İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Benzer Kitaplar
  3. “DENİZLER ALTINDA 20.000 FERSAH” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ

“DENİZLER ALTINDA 20.000 FERSAH” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ

featured

Jules Verne’in 1870 yılında yayımlanan bu romanında, Kaptan Nemo’nun Nautilus adlı denizaltısıyla yolculuğa çıkıyoruz. Gemilere çarpıp onları batıran dev bir deniz canavarı zannedilen Nautilus, toplumla olan tüm bağlarını koparmış, bilgili, kültürlü bir adam olan Kaptan Nemo tarafından yönetiliyor.

Denizler Altında 20.000 Fersah

Yazar: Jules Verne
Çevirmen: Aslı Avcan
Yayınevi: Alfa Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 690

Jules Verne’in 1870 yılında yayımlanan bu romanında, Kaptan Nemo’nun Nautilus adlı denizaltısıyla yolculuğa çıkıyoruz. Gemilere çarpıp onları batıran dev bir deniz canavarı zannedilen Nautilus, toplumla olan tüm bağlarını koparmış, bilgili, kültürlü bir adam olan Kaptan Nemo tarafından yönetiliyor. Mürettebatı da yine kendisi gibi insanlardan, aralarında başka bir dilde anlaşan kişilerden meydana geliyor. Doğabilimcisi Pierre Aronnax, uşağı Conseil ve gözü kara Kanadalı zıpkıncı Ned Land da tesadüfen Kaptan Nemo’yla karşılaşıyor ve Kızıldeniz, Akdeniz, Kayıp Atlantis ile Güney Kutbu’nu birlikte geçiyorlar. Bu sırada denizlerin altında karşılaştıkları köpekbalıkları, camgözler, türlü çeşit su yosunları, yeraltı volkanları ve Jules Verne’in gerçekçi anlatımıyla zihnimizde canlandırabileceğimiz her türden deniz yaratığının yaşadığı dünyaya yolculuk ediyoruz.

Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, bilimkurgu olarak yazılmış, ama Jules Verne’in pek çok kitabı gibi gerçekleşmesi mümkün olmuş anlatılardan biridir.

“deni̇zler altinda 20.000 fersah” hayranlarina okuma öneri̇leri̇ 1 – denizler altinda 20.000 fersah
“DENİZLER ALTINDA 20.000 FERSAH” HAYRANLARINA OKUMA ÖNERİLERİ 4

Dünyaların Savaşı

Yazar: H. G. Wells
Çevirmen: Ali Kaftan
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 296

“BU BİR SAVAŞ DEĞİL. HİÇBİR ZAMAN SAVAŞ OLMADI; İNSANLARLA KARINCALAR ARASINDAKİ BİR SAVAŞTAN DAHA FAZLASI DEĞİL BU.”

H. G. Wells, bilimkurgunun atası, türe adını altın harflerle yazdırmış en büyük yazarlardan. Zaman Makinesi, Görünmez Adam, Doktor Moreau’nun Adası gibi eserleri ve düşünceleriyle âdeta zamanın ötesinden gelen bir yazar olan Wells, Dünyalar Savaşı’nda istila altındaki umutsuz ve çaresiz bir gezegenin hikâyesini anlatıyor: Dünya’nın.

Gökyüzünden İngiltere’nin güneyine düşen silindirlerin yarattığı merak hemen sonra yerini korkuya bırakmıştır. Dünya, Mars’tan gelen canlıların istilası altındadır. Henüz ne olduğunu anlayamadan Marslılar tarafından katledilmeye başlayan insanlar, var güçleriyle karşılık vermeye ve direnmeye çalışırlar.

Uzaylıların kontrolü altındaki İngiltere’de adsız anlatıcının tanıklıkları, insanlığın kaygı verici ümitsizliğinin ve hayatta kalma mücadelesinin karanlık bir portresini çizer. İnsanlığın Dünya üzerindeki binlerce yıllık hükümdarlığı son mu bulacaktır, yoksa bir kurtuluş ihtimali var mıdır?

Arthur C. Clarke’ın önsözüyle, Henrique Alvim Corrêa’nın çizimleriyle…

“H. G. Wells’in yazdıkları insanı kendine hayran bırakan ve hiçbir zaman tam olarak kavrayamayacağımız türden.”
Orson Welles

“Bay Wells’in eserleri zamanın eskitemeyeceği ve gerçekleşmesi pek de imkânsız olmayan hikâyeler anlatıyor.”
Jules Verne

“Her nesil Dünyalar Savaşı’nı kendi deneyimlerinin ışığında yeniden okuyup yeni bir şeyler öğrenebilir.”
Arthur C. Clarke

Yedilerin Gizemi

Yazar: Agatha Christie
Çevirmen: Çiğdem Öztekin
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 296

İflah olmaz bir uyku bağımlısı olduğunu kanıtlayan Gerry Wade’e arkadaşları bir şaka yapmak isterler. Sekiz çalar saatin sabah 6.30’dan başlayarak art arda çalması planlanır. Ancak sabah olduğunda saatlerden birinin kaybolduğu ve yapılan şakanın istenmeyen trajik sonuçlara yol açtığı görülür.

Chimneys Köşkü’nde dört yıl aradan sonra bir cinayet daha işlenmiştir ve bu son olmayacaktır. Cinayet mahallinde yedi çalar saatin bulunması ve kurbanların ağızlarından dökülen son sözlerin “Yedi Kadran” olması tesadüfi değildir. Tüm bilinmezler düğümü bu iki sözcükte saklıdır… İşi çözmek ise Başmüfettiş Battle ve arkadaşlarına düşer. 

Robinson Crusoe

Yazar: Daniel Defoe
Çevirmen: A. Erkin Köylügil
Yayınevi: İlgi Kültür Sanat Yayınları
Sayfa Sayısı: 544

Bu kitapta, İngiltere’de yaşayan Robinson Kreutzner’in dünyayı gezme hayalleriyle ailesini arkada bırakarak çıktığı yolculukta başına gelenler ve sonrası anlatılmaktadır. Seyahat ettiği geminin batması sebebiyle ıssız bir adada yirmi sekiz yıl boyunca başından geçenleri Robinson’un kendi ağzından, açık ve anlaşılır bir dille okumaktayız. Elindeki imkânları olabilecek en iyi şekilde kullanan Robinson ıssız adada vahşi hayat ve korsan tehlikesinin içerisinde kendine küçük bir dünya kurar. İsyan etmeyen, pes etmeyen Robinson bize çalışarak her şeyin üstesinden gelinebileceğini gösterir. Adadaki hayatının son yıllarına dahil olan Cuma Robinson’a hem adada hem de sonrasında yarenlik eder. ‘’Robinson Crusoe’nun Yeni Serüvenleri’’ adı verilen ikinci kitapta ise Robinson’un tekrar denize açılması ve ticaret yapması gibi ıssız adadan döndükten sonraki yaşamı anlatılır.

Dr.Jekyll ile Bay Hyde

Yazar: Robert Louis Stevenson
Çevirmen: Ebru Kılıç
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 88

Çağının önde gelen yazarlarından Robert Louis Stevenson’ın en önemli eserlerinden biri olarak görülen Dr. Jekyll ile Bay Hyde,Viktoryen dönemin ahlakçı paranoyasının insan bilincinde yarattığı yarılmayı yansıtan bir başyapıt.

Avukat Bay Utterson, kadim dostu Doktor Henry Jekyll’ın son isteğinin ardındaki gizemin peşine düşmekten kendini alamaz. Dr. Jekyll’ın tüm mirasını bıraktığı şu gizemli Bay Hyde kimdir? Soylu Sör Danvers’ı kim öldürmüştür?

Stevenson, bir insanın ruhundaki iki farklı kişiliği, saf iyiyle saf kötünün temsillerini yansıttığı ürkütücü eseriyle hem gizem hem korku hem de bilimkurgu türünde çığır açmayı başarıyor.

“Yalnızca iyi bir ‘öcü masalı’ değil aynı zamanda nesirden ziyade şiire yakın bir hikâye. Bu yüzden yeri Madam Bovary ve Ölü Canlar gibi şaheserlerin yanı.”
Vladimir Nabokov

Efendi Uyanıyor

Yazar: H. G. Wells
Çevirmen: Egemen Yılgür
Yayınevi: Maya Kitap
Sayfa Sayısı: 214

Edebiyat tarihinin ilk distopyası olan Efendi Uyanıyor bir 19. yy. centilmeni olan Graham’ın öyküsünü anlatıyor. Nadir görülen bir uykusuzluk hastalığından mustarip olan Graham en sonunda uyumayı başarır. Ne var ki bu kez 200 yıllık trans halinde bir uykuya dalacaktır. Uyandığında ise, banka hesabına işleyen faizler sayesinde dünyanın en zengin ve en güçlü adamı olduğunu öğrenir. O artık bambaşka ve hiç tanımadığı bir dünyada yaşamaktadır. Dünyanın tek efendisi ve sahibi odur! Graham uyuduğu sırada servetini idare eden Konsey, tüm gezegene hüküm süren son derece karanlık ve acımasız bir sistem kurmuştur. Oysa insanların bir kurtarıcı olarak gördüğü Graham’dan beklenen, toplumu bu korkunç despotlardan kurtarmasıdır.

Bir distopya klasiği ve politik bilimkurgu türünün en iyi örneklerinden biri olan Wells’in bu başyapıtı, okuru fantastik bir maceraya sürüklüyor. Günümüzden 114 yıl önce yazılmış olmasına rağmen global şirketlerin yükselişi, uçakların seyahat amaçlı kullanımı ve birçok teknolojik gelişmeyi zamanının çok ötesinde başarılı bir şekilde tahmin etmiş olması şaşkınlık yaratıyor. Geleceğe dair yerinde tahminlerinin yanı sıra toplumsal adaletsizlikle boğuşan bir dünyayı tasvir eden Efendi Uyanıyor, distopya, bilim kurgu ve politik roman hayranları için mükemmel bir seçim.

“Wells’in en çarpıcı yönü, edebiyatın klişeleşmiş yanlarına yeni bir soluk getirip canlılık katması…”
The Spectator

“Politik bilim-kurgu ve distopya severler için kaçırılmaması gereken bir eser…”
Times Literary Supplement

Gulliver’in Gezileri

Yazar: Jonathan Swift
Çevirmen: Kıymet Erzincan Kına
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 352

“Fakat bu betimlemenin, itiraf etmeliyim ki, Britanyalılarla hiçbir şekilde ilgisi yoktur. Onlar, sömürgelerini kurmada gösterdikleri bilgelik, özen ve adaletle…yeni sömürgeleştirdikleri yerlere, anayurttan getirdikleri ölçülü yaşayış tarzları ve konuşmalarıyla; bütün sömürgelerinde sivil yönetimin başa getirilmesindeki adalet dağıtımıyla ilgili gösterdikleri kararlılıkla tüm dünyaya örnek olmuşlardır.”

Jonathan Swift: Heccav. 
Ömrünün sonuna doğru felç geçirdi ve konuşma yeteneğini kaybetti.
Mezar kitabesini kendi yazdı.

Define Adası

Yazar: Robert Louis Stevenson
Çevirmen: Nurettin Elhüseyni
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Sayfa Sayısı: 280

Stevenson’ın ilk kez 1881 yılında bir dergide tefrika olarak yayımladığı Define Adası, bugüne dek gerek atmosferi ve karakterleriyle, gerek anlattığı heyecanlı define avıyla her yaştan okuru cezbetmiştir. Yetişkin dostlarıyla birlikte çıktığı deniz seferinden sağ salim dönülmesinde önemli rol oynayan, romanın yeniyetme anlatıcısı Jim Hawkins açısından, bir rüştünü ispat etme hikâyesidir. Zira Jim bu seferde ihanetler, sürpriz saldırılar ve kanlı çarpışmalarla karşı karşıya kalmıştır. Romanın en fazla ete kemiğe büründürülmüş, en güçlü karakteri John Silver’ın eylemlerinde ise yazarın “ahlak” kavramının her zaman açık ve net olmamasına ilişkin alaycı yaklaşımı sezilir.

Popüler korsan imgesinin biçimlenmesinde de Define Adası’nın rolü büyüktür. Bugün korsan denildiğinde gözümüzün önünde hemen definenin yerinin işaretli olduğu haritaların, tropikal adaların, omzunda papağanıyla tek bacaklı denizcilerin canlanmasını, romanın çok sayıda film ve dizi versiyonunun bu imgeleri çoğaltarak kolektif belleğimize yerleştirmesine borçluyuz.

Kral Arthur’un Sarayında Connecticutlı Bir Yankee

Yazar: Mark Twain
Çevirmen: Cihat Taşçıoğlu
Yayınevi: Nora
Sayfa Sayısı: 418

“Mutlak güç muhakkak yozlaştırır.”

19. Yüzyıl Amerikası’ndan bir yankee, talihsiz bir kaza sonucu kendini 6. yüzyılda bulur. Artık Kral Arthur’un tebasının bir üyesidir ve çok geçmeden, İngiliz ulusunu Camelot’un zulmünden kurtarmak ve özgürleştirmek, batıl inançlarla yönetilen ülkeyi Cumhuriyet’e taşımak için kolları sıvar. Hedefiyle arasında, başta dönemin en tehlikeli adamı Merlin olmak üzere, aristokrasi, Kilise ve tabii ki krallığın kendisi dursa da, yüksek teknolojik bilgisi sayesinde engellerin tek tek üstesinden gelecektir.

Ancak unuttuğu bir şey vardır: “Mutlak güç muhakkak yozlaştırır.” Üstelik, özgürlük düşüncesi ya da yeni idealler bir toplumun kolay kolay benimseyebileceği şeyler değildir.

Kral Arthur’un Sarayında Connecticutlı Bir Yankee, sadece zaman yolculuğu kavramının temellerini atmakla kalmayan, devrimin kendi çocuklarını nasıl yediğini de gözler önüne seren bir başyapıt.

Önceki Günün Adası

Yazar: Umberto Eco
Çevirmen: Kemal Atakay
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 432

“Önceki Günün Adası”, batan bir gemiden kurtulup bir başka gemide “karaya” çıkan “Roberto de la Grive”in öyküsü. On yedinci yüzyılda geçen bu öykü, Roberto’nun sevdiği kadına yazdığı mektuplar ve gemide tuttuğu notlarla ulaşıyor bize. Roberto’nun ıssız gemide geçirdiği günler boyunca eski yaşantısıyla ilgili anımsamaları, bir dönemin siyaset, sevgi, bilim, toplum yaşantılarını yeniden kurarak, tarih, toplum, insan ilişkilerini değerlendirmemizi sağlıyor. Üç aşamalı bir anlatı piramidiyle (Yazar / Roberto / Roberto’nun mektuplarını yorumlayan Anlatıcı) bize ulaşan öykü, bir yandan gizemli izler bırakarak sürekli Roberto’dan kaçan bir Davetsiz Konuk’un varlığıyla gerilim kazanırken, bir yandan da hem birinci elden tarihsel anlara ve mekanlara ulaşabiliyor, hem de Anlatıcı kanalıyla on yedinci yüzyılla yirminci yüzyıl arasında karşılıklı bakış açıları oluşturuyor.

Ben Robot

Yazar: Isaac Asimov
Çevirmen: Ekin Odabaş
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 248

Ünlü bilimkurgu yazarı Isaac Asimov’un bilimkurguya en büyük katkısı Üç Robot Kanunu’dur. Üç Robot Kanunu’na göre;

-Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.

-Robotlar, Birinci Kanun’la çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.

-Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun’la çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.

Ben, Robot’ta, Isaac Asimov en ünlü 9 robot öyküsünü toplamıştır. Bu öyküler, gelecek nesillerin robot öyküleri için bir yol gösterici olmuş, bilimkurguda robotun ciddiye alınmasını sağlamıştır. Asimov, bu öykülerle konuşma yetisi olmayan robotlardan insanlığın iyiliğini gözeten makinelere kadar, robot tarihinin izini sürüyor.

Ben, Robot 25 sene sonra yeni edisyonuyla, İthaki Bilimkurgu Klasikleri dizisinin bir parçası olarak geri dönüyor.

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz