İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Benzer Kitaplar
  3. “BENİ ASLA BIRAKMA” HAYRANLARI İÇİN OKUMA ÖNERİLERİ

“BENİ ASLA BIRAKMA” HAYRANLARI İÇİN OKUMA ÖNERİLERİ

featured

Kazuo Ishiguro, yayımlandığı yıl Time tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine alınan Beni Asla Bırakma’da, yıkıma götüreceğini bile bile kendi kaderini kabullenenlere odaklanmış görünüyor.

Beni Asla Bırakma

Yazar: Kazuo Ishiguro
Çevirmen: Mine Haydaroğlu
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 272

Yatılı okul Hailsham’ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez., Hailsham’dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar.

Kazuo Ishiguro, yayımlandığı yıl Time tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine alınan Beni Asla Bırakma’da, yıkıma götüreceğini bile bile kendi kaderini kabullenenlere odaklanmış görünüyor.

“beni̇ asla birakma” hayranlari i̇çi̇n okuma öneri̇leri̇ 1 – beni asla birakma
“BENİ ASLA BIRAKMA” HAYRANLARI İÇİN OKUMA ÖNERİLERİ 4

Tanrı Tavşanken

Yazar: Sarah Winman
Çevirmen: Türkan Çolak
Yayınevi: Hera Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 384

Sırların, her şeye yeniden başlamanın, dostluğun, sevinçle üzüntünün hikâyesi… Her şeyden çok da sevginin her türlü haline ilişkin…

Sarah Winman, kitabın küçük kahramanı Elly’nin ve masumiyetini kaybedişinin akıllardan çıkmayacak hikâyesini son derece dürüst ve cesur bir ifadeyle anlatıyor. 1968’de başlayıp Essex’ten Cornwall’a ve New York sokaklarına uzanan kırk yıllık bir yaşam öyküsünü konu edinen bu roman; esprili dili, tuhaflıkları, ustaca ve bazen de esrarengiz biçimde çizilmiş ilgi çekici karakterleriyle gerçek dostluğa ve kardeş sevgisine yazılan bir aşk mektubudur.

Kısa sürede 30 ülkede yayınlanan, 25 dile çevrilen Tanrı Tavşanken, edebi kariyerin başlangıcında olağanüstü kurgusuyla yeni bir soluk müjdeliyor…

“Hiçbir şey uzun süre unutulmuş kalmaz, Elly. Sadece bazen dünyaya özel olduğumuzu ve hâlâ burada olduğumuzu hatırlatmamız gerekiyor.”

Altın Çağ

Yazar: Tahmima Anam
Çevirmen: Seda Çıngay
Yayınevi: Bilge Kültür Sanat
Sayfa Sayısı: 304

Commonwealth Writers Ödülü!

Doğu Pakistan, Dakka, 1971. Rehana Hak, o yıl da 1 Mart günü şafak sökmeden kalkarak sessizce bahçeye çıkar; on yıldır bir kere bile aksatmadan yaptığı gibi… O gün çocuklarına kavuşmasının yıl dönümüdür. O gün bir parça mutluluğa izin vardır. Ama savaşın eşiğindeki bir ülkede bu fazla uzun sürmeyecektir. Hele de çocukları özgür Bangladeş için en ön saflarda savaşırken. Rehana çocuklarını bir kez kaybetmiştir, bunu bir kez daha yaşamaktan ölesiye korkar ve bu korku onu çok zor bir karar vermek zorunda kalacağı hazin sona doğru adım adım yaklaştırır.

Tahmima Anam, ana vatanının; sokağa çıkma yasakları, gözaltılar, işkenceler, tutuklamalar ve cinayetlerle geçen bu çalkantılı günlerini, doğduğu kentin insanlarının günlük yaşamlarına dair zarif ayrıntılarla süslediği sımsıcak ama bir o kadar da hüzünlü bir hikâyeyle anlatıyor.

“Altın Çağ, içe işleyen bir matemi, zarafetle ele alıyor. Yıkıntıların arasından, belagatli bir ses yükseliyor.”
Anitha Sethi, Independent

“Altın Çağ, çarpıcı bir ilk roman. Tahmima Anam bir yandan işkenceden, merhametsizlikten, mültecilerden ve çaresizlikten bahsederken bir yandan da aşktan, neşeden, yemeklerden ve şarkılardan bahsediyor.”
Observer

“Çok iyi anlatılmış harikulade bir öykü. Anam’ın 1971’den sonra dünyaya gelmiş olduğuna inanmak güç. Öyküyü her şeyi kendisi yaşamış gibi kaleme almış.”
Rupa Galib, Daily News & Analysis of India

Şeker Henry’nin Akılalmaz Öyküsü

Yazar: Roald Dahl
Çevirmen: Ülker İnce
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 240

Sıra dışının krallığına hoş geldiniz!

Casus, savaş pilotu, çikolata tarihçisi ve tıbbi buluşlar yapan bir mucit: Roald Dahl, yazdığı kitaplar kadar renkli bir yazar. Charlie’nin Çikolata Fabrikası ve diğer çocuk kitaplarıyla tanınan Dahl’ın yetişkinlere anlattığı hikâyeler de bir o kadar sihirli.

Şeker Henry’nin İnanılmaz Öyküsü, Dahl’ın hayal dünyasını olağanüstü yaşamöyküsüyle birleştiren bir derleme. Dev bir kaplumbağayla küçük bir çocuğun dostluğu, görmek için gözlerine ihtiyaç duymayan bir Hintli ve acımasızlıkta sınır tanımayan gençler, gerçek olduğuna inanmakta güçlük çekilen bir define ve pilotluk hikâyesi yan yana geliyor.

Dahl’ın yazarlığa başlamasının rastlantılarla örülü sürpriz hikâyesi de bu kitapta yer alan metinlerden biri. Yazarın külliyatında özel bir yere sahip olan Şeker Henry’nin İnanılmaz Öyküsü, Ülker İnce’nin ustaca çevirisiyle okurlarla buluşuyor.

Carol

Yazar: Patricia Highsmith
Çevirmen: Mehmet Harmancı
Yayınevi: Remzi Kitabevi
Sayfa Sayısı: 310

Gözleri aynı anda karşılaştı, Therese açtığı bir kutudan başını kaldırmıştı, kadın da tam ona bakıyordu. Uzun boylu, sarışındı. Bakışları renksiz ama ışık ya da ateş kadar hükmediciydi ve Therese başka bir yere bakamıyordu. Kadının kendisine geleceğinden emindi. Kalbi duracak gibi oldu, yüzünün alev alev yandığnı hissetti.

Biz Hep Şatoda Yaşadık

Yazar: Shirley Jackson
Çevirmen: Berrak Göçer
Yayınevi: Siren Yayınları
Sayfa Sayısı: 183

Dünyadan gizlenerek yaşayan iki kız kardeş ve gölgesini geçmişten bugüne, onların üzerine düşüren gizemli bir olay… Usta yazar Shirley Jackson, bu kısa ve mücevher misali pırıl pırıl romanda ters köşelerle örülü bir öykü anlatıyor, okura tuzaklar ve yanılsamalarla dolu bir zemin sunuyor. Biz Hep Şatoda Yaşadık, inişleri ve çıkışları, anlatımdaki mahir sıçrayışlarıyla Shirley Jackson’ın dehasını ortaya koyuyor; üstelik karşılaşacağınız en tuhaf ve cazip roman kahramanlarından biriyle, Merricat ile tanışmanızı sağlıyor. Merricat, onu mahvedecek hakikatlerin karşısında hayallerinin sayesinde dimdik duruyor, ne ki bazı hayaller, kabuslarla koyun koyuna uyuyor.

Bugün Stephen King’den Neil Gaiman’a değin pek çok çağdaş yazarın ilham kaynakları arasında andığı Shirley Jackson, Amerikan Gotiği’nin klasiklerinden sayılan Biz Hep Şatoda Yaşadık ile anlatıcı olarak ustalığını gözler önüne seriyor ve kız kardeşliğe dair unutulmayacak bir metne imza atıyor. Doğada hiçbir şey yoktan var olmuyor ve sarayların enkaza, hayallerin hezeyana dönmesi için bir an yetiyor; geriye kala kala biraz toz, belki biraz da kül kalıyor. En ölümcül zehirler, tıpkı en kuvvetli tılsımlar gibi insan yüreğinde büyüyor ve hiçbir yer, ama hiçbir yer insanın evi gibi olmuyor.

Masum İsa ve Hain Mesih

Yazar: Philip Pullman
Çevirmen: Burak Aydın
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 184

Karanlık Cevher dizisi ve Sally Lockhart maceralarıyla tanıdığımız üretken romancı Philip Pullman, bu kez gelmiş geçmiş en etkili hikâyelerden birine can verirken, hem çok tartışma yaratacak bir konuyu ele alıyor hem de bir hikâyenin nasıl “hikâye”ye dönüştüğünü gösteren bir kurguya imza atıyor. Pullman’ın alıştığımız kitaplarından farkıyla dikkat çeken Masum İsa ve Hain Mesih, İsa’nın kimliğine yepyeni bir gözle bakıyor; okurlara kitap bittikten uzun zaman sonra da akıllarından çıkmayacak sorular soruyor.

Tanrının Çocukları

Yazar: Mary Doria Russell
Çevirmen: Başak Bekişli
Yayınevi: Metis Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 548

Mary Doria Russell’ın ilgiyle okunan romanı Serçe’den sonra Tanrının Çocukları da Türkçede: Beklenmedik dönemeçlerle dolu incelikli olay örgüsü ve edebi ustalığıyla en az ilki kadar güçlü bir eser.

Roman, Jana’ata ve Runa adlı iki akıllı türün bulunduğu Rakhat gezegenine yapılan ilk seferde yaşanan felaketin ardından, yeni bir sefer için kolların sıvanmasıyla başlıyor. Dünya’da hazırlıklar sürerken, paralel bir anlatımla, Rakhat’ta insanların ister istemez başlattığı değişim rüzgârına da tanık oluyoruz. Zorlu bir yolculuğun ardından Dünyalı ekip hedefe vardığındaysa, iki gezegenin halklarının kaderi bir kez daha kesişiyor.

Bir bilimkurgu romanı olarak Tanrının Çocukları’nın ayırt edici özelliği antropolojik derinliği: karakterlerin karmaşık iç dünyasını ikna edici bir şekilde resmetmesi; onların zaaflarını, kendi kendini kandırma ve anlam olmayan yerde bile sürekli anlam arama eğilimlerini, hırs ve yanılgılarını, iyi niyetle de olsa başkalarına zarar verme kapasitelerini gözler önüne sermesi. Dahası, yazarın önemli toplumsal meselelere -farklı türlerin/kültürlerin bir arada yaşaması, anlayış ve hoşgörünün kendinden farklı olanı tanımayla başlaması, katı geleneklerin zulmü, değişimin kaçınılmazlığı vb- yaklaşımı da kayda değer.

Bütün bunlara yaratıcı bir hayal gücü ve kitabın her sayfasında hissedilen ince bir mizah da eklenince, ortaya keyif ve heyecanla okunan doyurucu bir roman çıkıyor. Tüm bilimkurgu hayranlarına ve edebiyatseverlere tavsiye ediyoruz.

Yavaş Adam

Yazar: John Maxwell Coetzee
Çevirmen: Dost Körpe
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 232

Altmış yaşındaki fotoğrafçı Paul Rayment, bir bisiklet kazası sonunda sağ bacağını kaybedince, o güne dek yalnız sürdürdüğü yaşamı tamamen değişir. Başkalarına bağımlı olmaktan nefret etse de, ister istemez kendisini bir bakıcının ellerine teslim eder. Avustralya’ya Hırvatistan’dan göçmüş olan bakıcısı Marijana’ya aşık olan Paul, kazayı izleyen ilk günlerdeki umutsuzluğundan ve karamsarlığından sıyrılsa da, Hırvat ailenin tutumu yüzünden yeni sorunlarla karşı karşıya kalır. Bu arada, Coetzee’nin başka yapıtlarının da baş kişisi olan yazar Elizabeth Costello da birdenbire ortaya çıkarak Paul’ün yaşamında etkin bir rol üstlenmeye başlar.

Coetzee, Yavaş Adam’da ilginç bir öykü anlatırken, arka planda da bizi insan yapan nitelikleri ve özellikleri, yaşlanmanın ne demek olduğunu ve yaşamlarımıza nasıl değer katabileceğimizi irdeliyor. Paul Rayment’ın içine düştüğü durumda kendi insanlığını sorgulayışı, Coetzee’nin duru anlatımıyla dile geliyor ve aşk, yaşamak, ölmek üzerine okuru her sayfada şaşırtan, düşündüren duyarlı bir yapıt sunuluyor.

Max Tivoli’nin İtirafları

Yazar: Andrew Sean Greer
Çevirmen: Cihat Taşçıoğlu
Yayınevi: Bilgi Yayınevi
Sayfa Sayısı: 277

Her birimiz birisinin hayatının aşkıdır.

20, yüzyılın hemen başındaki çalkantılı yılları yaşayan San Francisco’da geçen, yitirilen, sonra tekrar ama en az umulan yoldan bulunan bir aşkın öyküsü bu…

Hayranlık verici…

Ukrayna Traktörlerinin Kısa Tarihi

Yazar: Marina Lewycka
Çevirmen: Fezal Gülfidan
Yayınevi: Galata
Sayfa Sayısı: 328

2005 Orange Edebiyat Ödülü finalisti!

Avrupa’nın son elli yıllık geçmişi üzerine bilgece, duygu dolu ve son derece yalın bir roman.

“Annemin ölümünden iki yıl sonra babam göz alıcı, sarışın, Ukraynalı bir dula tutuldu. Babam seksen dört, kadın otuz altı yaşındaydı. Hayatlarımıza kabarık tüylü, pembe bir el bombası gibi düşerek bulanık suları karıştırdı, kabuk bağlayan anıların pisliğini gün yüzüne çıkararak ailenin hayaletlerinin canına okudu.”

“Doğru mu duydum? Babamın kucağına oturuyor, babam da onun müthiş Botticelli göğüslerini okşuyor, öyle mi?”

“Olağanüstü bir ilk roman. Eğlenceli, duygulandıran, hafızanızda yer edecek karakterleriyle son derece ustaca anlatılmış.”
Penelope Lively

 

Nemesis

Yazar: Philip Roth
Çevirmen: Deniz Koç
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 176

Philip Roth, Nemesis’te, insanın varoluşuna dair söyledikleriyle Yunan trajedilerini hatırlatan sarsıcı bir hikâye anlatıyor. 1944 yazında, polio salgını Newark sakinlerinin, ama özellikle de çocukların hayatlarını cehenneme çevirirken, gözleri yeterince iyi görmediği için orduya alınmayan genç beden eğitimi öğretmeni Bucky Cantor, şehrin Yahudi mahallesindeki bir okulun bahçe sorumluluğunu yapmakta ve orada oynayan çocukları hastalıktan korumaya çalışmaktadır. Şehirden ve salgından uzaktaki bir yaz kampında çalışan sevgilisi Marcia’yı bir mutluluk hayali olarak hep aklında bulunduran Bucky, bu hayale bir an önce ulaşmak için acele ettiğinde, bütün hayatını değiştirecek bir seçim yaptığının farkında değildir.

Nemesis, gençlik heyecanları, ölüm korkusu, sorumluluk ve inanç üzerine unutulmayacak bir roman.

Denizi Yitiren Denizci

Yazar: Yukio Mişima
Çevirmen: Selçuk Selvi
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 156

Marguerite Yourcenar’ın “İnce, bıçak ağzı gibi dondurucu bir kusursuzlukta,” diye tanımladığı Denizi Yitiren Denizci, dehşeti şiirsel bir anlatımla bütünleştiren, benzersiz bir kitaptır. “Kusursuz arınma, ancak yaşamı kanla yazılmış bir şiir dizesine dönüştürerek mümkündür,” diyen Mişima bu kitapla görüşünü örneklemiş olur. Mişima’nın en etkileyici eserlerinden biri olan kitap soğukkanlı şiddeti ustalıkla anlatırken, hiç kuşkusuz yazarın çocukluğunda bilinçaltını etkilemiş baskıları da yansıtır.

Roman, dul bir kadın, on üç yaşındaki oğlu Noboru ve kadının ikinci eşi olan denizcinin öyküsünü anlatır. Yaşıtlarıyla bir çete kuran Noboru, ilk tanıştığında denizler fatihi bir kahraman olarak gördüğü denizcinin annesiyle evlenerek sıradan birine dönüşmesinin şokunu atlatamaz.

Rakuyo’nun varlığıyla bütünleşmiş olan bu adam, geminin ayrılmaz parçası olan bu adam, kendini o güzel bütünden koparmış, kendi isteğiyle düşlerinden gemileri ve denizi silip atmıştı.

Noboru, tatil boyunca Ryuji’nin yanından ayrılmamış ve denizle ilgili hikâyeler dinleyerek, ötekilerin hiç bilemeyecekleri denizcilik bilgileri edinmişti. Ama onun istediği, bu bilgiler değil, günün birinde denizcinin hikâyeyi yarıda keserek, yeniden denize dönerken ardında bırakacağı mavi su damlalarıydı.

Deniz, gemiler ve okyanus seferlerinin hayali ancak bu mavi damlalarda var oluyordu.

Böğürtlen Şarabı

Yazar: Joanne Harris
Çevirmen: Meral Gaspıralı
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 335

Jay Mackintosh’un çocukluk anıları belleğinden silinmemiştir. O unutulmaz büyüleyici günlere dönebilmenin özlemini çekmektedir. Çoktan kayıplara karışmış bir dostun vermiş olduğu ev yapımı bir şişe şarap. Jay’e eski günlerin ve başka bir dünyanın kapısını açar…

Güzelliğe Dair

Yazar: Zadie Smith
Çevirmen: Berna Kılınçer
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 554

Howard Belsey ve Monty Kipps… Birbiriyle tamamen zıt görüşlere sahip, “akademik anlamda” bir tür kan davası güden iki akademisyen. Birbirlerine karşı zamanla bilenen nefretleri, ailelerinin yakınlaşması, hatta bir tür birbirine geçen hayatlarıyla değişik bir boyuta taşınır. Beyaz Howard’ın zenci karısı Kiki’yi yakın bir aile dostlarıyla aldatmasıyla kopma noktasına gelen evlilikleri, ailelerine Kipps’lerin dahil olmaya başlamasıyla iyice içinden çıkılmaz bir hal alır.

Yayınlandığında büyük yankı uyandıran ve Zadie Smith’e, ilk romanıyla dünya çapında ünlü bir yazar olma başarısını getiren İnci Gibi Dişler’e benzer olarak, Güzelliğe Dair de çok katmanlı yapısıyla okuru içine çekecek bir roman. Zenci-beyaz ilişkileri, ailelerin görünen ve görünmeyen yüzleri, gencecik bir güzelliğin karşı konulmaz gücü karşısında bir üniversite profesörünün düştüğü durum… Güzelliğe Dair tüm bu halleri başarıyla harmanlıyor ve okurlara, son zamanların en zevkli okumasını vaat ediyor.

Güzelliğe Dair’le “2006 Orange Ödülü”nün de sahibi olan Zadie Smith, anlattığı öykünün “güzelliğiyle” okurlarını uzun süre bekletmiş olmasının hakkını fazlasıyla veriyor.

İrtibatta Kalalım!

En son içeriklerimiz ile sizi güncel tutmak isteriz 😎

Maillerimiz tanıtım sekmesi altına düşebiliyor. Takip edebilmeniz için tanıtım sekmesini de kontrol ediniz.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

2017 yılının Aralık ayında kurulan ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllülerin oluşturduğu bir topluluk.

Yorumunuzu Bekliyoruz