İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Benzer Kitaplar
  3. Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri

featured

Şampiyonların Kahvaltısı, başarılı oto galerisi sahibi Dwayne Hoover, şiddetli bir orta yaş krizine girmek üzere. Farkında değil, ama değeri bilinmemiş bilimkurgu yazarı Kilgore Trout kendisine doğru ilerliyor.

Şampiyonların Kahvaltısı

Yazar: Kurt Vonnegut
Çevirmen: Cem Akaş
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 296

Gelin, Görün Sizde Aklınızı Kaçıracaksınız!

Amerika’yı, insanların gerçek hayattan bu kadar uzak olduğu, tehlikeli ve mutsuz bir ülke yapan şeyi anlayınca, hikaye anlatmayı bırakmaya karar verdim. Hayat hakkında yazacaktım. Her insan, bir diğeriyle tam olarak aynı ölçüde önemli olacaktı. Bütün gerçeklere eşit ağırlık verilecekti. Hiçbir şey dışarıda bırakılmayacaktı. Başkası düzen getirsin kaosa. Ben tam tersine düzene kaos getirecektim, ki bunu da yaptım bence.

Başarılı oto galerisi sahibi Dwayne Hoover, şiddetli bir orta yaş krizine girmek üzere. Farkında değil, ama değeri bilinmemiş bilimkurgu yazarı Kilgore Trout kendisine doğru ilerliyor. Çok geçmeden karşı karşıya geldiklerinde, onları çok önemli bir misafir bekliyor olacak. Şampiyonların Kahvaltısı, zenginleşen Amerikan toplumunun zihnini cinsellik, siyaset, savaş ve daha fazla tüketimle bombardımana tutan kitlesel medyayı alaya alan karnaval niteliğinde bir şaheser.

“Voltaire geri dönmüş de plastikten, tek kullanımlık bir Amerika’nın dehşetiyle dalga geçiyor gibi.”
The Sunday Times

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 1 – Sampiyonlarin Kahvaltisi 1 scaled

Sirius’tan Gelen Kurbağa

Yazar: Tom Robbins
Çevirmen: Süha Sertabiboğlu
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 384

Hırslı melez güzeli Gwendolyn Mati borsa simsarıdır. Paskalya arifesinde borsa çökünce, kendine ve müşterilerine ait paraları kurtarmanın derdine düşer. Aynı zamanda imana gelmiş bir maymunun kaybolması, sokak serserilerinin saldırısına uğramak, 130 kiloluk kaftanlı-türbanlı medyum arkadaşının sırra kadembasması gibi kariyeriyle ilgisi olmayan meselelerle boğuşmak zorunda kalır. Bunlar yetmezmiş gibi Timbuktu’dan yeni gelen kurt borsacı Larry Diamond da dağılmış hayatının tam ortasına düşer.

Gwen, işiyle ve parayla ilgili hırslarını tatmin etmek için binbir dolap çevirmeye çabaladığı üç gün boyunca Larry’nin aykırı tavırlarının ve cinselliğinin cazibesinden kurtulamaz. Onun etkisiyle kurbağa nüfusunun neden hızla azaldığı, Afrika’nın ücra bir köşesindeki Bozo kabilesinin Sirius yıldızıyla ilgili sırlarabinlerce yıldan beri nasıl olup da vakıf olduğu, eski Çin İmparatoriçesinin ucu yeşimden kristal lavmanıyla rektum kanserinin tedavi edilip edilemeyeceği, Tarot kartlarından birinin değiştirilmesinin anlamı gibi sorularla uğraşır…

Tom Robbins, yayınevimizden çıkan Parfümün Dansı, Dur Bir Mola Ver ve Ağaçkakan’da olduğu gibi bu romanında dakahramanlarını bambaşka bir atmosfer içinde yeniden yaratırken gerçekliğin bilinmedik yanlarına projektör tutuyor. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını vurgulayarak, trajikomik bir çılgınlık içinde dönüp duran dünyamızın altüst olmuş değerlerini benzersiz bir biçimde sorguluyor… Gene hınzır, bilge, erotik ve kışkırtıcı…

“Bu sadece eğlencelik bir kitap değil. Okuru, parlak ve zekice ayrıntılarla örülmüş hınzırlıkların, kehanetle ve binbir tuhaflıkla kaynaşan karanlık bir olay örgüsünün içine fırlatıp atıyor.”
The Oreganian

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 2 – Siriustan Gelen Kurbaga scaled

Tüysüz

Yazar: Woody Allen
Çevirmen: Garo Kargıcı
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 232

Çağımızın ünlü sinema ustası, unutulmaz komedyen, kült filmlerin akıllara kazınmış başrol oyuncusu ve kitapları dünyanın her yerinde büyük ilgi gören yazar Woody Allen, seksten siyasete, felsefeden gündelik hayatın en saçma detaylarına uzanan bir yelpazede, yine çok eğlenceli ve entelektüel bir klasikle, Tüysüz‘le karşınızda.

“Romantik olmaya çalıştım… Zamanıdır diye hissettiğim bir anda doğrudan gözlerinin içine baktım ve ‘Çalkala lütfen’ dedim. Ve güldü! Evet, Theo! Bana güldü ve sonra sinirlendi! ‘Senin gibi bir adam için çalkalayacağımı nasıl düşünebilirsin!? Şaka mı bu?’ Ben ‘Lütfen, anlamıyorsun’ dedim. O ‘Pekala anlıyorum! Diploma sahibi bir ortodontist dışında kimseyle çalkalamam! Uzak dur benden!’ dedi. Ve gözyaşları içinde kendini dışarı attı. Theo! Ölmek istiyorum!”

“Sevmek mi yoksa sevilmek mi daha iyidir? Eğer kolesterolünüz altı yüzün üzerindeyse hiçbiri. Sevmek derken, kastettiğim tabii ki romantik aşk-erkek ile kadın arasındaki aşk yani; anne ve çocuğunun, çocuk ve köpeğinin ya da iki şef garsonun arasındaki değil.”

“Erken gelişmiş bir çocuktu. Bir entelektüel. On ikisinde, vandalların kütüphaneye sızarak Fransızcaya çevirdikleri T.S. Eliot şiirlerini İngilizceye geri çevirmişti. Ve sanki zekâ seviyesi onu yeterince izole etmemiş gibi, dininden dolayı tarifsiz ayrımcılıklara ve faşizan zulümlere maruz kaldı, çoğunlukla da ebeveynleri tarafından. Doğru, ihtiyar adam sinagogun bir üyesiydi, annesi de öyle. Ama oğullarının bir Yahudi olduğu gerçeğini asla kabullenememişlerdi. ‘Nasıl oldu bu?’ diye sorardı babası, şaşkınlıkla.”

“Düşünce: İnsanoğlu niçin öldürür? Yiyecek için öldürür. Üstelik sadece yiyecek için değil, çoğu kez yanında meşrubat da gerekir.”

“Ölümden korktuğum yok, sadece başıma geldiği sırada orada bulunmak istemiyorum. Bir şey daha… Ölümden sonra yaşam varsa ve hepimiz aynı yerde buluşacaksak beni aramayın, ben sizi ararım.”

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 3 – Tuysuz scaled

Dur Bir Mola Ver

Yazar: Tom Robbins
Çevirmen: Fatma Taşkent
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 384

Yazar bu romanda, insanın mutlu olamamasını doğadan kopmasına, kazanma hırsı, kaybetme kaygısı ve ölüm korkusu gibi “doğadışı” gerginlikler edinmesine bağlıyor. Ve bütün bunlara neden olan, ekonomiyi sağlıktan, sevgiden, hakikatten, güzellik ve seksten üstün tutan modern medeniyeti suçluyor. Emir, sansür, ödül ve ceza ile sistemi ayakta tutan politikacıların, askerlerin ve din adamlarının doğadan, dolayısıyla hayattan korktuklarını belirtiyor. Özgür ve neşeli bir hayat yerine “istikrar”ı amaçlayan bir hayata maruz kalmamızda dinin rolünü deşiyor. En istikrarlı toplumların polis devletleri olduğunu, doğanın ve hayatın istikrarlı olmadığını, istikrarın doğal olmadığını vurgulayarak dinin Cennet ödülü ve Cehennem cezası ile istikrarı sağlamaya çalıştığına dikkat çekiyor.

Çingene ruhlu Amanda ile davulcu ve heykeltıraş Ziller başka bir hayat yaşamaya karar verir. Yol kenarında bin bir çeşit insanın uğrayıp mola verdiği, sosis ve sebze/meyve suyu satılan, bale kıyafeti giymiş pirelerin gösteri yaptığı, çeçesineği ve zehirsiz yılanların sergilendiği bir dinlenme tesisi açarlar. “Ölüm korkusu köleliğin başlangıcıdır” diyen, hayatta aslolanın “üslup” olduğuna inanan renkli ve şehvetli Amanda, “şeytanın meyvesi” mantarlara, böceklere ve çiçeklere karışır… Bütün yolculuklarını kaynağa doğru yapan, yaratılıştaki ritimle müzikteki ritmi bağdaştıran Ziller ise yabani, yarı çıplak, sessizce ortalıkta dolanır… Tarihi Batı kültüründen çok daha eski olan Hint, Tibet, Afrika kültürleri ile pagan dünyayı hatırlayarak yaşarlar…

Kaybetmekten ve kazanmaktan öte bir hayat arayanlara…

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 4 – Dur Bir Mola Ver scaled

Eğrisi Doğrusu

Yazar: Woody Allen
Çevirmen: Garo Kargıcı
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 158

Yan Etkiler, Sırf Anarşi ve Tüysüz’den sonra Woody Allen, cümlelerine noktayı sonunda koyuyor; yüzyılın en üretken ve aykırı figürlerinden biri sayılan Woody Allen’ın bütün eserleri serisi böylelikle EĞRİSİ DOĞRUSU ile tamamlanıyor!

Sinemacı, yazar, oyuncu ve komedyen kimlikleriyle çağımızın tartışmasız en iddialı ve yaratıcı figürlerinden Woody Allen’dan zekâ dolu ve sivri dilli bir kitap: Eğrisi Doğrusu. “Hayattaki tek pişmanlığım bir başkası olmamak” diyen Woody Allen; ince bir mizah ve keskin göndermelerle ördüğü kitabıyla gündelik hayatın monotonluğuna absürdün sınırlarında dolaşarak karşı çıkıyor. Eğrisi Doğrusu; giderek saçmalaşan ve saçmalığıyla bunaltan bir dünyada, absürdün serin sularında geziniyor.

Tek satırlık esprilerden fazlasını arayanlara ilaç gibi gelecek Eğrisi Doğrusu, hem güldürüp hem düşündürme iddiasında dersek yalan olur.

İyi vakit geçirin, o kadarı yeter.

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 5 – Egrisi Dogrusu scaled

Gece Ana

Yazar: Kurt Vonnegut
Çevirmen: Algan Sezgintüredi
Yayınevi: April Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 248

Campbell son derece ağır suçlarla itham edilmesinin yanı sıra bir yazar, bir zamanlar orta karar şöhrete kavuşmuş bir oyun yazarıydı. Yazardı demek, sırf sanatın gerektirdiklerinin ona, üstelik herhangi bir sakınca görmeden yalan söylettiğini söylemektir.

Oyun yazarıydı demekse hiç kimse sahne kadar garip bir yapaylıktaki bir şey üzerinde hayatları ve tutkuları çarpıtan bir adamdan daha iyi yalan söyleyemeyeceğinden, okura yapılan daha da sert bir uyarıdır.

İnsanı insan yapan nedir?
Kimliğimizi ne belirler?
Genetik miras mı? Yetiştirilişimiz ve ailelerimiz mi?
Irkımız, dilimiz, dinimiz mi? Çevremiz mi?
Coğrafya mı? Tarih mi?
Başımıza gelenler mi?
Yoksa hepsini birden alıp ne yaptığımız mı?
Davranışlarımızın altında hangisi yatıyor?

Yaptığımız veya yapmadığımız şeylerin sonuçları, son tahlilde tümüyle bizim midir? Doğru, hep göründüğü gibi midir?
Yalan her bağlamda kötü müdür yoksa anahtar,görelilik kuramının söylediği şey midir?

Merhamet olmadan insan, insan olur mu?

Kurt Vonnegut, başyapıtlarından Mezbaha 5’te ufak bir rolde görünmüş Amerikalı ‘Vatan Haini’ Howard W. Campbell Jr’ı başrolüne oturttuğu casusluk öyküsü Gece Ana’da, tanıyıp sevdiğimiz, hem gülümsetip hem göz yaşartan sivri diliyle bir kez daha şereften merhamete, aşktan ihanete her yönüyle insan olmayı anlatıyor.

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 6 – Gece Ana scaled

Madde 22

Yazar: Joseph Heller
Çevirmen: Niran Elçi
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 608

II. Dünya Savaşı’nda bombardıman uçağı pilotu olarak görev yapıp askeri bürokrasinin nasıl işlediğini gören Joseph Heller tecrübelerinden ilhamla yazdığı bir kitapla Amerikan edebiyatını dönüştürdü. Edebiyatta mizahi geleneğin ve savaş karşıtlığının en önemli ürünlerinden olan Madde 22 ise yazarını gölgede bırakacak kadar popülerleşip başlı başına Amerikan kültürünün bir parçası haline geldi.

İtalya’da Amerikan ordusu adına bombardıman uçağı pilotu olarak görev yapan ve hiç karşılaşmadığı binlerce kişi tarafından öldürülmek istendiği için kızgın olan Yossarian’ın asıl derdi, askerlik görevini bitirmek için gereken uçuş sayısını her geçen gün artıran ordusuyladır. Yossarian, görevlerden feragat etmek için herhangi bir girişimde bulunursa, fazlasıyla komik bir kural olan Madde 22’ye takılacaktır: Eğer biri tehlikeli savaş uçuşlarını yapmaya gönüllüyse aklını kaybettiği düşünülür ama görevlere katılmak istemediğini belirten resmi bir başvuruda bulunursa delirmediği ortaya çıkar ve böylece görevine devam etmek zorunda kalır.

Yayınlandığı günden beri Amerikan edebiyatının köşe taşlarından biri olarak görülen Madde 22, tarihin en çok ilgi gören, en sıradışı kitaplarından biri. Edebiyatta kara mizahın doruk noktası.

“Madde 22, okuduğum mantıklı tek savaş romanı.”
Harper Lee

“Madde 22, faşizme karşı verilen savaşta, Amerikalıların yarattığı en büyük destan.”
Kurt Vonnegut

“Son elli yılda yazılmış iki büyük Amerikan romanı var. Biri Madde 22.”
Stephen King

İlginizi Çekebilir: “Madde 22” Hayranlarına Okuma Önerileri

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 7 – Madde 22 scaled

Kasabanın En Güzel Kızı

Yazar: Charles Bukowski
Çevirmen: Avi Pardo
Yayınevi: Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 224

Kasabanın En Güzel Kızı’nda yer alan öyküleri, Charles Bukowski’nin haklı şöhretini kazanmasının en iyi örnekleri sayılıyor. Bukowski bu öykülerde kendi hayatından yola çıkarak, kaybedenlerin dünyasına, ayyaşlar, kaçıklar, düzenbazlar, fahişelerden oluşan bir dünyaya kendine has farklı bir mercekten bakıyor ve her şeyi olabildiğince açık ve net anlatıyor.

“Sahile götürdüm onu o gün. Yaz henüz başlamamıştı, hafta sonuydu, tenhaydı sahil. Harikuladeydi. Berduşlar paçavraları ile kuma uzanmışlardı. Bazıları taş banklara oturmuş şişeyi paylaşıyorlardı. Martılar telaşsız ve aptal uçuşlarındaydılar. Yetmişlik-seksenlik karılar kocaları öldükten sonra kendilerine kalacak evleri satıp satmamayı tartışıyorlardı. Her şeye rağmen huzur vardı havada. Denize doğru yürüdük. Çok az konuşarak. Mutluyduk birlikte. İki sandviç, biraz cips ve içecek bir şeyler aldım. Kuma uzanıp atıştırdık. Birbirimize sarılıp uyuduk bir süre. Sevişmekten bile güzeldi sanki.

Gerilimsiz bir birlikte akış. Uyandıktan bir süre sonra eve döndük. Yemek pişirdim. Yemekten sonra birlikte oturmayı teklif ettim. Bir şey söylemeden uzun uzun baktı bana. Sonra yumuşak bir sesle, “Olmaz,” dedi. Onu bara bıraktım, çıkmadan önce eline bir içki tutuşturdum. Bir ambalaj fabrikasında iş buldum. Hafta öyle geçti.”

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 8 – Kasabanin En Guzel Kizi scaled

Kovboy Kızlar da Hüzünlenir

Yazar: Tom Robbins
Çevirmen: Sona Ertekin
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 384

“Oyunculuk uçarılık değil bilgeliktir” diyerek, paradoks ve çelişkiler üzerine kurulu oyuncul romanların yazarı Tom Robbins’in başyapıtı sayılan Kovboy Kızlar da Hüzülenir’de kendine özgü neşeli üslubuyla karşıkültürün sözcülüğünü yapıyor.

1970’lerin anarşizan hippi kültüründen esinlenen uçuk ama eleştirel bir hikayedir bu kitapta anlatılan. Aşktan cinsel özgürlüklere, siyasi isyandan hayvan haklarına, bedene, doğaya, dine, hayata dokunan, dilin sınırlarını zorlayan Kovboy Kızlar da Hüzünlenir 1993 yılında Gus Van Sant tarafından sinemaya aktarıldı.

Anatomik bozukluğunu bir avantaja çeviren bir kadının tuhaf hikayesidir bu. Sissy Hankshaw muazzam büyüklükte bir başparmakla doğmuştur. Bu sayede çok iyi otostop yapabildiğinden bütün ülkeyi dolaşır. Sonra model olmaya karar verir. “Kontes” lakaplı bir transeksüel için çalışırken reklam filmi çekimleri için Kaliforniya’ya gider ve kovboy kızlarla tanışır. Bu kızlardan kafa dengi Bonanza Jellybean ve II. Dünya Savaşı sırasında Amerika’da kurulan Japon toplama kampından kaçan The Chink ile birlikte yeni bir hayat kurmaya çalışır.

Ama dikkat, amiplerden uzak durun çünkü “kesin olan bir şey var ki amipler durmaksızın bölünerek çoğaldıkları, sahip oldukları tüm özellikleri aktardıkları ve kendilerinden hiçbir şey kaybetmediklerine göre dünyaya gelen ilk amip bugün hâlâ hayatta. İster dört milyar ister sadece üç yüz yaşında olsun, bugün hâlâ bizlerle beraber.”

Vahşi Batı’nın yalnızca kızlar tarafından yürütülen en büyük çiftliğine, Rubber Rose’a hoş geldiniz…

“Bu o özel romanlardan biri, sihirli, sıcak, komik ve çılgın, yanınıza alıp uzaklara, gün batımlarına gitmek isteyeceğiniz.”
Thomas Pynchon

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 9 – Kovboy Kizlar Da Huzunlenir scaled

Ağaçkakan

Yazar: Tom Robbins
Çevirmen: Fatma Taşkent
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 256

Tom Robbins’in daha önce yayınlarımız arasında çıkan ve büyük beğeni toplayan Parfümün Dansı ve Dur Bir Mola Ver adlı romanlarından sonra bir başka kitabını daha sunuyoruz: Ağaçkakan.Yine oyuncul, uçarı ve bilge…

Bir Camel paketine bakarak neler söyleyebilirsiniz? Âşık değilseniz, o da her nesne kadar anlamsızdır. Ama, “azılı” bir bombacı aklınızı başınızdan almışsa ve aylarca Camel paketi dışında hiçbir şey “okumamışsanız”, siz de Prenses Leigh-Cheri gibi kâinatın sırlarını çözebilirsiniz belki.

Ağaçkakan, sıradışı kahramanların yaşadığı tutkulu bir aşk hikâyesi… Tahttan sürülmüş bir kraliyet ailesinin Prenses kızı ile göğsüne bantlanmış dinamit lokumlarıyla dolaşan meşhur bombacı Bernard, nam-ı diğer Ağaçkakan, Hawaii’de karşılaşırlar. Ağaçkakan bir kanun kaçağıdır ama sıradan bir suçlu değildir, şerefli bir davası ve saygı değer bir felsefesi vardır. Prenses ise seksin “arsız” çağrısına doğru dört nala koşturan soylu vücudunu ıslah etmeye karar vermiştir. Yüksek toplumsal ve çevresel duyarlılığı Ağaçkakan’ın romantik bireyciliğine toslayınca, Prenses bambaşka bir davanın peşinden koşmaya başlayacaktır: Aşk…

Aşk bazen gelir, ama sonra geldiği gibi gider. Robbins’in hınzır, dalgacı, hiperaktif dünyasında renkli ve hareketli bir aşk turu atarken, ezeli bir soruya cevap bulma arayışında Prenses ile Ağaçkakan’a eşlik ediyoruz: Aşkı kalıcı kılmanın yolu nedir? Bu arayış sırasında, piramitler, kızıl saçlılar, uzaylılar, Ay’ın ve Güneş’in misyonu ve tabii Camel paketi arasındaki esrarlı ilişkileri keşfetmek de onlara kısmet olacaktır.

Robbins aşkı mı “ti”ye alıyor, yoksa aşk karşısındaki çaresizliğimizi mi? Kendiniz karar verin.

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 10 – Agackakan scaled

Taksitle Ölüm

Yazar: Louis Ferdinand Celine
Çevirmen: Simla Ongan
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 544

Fransız yazar Louis-Ferdinand Céline’in ikinci romanı olan Taksitle Ölüm, Gecenin Sonuna Yolculuk’tan dört yıl sonra, 12 Mayıs 1936’da yayımlandığında eleştirmenler tarafından kıyasıya eleştirilmiş, günümüzdeyse birçok yorumcu tarafından Céline’in gerçek başyapıtı olarak kabul edilmiştir.

Céline, yer yer otobiyografik anlar da içeren bu romanında, hayatını büyük bir yokoluşa adamış Ferdinand’ın hikâyesini anlatıyor. Paris sokakları, pasajlar, tezgâhtarlar, kuyumcular, hayat kadınları, uçan balonlar, tuhaf bilimsel fikirler, sinir krizleri, kayıtsızlık ve hiçlik de cabası…

Yayımlanışından tam 81 yıl sonra Türkçeye ‘‘bulaştırılan’’ Taksitle Ölüm küfürbaz, asi, provokatif, müptezel, haz düşkünü, sınır ihlali yapan, kaotik bir metin.

Hayatta dikiş tutturamayanların, dahası tutturmak istemeyenlerin başucu kitabı…

“Kitap nihayet yayımlanıyor. Biçeminden haberdarsınız zaten – bu, Yolculuk’tan çok daha ötesi.”
L.-F. Céline’den J. Garcin’e mektup, 21 Nisan 1936

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 11 – Taksitle Olum scaled

Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar

Yazar: Tom Robbins
Çevirmen: Nuray Yılmaz
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 512

Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar, uluslararası bir entrikanın ve Güney Amerikalı münzevi bir şamanın lanetine uğrayarak tekerlekli sandalyeye mahkum olan hınzır bir CIA ajanının öyküsüdür. Bu mahkûmiyet, ruhani bir “yükseliş” potansiyeli de taşır. Zira Fatima’nın üçüncü kehanetinin yeniden keşfinin ve şaşırtıcı içeriğini ifşa etme mücadelesinin vakayinamesini de tutan roman, aynı zamanda ruhani aydınlanmaya doğru bir yolculuktur.

Vahşi Sakatlar bir yandan da kendisinden on yaş büyük bir rahibeye duyduğu saplantı kösnüllükle, lise çağındaki üvey kız kardeşinin bekâretini bozmak için duyduğu dayanılmaz arzu arasında gidip gelen bir adamın portresidir. Bütün bunlara çalıntı bir Matisse tablosuyla, sürekli yinelediği mantra’sı gelecek kuşakları aydınlatacak bir nitelik taşıyan bir papağanı da eklersek, Tom Robbins’e yakıştırılan “sözün break dansçısı” nitelemesini haklı çıkaran bir romanla karşı karşıya olduğunuz anlaşılır.

CIA ajanı kahramanımız Switters’ı birbiriyle çelişen arzular yönetir. Bilgisayardan nefret eder, ama tam bir siber-âlem büyücüsüdür; anarşisttir, ama hükümet için çalışır; barış yanlısıdır, ama silahsız dolaşmaz; derin bir ruhaniyet duygusu taşır, ama duadan ya da örgütlü dinden kendini sakınır; masumiyetin korunması fikrini saplantı haline getirmiştir, buna karşılık yeniyetme üvey kız kardeşinin masumiyetinin peşindedir.

Switters’a musallat olan, her birimizin kafasını kurcalayan o bildik çatışmadan farklı değildir aslında. Çözüm içimizdeki çelişen unsurlardan birini seçmek değil, ikisini de kucaklamaktır. İnsanlar hayatlarında kesinliğe özlem duyarlar. Oysa kesinlik, Tanrının barış mesajını yaymak için savaşmayı tercih ettiğimiz, cinayet işleyenleri ölümle cazalandırdığımız bir dünyada, bu çözümü olmayan çelişkiler dünyasında hiç bir sorunu çözmez.

Robbins olumluyla olumsuzu, yin ile yang’ı birbirinden ayrılmaz görür. Hepimizin bindiği bir tahterevallidir söz konusu olan. Herkes aynı tarafa binerse, oyun kaçınılmaz olarak son bulur. Vahşi Sakatlar bir yanıyla, bir ajanın soluk soluğa okunan, mizah dolu macerasıdır. Başka bir düzeyde ise, canlılığın, devinimin, değişimin, ele avuca sığmazlığın, damgasını vurduğu çağımızda, tablonun bütününü gözlerimizin önüne seren, ciddi fikirlerle dolu roman olarak da okunabilir.

“Robbins meseleleri beyin kamaştıran bir tarzda kavranıyor. Aynı zamanda dünya çapında bir öykü anlatıcı.”
Thomas Pynchon

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 12 – Sicak Ulkelerden Donen Vahsi Sakatlar scaled

Kazanamazsın

Yazar: Jack Black
Yayınevi: Aylak Kitap
Sayfa Sayısı: 412

Jack Black, çalışmayı reddeden macera peşinde koşan ama bulabildiği her durumda kitaplara gömülen, suç dünyasının gerçekliğini kültürün alanına taşıyan kahramanların, 20. yüzyıl başlarının “aylak adam”larının belki de en ünlüsüdür. Kazanamazsın’ı yasadışı hayatından yola çıkarak otobiyografik öğeler kullanarak yazdı, William S. Burroughs başta olmak üzere Beat kuşağını etkiledi.

“Kazanamazsın’ı ilk defa 1926’da kırmızı kapaklı bir baskıdan okudum. Orta sınıf ahlâkıyla kuşatılmış ve aptallaşmış olduğumdan; pejmürde pansiyonlar, bilardo salonları, randevuevleri, keşhaneler, hapishaneler, hırsızlar ve aylaklarla dolu bu yeraltı dünyasından oldukça büyülenmiştim. Yarım asır sonra, zaman zaman kelimesi kelimesine hem de ezbere Jack Black’in yazılarından alıntılar yaparken buldum kendimi. Eğer bir parçasını elli yıl sonra bile hatırlıyorsanız bu, o kitabın iyi olduğunun kanıtıdır. Jack Black kitabına Kazanamazsın adını vermiş. Doğru da, kim kazanabilir ki? Kazananın elinde hiçbir şey yoktur. Hayatını tam zamanlı bir işte çalışarak geçirse daha mı iyi olurdu? Hiç sanmıyorum.”
William S. Burroughs

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 13 – Kazanamazsin scaled

Sıska Bacaklar

Yazar: Tom Robbins
Çevirmen: Süha Sertabiboğlu
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı: 464

Bir Arap ile bir Yahudi bir gün birlikte Birleşmiş Milletler binasının karşısında restoran açmışlar… Etnik bir fıkranın başlangıcı sandınız, değil mi? Ama yanıldınız. Yahudilerle Arapların bir gün gerçekleşmesi umut edilen barış içindeki ortak yaşamlarının küçük evreni niteliğindeki bu restoran, Tom Robbins’in o muhteşem yaratıcılığını yine doludizgin serbest bıraktığı romanı Sıska Bacaklar’ın ana mekânını oluşturuyor. İşte bu mekânda, genç bir ressamın New York’taki sanat ortamında kendi yolunu bulma mücadelesine, aynı dünyada hasbelkader yıldızı parlayan hödük bir kaynak ustasının sonunda Filistin’in yitik tanrısını keşfetmesine, Kıyamet Günü’nün gelişini çabuklaştırmaya çalışan bir rahibin çabalarına tanık oluyoruz.

Fasulye Konservesi, Kirli Çorap, Tatlı Kaşığı, Boyalı Sopa ve Sedefli Deniz Helezonu gibi nesnelerin ABD’den Kudüs’e bir hac yolculuğuna kalkıştıkları, bir fasulye konservesinin derin felsefi nutuklara giriştiği bir romanla karşı karşıyayız. Elinizde tuttuğunuz, “Sihre inanmamak zavallı ruhları hükümete ve iş dünyasına inanmaya zorlayabilir” diyen bir dil cambazının yapıtı ne de olsa. Üstelik bütün bunlar olup biterken, insanların evreni net olarak görmesini engelleyen bütün yanılsamaları, Salome’nin tülleri gibi tek tek gözümüzün önünden kaldırıyor Robbins.

Buram buram siyaset kokan bu romanında Kitabı Mukaddes’in mirasından dehasına yaraşır bir muziplikle yararlanıyor ve her zamanki cüretkâr tavrından hiç ödün vermeksizin, çağımızın en hassas meselelerine el atıyor: Irk, siyaset, evlilik, sanat, din, para ve şehvet. Bunların üzerine, kimilerinin gezegenimizin “son günleri” olarak adlandırdığı bir öngörünün gölgesi düşüyor düşmesine ancak yazarın yarattığı o neşe dolu, pırıl pırıl evren böyle olası bir akıbetin gölgesiyle kolay kolay kararmayacak kadar aydınlıktır aslında.

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 14 – Siska Bacaklar scaled

Big Sur

Yazar: Jack Kerouac
Çevirmen: Nevzat Erkmen
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 240

Şarap, şiir ve macera, doğanın kucağında, şehrin çılgın kalabalığından uzakta…

Yolda’nın ardından gördüğü ilgiden bunalan Jack Kerouac, Kaliforniya’nın en güzel yerlerinden birinde, Big Sur’de inzivaya çekilme niyetiyle yola çıkıyor ve Beat şöleni böylece başlıyor: bitmek bilmeyen içki alemleri, en sıcak dost ortamlarında bile ruh üşüten yalnızlıklar ve varoluş yükünün dehşetli güzelliği eşliğinde.

Kelimeler, yaşamın temposuna yetişme telaşıyla sayfalara sığmaksızın çağlıyor ve deniz kuşlarının çığlıkları, rüyaların gölgelerine, dalga seslerine karışıyor. Kerouac, bir döneme damgasını vuran Beat kuşağının buhranlarını bu romanında temize çekiyor.

Big Sur, Jack Kerouac’ın hayatıyla hesaplaştığı bir roman. Anılar birikmiş, hesaplar kabarmış, yollar aşılmış… Tayfa toplanmış, hazırlıklar yapılmış, şişeler dizilmiş yine. Delicesine, coşku ve sevgiyle, yol devam ediyor. Kerouac’ın yaşamla raksı sürüyor, sürüyor, sürüyor.

Şampiyonların Kahvaltısı Hayranlarına Kitap Önerileri 15 – Big Sur scaled

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz