinliğe sahip, garip bir erdem hikâyesine dönüşüyor.”
Publishers Weekly

“Hadi, W. Bruce Cameron’un saçma ve hüzünlü eseri A dog’s Purpose’u alıp, onu vahşi ve korkutucu bir post apokaliptik bir mizansende yapılan ve bütün dünyadaki canlıları etkileyecek bir savaşa çevirelim ve üzerine Matrix’i gölgede bırakacak bir kehanet ekleyelim. Eğer bu biraz fazlaysa Hayvan Çiftliği’nin Orson Scott Card tarafından bir daha yazıldığını düşünün. Elinize, zekice yazılmış eğlenceli bir çıkış romanı kalır. Bu harika bir bilim kurgu eseri! Bu kitap, evcil hayvan sahiplerine bir daha evcil hayvanlarıyla uğraştıklarında, bu türler arası savaşı hatırlatacak bir kitap.”
Kirkus

“Bu enteresan çıkış romanı, bir evcil hayvanın bakış açısından başlıyor. Bu, George Orwel’in Hayvan Çiftliği romanını post apokaliptik bir mizansene yerleştiriyor. Ana hikâyenin içine komünizm yerine, öngörüyü yerleştiriyor. Bu eser, bireyin toplumdaki konumunu sorgulamasını sağlıyor. Şiddetle tavsiye edilir.”
Library Journal

Kumandanı Öldürmek

Yazar: Haruki Murakami
Çevirmen: Ali Volkan Erdemir
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı: 848

Hepimiz hiç kimseye açamayacağımız sırlarla yaşıyoruz…

Dünya edebiyatının tartışmasız en büyük yazarlarından olan Haruki Murakami’den gerçek bir şaheser… İlmek ilmek örülmüş bir gizem hikâyesi… Kumandanı Öldürmek yalnızlığı bir yük olarak görmeyen, yeri geldiğinde yalnızlığını bir madalya gibi göğsünde taşıyanlar için yazılmış bir roman. Tıpkı bir dağ başında yalnız bir hayat süren, bu yalnız varoluşuyla gizemli bir şeyleri hayatına davet eden roman kahramanı gibi. Bu muhteşem romanı okurken yol arkadaşımız yine müzik olacak… Mozart’ın Don Giovanni’sini, Strauss’un Güllü Şövalye’sini başucu müziğimiz yapacağız. Kumandanı Öldürmek’in gizemli labirentlerinde kaybolurken Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby’sine selam gönderecek, Orwell’ın 1984’ü yazarken inzivaya çekildiği o adayı merak edeceğiz… Ve hepsinden önemlisi “büyülü bir dünya”da yaşadığımızı bir kez daha anlayacağız.

Buradayım

Yazar: Jonathan Safran Foer
Çevirmen: Begüm Kovulmaz
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 680

Jonathan Safran Foer, uzun bir aradan sonra kaleme aldığı romanı Buradayım’da kendi hayatlarının çeperinde sıkışıp kalmış iki insanın, Jacob ve Julia’nın öyküsünü anlatıyor. Bir kadın ile bir erkeğin, bir anne ile bir babanın ve yaşamın dayanılmaz ve muhteşem yükünü taşımanın öyküsü bu… Dahası var ama: Sevdiklerine kıyamasalar da sevgiye kıyanların, kalp kırıklıklarını hayal artıklarıyla yamayanların ve bitirmeye çalıştıkları hayatlardan bir şeyler biteceğini umanların öyküsü. Jonathan Safran Foer, kendine özgü hassasiyeti, yaratıcılığı ve benzersiz icatlarıyla bu muazzam romanında bir evliliğin çöküşünü, bir ailenin yaşamını ve İsrail’in yıkımına neden olan büyük Ortadoğu savaşını anlatıyor ve olaylar, adeta ağaç halkaları gibi, okuru da sarıp sarmalayarak iç içe geçiyor. Her şeyin bitiminde ve kalbin en derinlerinde, sadece ama sadece sızılar kalıyor.

Foer, yine kimsenin başaramadığını başarıyor ve yaşam akışını olduğu gibi, tüm güzelliği ve sefaletiyle sayfalara yansıtıyor, satırlarını yüreklerimize kazıyor.

Hayat denen trajikomedinin insafına kalmış olan bizler… işte, bakın, buradayız, buradayız, buradayız.

“Bu kitap, elinizden bıraktığınız zaman onu okumaya devam etmeniz için adeta yakarıyor.”
New York Times

Mutlak Mutluluk Bakanlığı

Yazar: Arundhati Roy
Çevirmen: Suat Ertüzün
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 480

Parçalanmış bir hikâye nasıl anlatılır?
Yavaş yavaş hikâyedeki herkese,
Hayır,
hikâyedeki her şeye dönüştürerek.

Makul Bir Saatte Yeniden Uyansam

Yazar: Joshua Ferris
Çevirmen: Begüm Kovulmaz
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 336

Bir ucunda Tanrı’nın, bir diğerinde ölümün gölgesinin yer aldığı bir ringde kum torbasına dönen bir kahramanın yaşama tutunma hikâyesi: Makul Bir Saatte Yeniden Uyansam. Kendi adına kayıtlı bir hesaptan e-postalar almaya başlayınca Tanrı’yı aramaya koyulan tanrıtanımaz bir adamın absürt mücadelesi ya da ağızla başlayıp yürekle son bulan bir macera, bir çağın özeti.

Amerikan edebiyatının genç yeteneklerinden Joshua Ferris, Man Booker’a aday olan bu romanda aynayı bugünün insanlarına tutuyor ve hayli tanıdık bir mizansen dahilinde çağdaş yaşamın dibine vurmanın ne demek olduğunu esprili bir dille anlatıyor. Kendi aklından medet umacağına akıllı telefonuna sığınanlar, sıkıntıya düştüklerinde alışverişle avunanlar ve sürüden ayrılınca kurtlara yem olanlar Ferris’in kaleminde akla hayale sığmayacak noktalara savruluyor ve varoluş başlı başına bir komediye dönüşüyor. Makul Bir Saatte Yeniden Uyansam, kadim bir dine mensup olduğunu öğrenen bir ateistin Tanrı ve çağın saçmalığıyla imtihanından yola çıkarak zorlu bir soru soruyor: Eninde sonunda öleceksek eğer, niçin yaşıyoruz?

Sahi, niçin yaşıyoruz?

Fındık Kabuğu

Yazar: Ian McEwan
Çevirmen: İlknur Özdemir
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 152

Edebiyat tarihinin en genç Hamlet’i babasının katline engel olmaya çalışırken pek bilindik bir varoluş krizine düşer: Olmak ya da olmamak!

Hamileliğinin son aşamasındaki Trudy, ihanet ettiği kocası John’u kafasının karışık olduğu bahanesiyle evlerinden uzaklaştırdıktan sonra son derece sığ, çıkarcı ve bayağı kayınbiraderi Claude’la yaşamaya başlar. Trudy ve Claude, John’a ait paha biçilemez eve konmak için planlar yaparlar. Fakat bu kumpası ilk aşamasından beri takip eden bir kulak misafirleri vardır: Trudy’nin rahminde, kendisini bekleyen geleceğe doğup doğmama konusundaki kararını henüz verememiş bir fetüs.

Ünlü İngiliz yazar Ian McEwan’ın anlatıcılığını bir fetüse yaptırdığı, embriyonun yapısı gereği monolog bir anlatımla ilerleyen, nüktesi bol ve akıcılığını kaybetmeyen bir dille kotardığı bu kısa roman, klasik suç hikâyesinden beklenenleri başarıyla karşılarken en özgün Hamlet uyarlamalarından birisi olarak anılmayı hak ediyor.

“Bir fetüs tarafından anlatılan ihanet ve cinayet öyküsü, şaşırtıcı derecede merak uyandırıcı, göz kamaştırıcı derecede zekice yazılmış, ciddiyetle derinleşen bir roman.”
Washington Post

“Ian McEwan’ın Fındık Kabuğu bir fetüs tarafından anlatılan son derece eğlenceli bir kitap”
Toronto Start

“Ian McEwan Fındık Kabuğu ile ne kadar sıra dışı bir yazar olduğunu bir kere daha gösteriyor.”
The Wall Street Journal

Seri Sonu

Yazar: Paul Beatty
Çevirmen: Fuat Sevimay
Yayınevi: Hep Kitap
Sayfa Sayısı: 304

Los Angeles’ın Dickens adlı banliyösünde doğup büyümüş bir siyahinin dilinden mizah yüklü bir anlatım…

Psikolog babasının evde eğitim verdiği ve kendi sosyal deneylerinde kullandığı “Bonbon” Ben, babası polis tarafından “kazara” öldürülünce yüklü miktarda tazminat alır. Siyahi nüfusuyla bilinen, türlü şakalara ve önyargılara malzeme olan Dickens’ın yavaş yavaş yok olması, adeta haritadan silinmesi karşısında mutsuzdur. Dickens’ı eski günlerine döndürebilmek için büyük bir mücadeleye girişirken, yolunun Anayasa Mahkemesi’ne düşeceğini öngöremez.

Yazgı ve Gazap

Yazar: Lauren Groff
Çevirmen: Begüm Berkman
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 440

2017’de Granta dergisi tarafından en iyi genç Amerikalı yazarlar arasında gösterilen, kitapları New York Times çoksatanlar listesine giren, 2018’de Guggenheim edebiyat bursuna layık görülen Lauren Groff gelenekle yenilikçiliğin ötesine geçen, dünya klasikleri kadar katmanlı ve günümüz dünyasının gerçeklerini unutmayan bir edebiyatın temsilcisi olan maharetli bir yazar. Amerikan Ulusal Kitap Ödülü finalisti olan Yazgı ve Gazap, yayımlandığı dönemin Amerikan Başkanı Barack Obama’nın okuma listesine seçilmesiyle de adından söz ettirmişti.

Her hikâyenin iki tarafı vardır. Her ilişkide iki ayrı bakış açısı. Belki de iyi bir evliliğin sırrı doğrular değil de yalanlardır. Şeytan tüylü çapkın Lotto ile etrafı sırlarla örülü Mathilde, gizlice evlendiklerinde sadece yirmi iki yaşında, uzun boylu, yaratıcılıkla dolu, cazibeli ve birbirlerine delicesine âşık iki gençtiler. Muhteşem olmak alın yazılarıydı. Lauren Groff, bir evliliğin yirmi dört yıllık hikâyesini anlatırken hiçbir şeyin beklendiği gibi gerçekleşmeyeceğini ve burnumuzun ucundaki bu gerçeği anlamanın ne kadar zor olduğunu anlatıyor. Yazgı ve Gazap, aşkın, yalanların, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir kudretin, herkesin kıskançlıkla izlediği bir Âdem ile Havva’nın hayatın kendisi kadar tehlikeli hikâyesi.

“Nefes kesecek kadar iyi. Coşkun, zengin, hem dünyevi hem de destansı bir dönüştürücülüğe sahip.”
James Wood

“Groff, romanında erkekler ve kadınların yaratıcılıkları ve insan olarak kıymetlerinin nasıl farklı değerlendirildiğini şevkle inceliyor.”
The Guardian

Bölge Bir

Yazar: Colson Whitehead
Çeviren: Algan Sezgintüredi
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 280

Amerikan edebiyatının en iddialı isimlerinden Colson Whitehead, Bölge Bir’de, büyük bir salgının ardından yerle bir olan dünyada, yaşayan ölülerle ölmeden yaşamaya çabalayanların öyküsünü anlatıyor. Bir zamanların şaşaalı New York şehrinde, kurtlar sofrasında sağ kalmanın tüm incelikleri ve uygarlığın bağırsaklarında verilen amansız savaşın öyküsü… Bölge Bir, çivisi çıkmış dünyada kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış olan leşleri, kopukları ve medeniyet adıyla bilinen hastalığın son safhasını gözler önüne seren, dehşetli bir çağdaş yaşam alegorisi.

Devası bulunmayan bir salgının öyküsü bu, yaşam da dedikleri.

“Umut en tehlikeli uyuşturucudur, sakın kullanma.”

“Titreyip kendine gelmeye muhtaç, dibe vurmuş günümüz toplumuna dair zekice kurgulanmış bir metin.”
The Seattle Times

“Yılın en iyi kitaplarından biri.”
Esquire

Çember

Yazar: Dave Eggers
Çevirmen: Handan Balkara
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 494

Mae Holland, dünyanın en güçlü internet şirketi olan The Circle’da (Çember) işe alınır. Bu Mae için öyle mucizevi bir andır ki Mae, hayatının fırsatını yakaladığını düşünmektedir.

Düşlerindeki işi bulduğunu düşünen Mae; kendisini, arkadaşlarını ve yakınlarını hatta insanlığın geleceğini etkileyecek bir gerçekle karşılaşacaktır. Bir kadının hırsı ve idealizmiyle başlayan roman, birden kendini endişe dolu bir atmosfere bırakacaktır ve okuyucunun zihninde hafıza, geçmiş, gizlilik, ahlak, demokrasi ve insan bilgisinin sınırları hakkında birtakım soruların belirmesine neden olacaktır.

“Ürkütücü.”
The Washington Post

“Büyük Birader hâlâ peşimizde.”
Time

“Çağrışımları korkunç olsa da, okuması çok zevkli.”
New York Times Magazine

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz